Beslenme ile enfeksiyon hastalıklarından nasıl korunuruz ?

1
337

DOMUZ GRİBİ YALANLARI
CBS Muhabirinin Ortaya Çıkarttıkları

Benim yazılarımı uzun süredir takip edenler bilirler. Özellikle sağlık konusunda palavralara karşı tahammülüm oldukça azdır ve sözümü pek esirgemem. Hatırlarsanız Nisan ayının sonlarında domuz gribi ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazıda problemin aslında tarif edildiği kadar korkunç olmadığını, hemen aşılara koşmadan önce bunların yan etkileri ve hasarları konusunda kendimizi olabildiğince eğitmemizin gerekli olduğunu söylemiştim. Yazımın sonunda da sağlıklı bir bünyenin en kuvvetli tedbir olduğundan bahsetmiş ve önerilerle dolu bir liste eklemiştim. Şimdi bu konuyu yeniden açmamın nedeni ise geçen hafta elime geçen bir araştırma raporunda okuduklarım oldu. Bu raporda anlatılanlar hem Nisan ayında yazdığım yazıyı doğrularken, hem de hükümetlerin ve sağlık örgütlerinin ne kadar yetersiz ve yanıltıcı tutumlara sahip olabildiklerini gösteriyordu.

Bu yazımın içeriği, Amerika’nın ünlü CBS haber kanalı muhabiri Sharyl Attkisson ile yapılan bir röportajı konu alıyor. Sharyl Attkisson sadece basit bir muhabir değil; aynı zamanda bir araştırmacı yazar ve 1995’ten beri Washington’a bağlı olarak çalışmakta. Kendisi 2002’de Red Cross’u konu alan araştırmasıyla Emmy ödülüne layık görüldü ve 2005’te Edward Murrow ödülü aldı. Kendisinin yazımın konusuyla ilgili olan son araştırması ile H1N1, diğer adıyla domuz gribi virüsünün yaygınlığı ile ilgili gerçekleri açıklıyor.

 

Öyle ki kendisi ve haber ekibinin bulduklarına göre H1N1 virüsü vakaları tahmin edilen rakamların çok çok altında. Üstelik radar ekranına dahi giremeyecek kadar az. Kendisini ve ekibini bu araştırmaya iten ilk bilgi nereden geldi? Neden Amerikan sağlık kuruluşları, başta U.S. Centers for Disease Control & Prevention (Türkçe adıyla Amerikan Hastalıkları Kontrol ve Önleme Dairesi, yazımda kısaca CDC olarak geçeceğim) bizlere farklı bir tablo çiziyor? Yanıtları Bayan Attkisson’dan dinleyelim:

“Bu konuyla ilgilenmemin en büyük nedeni, halk sağlığı kuruluşlarında çalışmakta olan 3-4 önemli kaynaktan aldığım bir tüyo haberi oldu. Bu habere göre CDC hastanelere ve sağlık kuruluşlarına artık domuz gribi vakalarını saymanın gereksiz olduğu duyurusunu yapmıştı. Bu kaynakların her biri duyurudan şiddetle rahatsız olmuştu. Onlara göre domuz gribi vakaları bir şekilde takip edilmeli ve önemli veriler not edilmeliydi. Ben de bu duyurunun neden yapıldığını ve karşılaşılabilecek zorlukları ortaya çıkartmak için araştırmayı başlattım.”

“Araştırmama başlangıç noktam CDC oldu ve kendilerine bazı basit sorular yönelttim. Ancak fark ettim ki CDC benim sorularıma karşı önüme engeller koyuyordu. Özellikle domuz gribinin eyalet verileri ve neden vaka sayımının durdurulduğu konularıyla ilgili sorularıma karşı.”

CDC’nin bu tutumu üzerine Attkisson tam 50 farklı eyaletin her biriyle direkt bağlantıya geçti. Tek tek eyaletlerin domuz gribi olduğu kanıtlanmış vakalarla ilgili verilerini topladı. Direkt CDC’yi ilgilendiren istatistiklerin neden durdurulduğu sorusuna da mecburen eyalet sağlık yetkilileriyle tartışarak cevap aramaya çalıştı.

Eğer sağlık yetkililerini ve hükümet dairelerini dinleyecek olursanız, grip benzeri semptomlarla hastaneye başvuran herkes domuz gribine yakalanmış demektir. Ne de olsa salgın var değil mi? Ancak Attkisson’un araştırmaları, hem de daha ilk eyaletten başlamak suretiyle tamamen farklı bir tablo gösteriyordu. Attkisson devam ediyor:

“Görüştüğüm eyaletlerin hepsi, CDC onlara testleri durdurmalarını söyleyene kadar bütün grip benzeri vakalarını not ediyorlardı. Özellikle domuz gribi olma ihtimali yüksek olan vakaları ve Meksika’ya seyahat edecek ya da etmiş olan insanları. Burada iki tür test mevcuttu. Hemen ilgili hastanede ya da sağlık kuruluşunda yapılan teste hızlı test deniliyordu ve sonuçlar doğrulanması amacıyla eyalet laboratuarına gönderiliyordu. Burada yapılan test ise daha kapsamlı testti ve hastalık tanımı çok daha doğru sonuçlarla yapılabiliyordu.”

“Hızlı testler ile Domuz Gribi tanısı konulmuş vakaların arasında eyaletin kapsamlı testlerinden sonra Domuz Gribi olduğu kanıtlanmış vaka oranı %30’un üzerine çıkmıyordu. Bazı eyaletlerde ise teşhisin doğruluk oranı %1’e dahi düşüyordu. Hatta ve hatta hızlı test sonuçlarıyla Domuz Gribi tanışı konulmuş vakaların büyük bir çoğunluğu, genel grip hastalıkları gurubuna dahi girmiyordu. Bunlar genelde bir takım başka üst solunum yolları rahatsızlıklarıydı.”

Tabii bu araştırmanın ortaya çıkmasıyla birlikte dili çözülen CDC testlerin neden durdurulduğu sorusuna sonunda şu pişmiş cevabı yapıştırıyordu:

“Testleri durdurmamızdaki en önemli nedenlerden birisi, ortalıktaki grip vakalarının çoğunun zaten Domuz Gribi olmasıdır!”

Tamam bu bilgi doğru da, ortada grip vakası yok ki! Bazı eyaletlerdeki tanıların %99’unun grip dahi olmadığını da söyleler ya!

Attkisson’un araştırmasından bazı rakamlara göz atalım:

  • Florida’da Domuz Gribi teşhisi konulmuş numunelerin %83’u grip dahi değildi.
  • Kaliforniya’da aynı şekilde Domuz Gribi örneklerinin arasında %86’sı ne Domuz Gribi ne de başka bir grip virüsü taşıyordu. Sadece ve sadece örneklerin %2’si kesin Domuz Gribi onayı aldı.
  • Alaska sanırım en gereksiz korkutulan eyalet olacak. Alaska Domuz Gribi örneklerinin ise %93’u grip virüsü değildi. Sadece her 100 örnekten birisi H1N1 virüsü taşıyordu.

Bir haber muhabirinin halka tamamen açık olması gereken bu önemli bilgileri direkt merkezinden öğrenememesi durumunda ne kadar zor yollara ve beklemelere yol açacağını sanırım sizler de tahmin edebilirsiniz. Bu nedenle Sharyl Attkisson’a gerçekten saygı duyuyorum ve kendisine teşekkür ediyorum. Yazımın sonunda da onun Domuz Gribi verilerine ulaşmasındaki zorluk macerasıyla ilgili mizahi bir notunu ekliyorum:

“Domuz Gribi vakaları ile ilgili sorularımın gelmeye başlamasından kısa bir süre sonra CDC Kamu İşleri Dairesi benimle ilişkiyi tamamen kesti. Öyle ki artık e-maillerime yanıt dahi vermiyorlardı. Ben de sonunda Freedom of Information (Bilgi Özgürlüğü) dosyası hazırlamak zorunda kaldim. Bence bu adım mecbur kalmadıkça en son adım olarak kullanılmalı çünkü işleri daha da zorlaştiriyor ve uzatıyor. Ancak ne yazık ki bana başka seçenek bırakmadılar. Bir yerde takılmıştım ve araştırmamda daha ileri gidemiyordum. Bilgi Özgürlüğü hakkımı kullanmamdan hemen sonra CDC’nin bana verdiği yanıt şu oldu:

“İşlemlerinize az ilgi göstermemizin nedeni, sorularınızın halkın çoğunluğunun ilgisini çekecek kadar mühim olmadığını düşündüğümüzdendir!”

Eğer bu olay gerçekten büyütelecek kadar önemli değilse, acaba neden Amerikan başkanı Obama daha geçenlerde Domuz Gribi ile ilgili halka acil durum ilanı verdi sizce?

Attkisson sözlerini söyle bitiriyor:

“Sistemin mükemmel olmadığını zaten herkes biliyor, ama en azından halka karşı dürüst olunmalı. Ne yaptığını ve neler bulunduğunu insanlara olabildiğince açık olarak göstermeli. Eğer bir hata yaptıysan ya da birşeyi düzeltmek icabediyorsa onu da kabullenmeli ve duyurmalı. Halktan böyle konular gizlenmemeli.”

Serkan O. Yimsel
NCEP Exercise Therapist
CHEK Exercise Coach
NASM, NSCA, UCLA Fitness

Phone: 310-919-5085

1
2
Paylaş

1 Yorum

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.