Fonksiyonel Tıp Nedir ?

0
256

İki çeşit tıp var; konvansiyonel tıp ve fonksiyonel tıp. Piyasaya hakim olan konvansiyonel tıptır. Bu tıbbın ana felsefesi hastalığın ana nedenlerini değil belirtilerini tedavi etmektir. Bunu yaparken yan etkileri olan bir yığın sentetik ilaç kullanır. Ana nedenlere yönelik olmadığı için etkisi geçicidir; hastayı süründürür. Ama sağlık sektörüne iyi de para kazandırır. Bu nedenle konvansiyonel tıbba rantiyeci tıp da denmektedir.  Fonksiyonel tıbbın ana felsefesi ise, hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmektir. Tedavide, sentetik ilaçlar ile sınırlı kalmayıp, diyet, beslenme, bitkisel tedavi ve başka birçok doğal tedavi yöntemlerinden istifade eder. Konvansiyonel tıp sivrisinekleri öldürürken, fonksiyonel tıp bataklığı kurutur; konvansiyonel tıp gibi pisliği halının altına süpürmez. Bültenimizin bu sayısında Fonksiyonel tıp uzmanları Cemil A. Sülemi ve Ralph Metzner’in konuyla ilgili iki yazısını okuyacaksınız.

Nedeni Bul. Gereçleri Öğren. Çözümü Yaşa.

 21. yüzyılın Tıbbı olan Fonksiyonel Tıp, günümüzde Amerika’da ciddi bir şekilde hızla ilerleyen bir Tıp ekolüdür. Dünyaca ünlü Türk kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, ailesinin tedavisi için başvurduğu Fonksiyonel Tıp doktorlarını “hastalık detektifleri” olarak tanımlar. Bu tıbbın ana felsefesi, hastalığın belirtisini değil ana nedenini tedavi etmektir. Hastalığın coğrafyası yani vücudun hangi kısmında meydana geldiğinden öte, hastalığın mekanizması yani altta yatan ana mekanizması ile ilgilenir. Tedavide, sentetik ilaçlar ile sınırlı kalmayıp, diyet, beslenme, bitkisel tedavi ve başka birçok doğal tedavi yöntemlerinden ve en yeni bilimsel çalışmalardan muazzam bir hız ve etkinlikte de istifade edilir.

Fonksiyonel Tıbbın en ünlü doktorlarından biri olan Dr. Mark Hyman Foksiyonel Tıbbı şöyle açıklar:

Birbirinden farklı organların birbirlerinden bağımsız bir şekilde nasıl çalıştıklarını anlamaya çalışmak yerine, vücudun sistemik bir bütün olarak nasıl çalıştığını anlamamız gerekir. Biz insanları tedavi etmeye çalışmalıyız, vücutlarının parçalarını değil. Hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmeliyiz.

Ben, değişik uzmanlık alanları olan bir Tıp dogmasının eğitimini aldım. Bu dogmaya göre kalp probleminiz için kardiyoloji uzmanına, mide ağrınız için dahiliye uzmanına, eklem ağrınız için romatoloji uzmanına, deri için dermatoloji uzmanına başvurmanızı gerekir. Deri doktoruna eklem ağrınız hakkında soramazsınız. Eğer sorarsanız sorunuzu yarıda keser ve eklem doktoruna başvurmanızı ister.

Tıp okulunda hastalıkları bulmak için bana verilen yol haritası tamamen yanlış bir haritaydı. Bu yol haritası bize hastalığı teşhis edip hasta kim olursa olsun ona standart bir tedavi vermemizi öngörüyordu. Bu yanlış bir ekoldür ve bizi yanlış yola gönderen bir yol haritasıdır.

Eklem ağrılarınız, deri kaşıntılarınız, iltihaplı bağırsak sendromunuz ve depresyon birbiri ile tamamen bağlantılıdır ve bu (162 milyon kişiyi etkileyen) kronik hastlalıkların karmaşasından çıkmanın yolu, ancak, herşeyi birbiri ile bağlantılı gören yeni bir yol haritası ile mümkündür.

İşte bu zengin metodu mümkün kılan sistemin adı Fonksiyonel Tıptır. Fonksiyonel Tıp, sistem biyolojisinin bilimini pratik uygulamaya aktaran sistemdir. Bu bahsettiğim çığır açıcı yeni bir sistemdir ve düşünce tarzımızdaki en temel değişimdir. Dünyanın düz olmasından yuvarlak olduğu inancına geçiş gibi tamamen farklı büsbütün bir paradigmadır. Bizim, insan vücuduna, hastalıklarına bakış açımızı değiştiren bir ekoldür.  Ve bu ekolle, hastalığı gerçek anlamda tedavi edebiliriz.

Fonksiyonel Tıp, Konvansiyonel Tıbbın tersine, tedaviyi, hastanın benzersiz ihtiyacına göre kişiselleştirir. Hepimiz birbirimizden farklıyız. Birbirimizden farklı genetik yapımız vardır. Bunun neticesinde, bedenlerimiz çevreye değişik şekillerde reaksiyon gösterir. Bunu anlamakla, hastalığı değil, insanları tedavi ederken özel metotları geliştirebiliriz.”

Fonksiyonel Tıpta teşhis ve tedavi birçok Tıp sisteminden farklıdır. Özellikle otoimmün, nörolojik ve diğer birçok kronik hastalıklarda çok başarılı bir Tıp sistemidir.

Her şeyden önce insanın fizyolojisini ve ruhunu bir bütün olarak ele aldığı gibi, tüm fizyolojisine de bir bütün olarak bakar. Hastalığın hangi uzmanlık dalı altında yattığı önemli değildir. Önemli olan bu hastalığa sebebiyet veren ana neden veya nedenlerdir. Bu nedenler kişiden kişiye farklılık ta gösterebilir. Hastalığınızın belirtisi beyninizde olabilir, ama ana nedeni tamamen farklı bir yerde mesela sindirim sistemi kaynaklı olabilir.

Dr. Mark Hyman şöyle der: “Eğer uykusuzluk çekiyorsan, enerjini ve zindeliğini  uyarıcı bir ilaç ile artırabilirsin. Ama “doğru” tedavin uykudur. Eğer depresyonda isen bu da bağırsaklarındaki iltihaplanmadan dolayı B12 vitamini emilimindeki sıkıntından dolayı ise, prozac belki kendini biraz daha iyi hissetmene yardımcı olabilir ama, tedavi, sindirim yolunu onarıp B12 eksikliğini gidermektir. Bu, yeteri derecede açıktır ve aslında mantık da budur. Ama bu, bugün doktorların eğitildikleri metottan ve günümüz tıbbının icra ediliş şeklinden çok uzaktır”.  Ve şöyle ilave eder:

“Adını koy, adı suçla ve sonra da evcilleştir oyunundan ibaret olan teşhis efsanesinden çıkıp bedenin nasıl çalıştığını, yaklaşımımızı nasıl kişiselleştirebileceğimizi ve hastalık belirtilerini baskılamaktan öte normal fonksiyonu  nasıl onarabileceğimizi düşünmemiz gerekir”.

DETAYLI TEŞHİS VE HASTALIĞIN ANA NEDENLERİNİ ANLAMA ÇABASI

Fonksiyonel Tıp doktorları, bir kaç kan tahlili sonucu tedaviye karar vermezler. Elbette birçok kan vb. modern tetkiklerden en etkin şekilde istifade ederler.

Bu yeni sistemin uzmanları, hastaların hikayelerini dinlemekte, onlarla zaman geçirmekte, sağlık durumlarını etkileyebilecek ve kompleks, kronik hastalıklara yol açabilecek genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerini ve aralarındaki etkileşimleri incelemektedir.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, hastalıktan daha çok hastayı odak aldıkları için, hastalığın ana nedenlerini tespit etmek, onlar için tedavideki en önemli faktörlerden biridir.

TÜM BİLİMSEL YENİLİKLERDEN ETKİN VE HIZLI BİR ŞEKİLDE FAYDALANMAK

Fonksiyonel Tıp, son yapılan bilimsel çalışmalardan anında istifade eder. Genelde bu tür çalışmaların üniversite eğitime ve klinik uygulanışa geçmesi en az 20 yılı almaktadır. Örneğin, cıvalı amalgam dolguların zararları, bilimsel çalışmalar ile net bir şekilde ispat edilmesine ve birçok Avrupa ülkesinde yasaklanmasına rağmen, Amerika ve birçok ülkede halen uygulamadan kalkmamıştır.

Tereyağı zararlı mıdır tartışmasından çıkıp son bilimsel çalışmaların tereyağı gibi faydalı kolesterolün ne denli faydalı ve önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koymasından istifa etmek için neden 20 yıl daha bekleyelim ki ! Ve liste uzadıkça uzar.

TEK HASTALIK BİRÇOK NEDEN: TEK NEDEN BİRÇOK HASTALIK

Fonksiyonel Tıpta her hastanın tedavisi birbirinden farklıdır. Bir hastalığın altında birçok neden yatabildiği gibi, bir neden de, birçok hastalığa sebebiyet verebilir.

Örneğin, depresyon, bir hastalık değil sadece bir grup belirtiye verilen isimdir. Depresyon anti-depresan eksikliği de değildir. Anti-depresanlar kesinlikle depresyonun altta yatan nedenini tedavi etmez. Tek bir depresyon da söz konusu değildir aslında birçok depresyonlar vardır. Bu depresyonların birçok farklı nedeni olabilir.

Bunlar, folat, B6 veya B12 eksikliği, düşük troid fonksiyonu, beyinin farklı yiyeceklere karşı alerjisi, glütenin bazı kişilerde yol açtığı bağışıklık sisteminin reaksiyonu neticesinde beyinin iltihaplanması, amalgam diş dolgularına veya aşırı dip balığı tüketimine bağlı cıva zehirlenmesi, iyi sindirilememiş yemekten kaynaklanan glueto veya kazeomorfin adındaki proteinlerin beyin kimyasını altüst etmesi, beyinin gizli bir enfeksiyona bağlı iltihaplanması, kan şekeri dengesizliği, düşük cinsel hormonlar, omega-3 yağ asidi eksikliği, yüksek stresten dolayı adrenal bezlerin disfonksiyonu, nazar, kötü ruhların musallat olması ve başka birçok mümkün nedenlerdir. İşte bir hastalık ve birçok neden.

Diğer örnek ise birçok tahılda bulunan glüten proteinidir. Bilindiği üzere bu proteine alerjisi olanlarda, gluten, 55 adet hastalığa neden olan bir maddedir. Kişilerin genetik farklılığına göre bazılarında tiroide, bazılarında artrite ve başkalarında ise depresyona neden olabilir. Ayrıca, neden olduğu hastalıkları hiçbir ilaç tedavi edemez. Tek tedavisi, bağırsakları onarana kadar bu maddeyi beslenmeden %100 çıkartmaktır. İşte tek bir neden ve birçok hastalık.

HASTALIĞIN TÜM NEDENLERİNE YÖNELMEDEN BAŞARI İMKANSIZDIR

Günümüzün insanları şu an hakim olan Modern! Tıp olarak bilinen alopatik tıpta, çaresini bulamadıkları birçok hastalık için alternatif tıp ekolleri ve alternatif tedavi yöntemleri arayışına giderken düştükleri çok önemli bir hata vardır. O da, çareyi tek bir bitki, ya da tek bir tedavi yönteminde aramaktır. Bu ise tamamen yanıltıcıdır.

Çünkü kronik hastalıklarda genelde hastalığın tek nedeni yoktur. Birçok nedeni olan hastalıklar tüm nedenleri çözülmedikçe tam tedavi edilemez.

Bu kişiler, tek hastalık, tek ilaç yaklaşım modelinde takılmışlardır. Bu ise tüm sistemin ve tüm bedenin çalışma bütününü unutan indirgemeli düşünceye bir örnektir. Birçok belirti, bir yığın tahrişten meydana gelir. Çeşitli nedenler ise birçok belirtiye neden olur. Tüm faktörlere yönelmeden başarıya ulaşmak imkansızdır” Dr. Mark Hyman

Buna şöyle bir örnek verelim. Ayağınıza 10 çivi batarsa, sadece 1 tanesini çıkarıp bir aspirin çakarak ağrıdan kurtulamazsınız. Tüm çivileri çıkartıp, gereken tedavileri görmeniz gerekir. Dolayısıyla her hasta özeldir. Tedaviler de kişiye özel olmak zorundadır.

KRONİK HASTALIKLARDA TEK HASTALIK TEK İLAÇ MODELİ SERAP PEŞİNDE AT KOŞTURMAKTIR

Modern! Tıp tüm araştırmalarını, tek bir hastalığı tek bir ilaç ile tedavi etme yönünde sürdürür. Bu ise hayalden başka bir şey değildir. Günümüzün alternatif tıp uzmanları da ne yazık ki, kullandıkları tek bir tedavi yöntemi ile tüm hastalıkları tedavi edebileceklerini zannederler.

 “Sahip olduğun şey sadece çekiç ise, herşey sana çivi gibi gözükür”. Eski Atasözü

Herkes sahip olduğu beceri ile tüm hastalıkları çözebileceğini zanneder. Bu tüm tedavi yöntemleri için geçerlidir. Sentetik ilaçlar ile tedavi edenler tüm hastalıkları bu ilaçlar ile çözeceklerini zannederler. Bitkisel tedavi yapanların hemen hemen hepsi de sadece bitkiler ile herşeyi çözebileceklerini zannederler. Akupunkturcular vb. tedavi yöntemleri uzmanları da her hastayı sadece kendi tedavi yöntemleri ile tedavi edebileceklerini zannederler. Bu ise tamamen yanıltıcıdır.

Sadece tek bir tedavi ile iyileşen veya kontrol altına alınan bazı kronik hastalar olabilir. Bunların genelde hastalıkları tek bir nedene bağlıdır veya hafif derecede hastadırlar. Bunlar çok nadirdir. Ancak, genelde kronik bir hastalığı olanın aynı zamanda birçok başka kronik hastalığı da vardır ve hastalık nedenleri birden fazla faktöre bağlıdır. Tedavinin de bütüncül olup tüm hastalık nedenlerini kapsaması şarttır.

Fonksiyonel Tıbbın en ünlü doktorlarından olan Dr. Mark Hyman, Fonksiyonel Tıp doktorunun yaptığı şeyleri şöyle özetler:

“Yaptığım şey aslında çok basittir. İlk adım kötü şeyleri dışarı atmaktır. Dengesizliğe neden olan şeyler, besin değeri fakir ve işlenmiş gıdalar, toksinler, alerjenler, enfeksiyon ve stres. Sizi rahatsız eden şeyleri ortadan kaldırmaktır. Ayağınıza 10 adet çivi batmışsa, birini çıkarıp bir aspirin çakıp, kendinizi iyi hissedeceğinizi umut edemezsiniz. Tüm çivileri çıkartmanız gerekmektedir ve sadece birini çıkartmak sizi daha iyi yapmaz.

İkinci adım ise iyi şeyleri eklemek. Yüksek kalite tam gıdalar, besinler, su, oksijen, ışık, hareket, uyku, dinlenme, sosyal çevre, iletişim, sevgi, hayatta bir neden ve hedef. Böylece vücudun doğal dehası ve tamir mekanizması geri kalanı üstlenecektir. İşte herşey bundan ibarettir. Bu basit ancak, kapsamlı metodu kullanmak, bana hemen hemen tüm hastalıkları tedavi etmeme vesile olmuştur. İster bu hastalıklar beyinde olsun, isterse de vücutta olsun. Ve çok basit bir nedenden dolayı bu yöntem iş görmektedir. Çünkü beyin ve vücut tek bir sistemdir.”

Ve bu tedavi prokolü ile birlikte, akupunktur, hicâmet, ozon vb. tedavi yöntemleri, hastanın ihtiyacına ve hastanın durumuna uygunluğuna göre eklenir.

ULTRA FONKSİYONEL ÇÖZÜMLER

Her Fonksiyonel Tıp uzmanının reçete ettiği tedaviler ve tedavi etme yöntemleri birbirinden farklıdır. Fonksiyonel Tıp bir ekoldür ve tedavi seçenekleri çok geniş olduğu için her uzmanın reçetesi birbirinden farklıdır. Örneğin ağır metal tedavisinde EDTA gibi zararlı sentetik şelasyon tedavisini kullanan birçok fonksiyonel tıp doktoru vardır ve bu yöntem ciddi yan etkileri olan çok zararlı bir yöntemdir. Halbuki bir yığın doğal ve yan etkisiz tedavi yöntemleri mevcuttur. Sadece ağır metal detoksifikasyonu çok ciddi, kişiden kişiye farklılık gösteren tam bir uzmanlık sahasıdır.

Dolayısıyla, Fonksiyonel Tıbbı da bir üst seviyeye çıkararak tedavi yöntemlerinin tamamen doğal ve yan etkisiz olması gerektiğini savunuyorum. Ayrıca Fonksiyonel Tıp uzmanlarının hemen hemen tüm doğal tedavi yöntemlerini öğrenip kişiye özel en iyi çözümü vermesi gerekmektedir.

Hekimlik de zaten budur. Hekim Arapça asıllı bir kelimedir ve hikmet kökünden gelir. Hekim aslında hikmet sahibi bir insan demektir. Hikmet ise bir şeyi doğru yerine koymak anlamını taşır. Tabip ise maharet sahibi anlamına gelir. O zaman Fonksiyonel Tıp doktoru, maharet sahibi olup, kişiye özel en uygun tedaviyi veren veya en uygun tedavi yöntemlerini en uygun şekilde kombine edip hastasına reçete edebilen hikmet ve sanat sahibi bir ustadır.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, diş çürüklerinin, amalgam dolgularının veya iyi tedavi edilememiş bir dişin dahi birçok kronik hastalığa neden olduğunu bilip, hastayı bu işi en iyi bilen bir hekime yönlendirmeleri gerekir.

Fonskiyonel Tıp uzmanları, ayrıca çok iyi bir psikolog olup hastanın psikolojisine de çok iyi hitap etmeleri gerekir. Ayrıca nazar, kötü ruhların musallat olması vb. manevi kaynaklı hastalıklarda hastayı konunun şarlatanlarından koruyup en uygun tedavileri önermeleri gerekmektedir.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, elden teşhis, dilden teşhis, gözden teşhis gibi birçok değişik fonksiyonel teşhis yöntemlerinde de kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, örneğin bir ozon tedavi uzmanı olmayabilirler, ancak ozon tedavisinin işleyiş mekanizmasını ve etkilerini öğrenip, gerektiğinde ve ihtiyaca göre hastasını konu uzmanına yönlendirebilmeleri gerekir.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, kadim tıbba kulak verip, tüm yeniliklerin ve son bilimsel çalışmaların peşinde koşan sanat sahibi ustalar olmaları gerekir.

Bu şekilde ultra-fonksiyonel çözümler ile hastalığın ana nedenlerini tüm yönlerlerden sarıp, ultra-etkinlikte tedavilerle hastayı en uygun biçimde doğal ve yan etkisiz bir şekilde tedavi edebiliriz.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, ruh ve bedendeki dengesizlikleri çözmeye çalışırlar. Gerçek tedaviyi ise Şifa verici ALLAH’IN yarattığı vücuttaki muazzam mekanizma gerçekleştirir.

Maddi Sağlığınız ve Manevi Esenliğiniz Daim Olsun.

Cemil A. Sülemi
Fonksiyonel Tıp Uzmanı | Nebevi Tıp Danışmanı | Araştırmacı-Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

http://ultratedaviler.wordpress.com/2014/07/23/fonksiyonel-tip-kronik-hastaliklar-ve-ultrafonksiyonel-cozumler/

 

 İkinci Yazı

BÜYÜK TARTIŞMA: HASTALIKLARIN NEDENLERİ

19. yüzyılda her ikisi Fransız olan, bilimsel tıbbın iki devi, hastalıkların tedavilerinin anlaşılmasında, günümüzde de halen geçerli olan, farklı radikal paradigmaları ileri sürmüşlerdir.

Kimyager ve mikrobiyolog olan Louis Pasteur (1822-1895), mikrop teorisini ortaya koydu. Buna göre, hastalıkların nedenini, farklı organ sistemlerinin işleyişinin ve yapılarının, bulaşıcı mikroplar tarafından zarara uğramasına bağlamıştır.

Bu paradigma, istilacı mikropları yok etmek için antibiyotiklerin kullanımına ve mikrobun düşük dozlarda verilerek vücudun bağışıklık ve savunma sistemine meydan okuyup bu şekilde sistemik enfeksiyonları önlemek için aşıların kullanımına temel oluşturmuştur.

Pasteur ile aynı devirde yaşamış olan arkadaşı, fizyolog Claude Bernard (1813-1878), farklı bir tartışma ile vücudun iç ortamının dengesinin önemi savunmuştur.  Milieu Intérieur diye isimlendirdiği vücudun bu iç ortamı hakkında şöyle der: “İç ortamın değişmezliği özgür ve bağımsız bir hayatın şartıdır”.

Bernard, vücudun enfeksiyonlara duyarlı bir hale gelmesinin ancak iç dengenin – ya da bugünkü adı ile homeostasis – bozulmasından dolayı meydana geldiğini düşünmüştür. Sonuçta, kanımızda, bağırsaklarımızda ve vücudumuzda yaşayan milyarlarca mikrop ve bakteri bulunmaktadır. Neden bu enfeksiyonlar bizi bazen hasta ederken başka zamanlar bizi hasta etmiyor?

Bakteriyel veya viral ajanlar bizim deyişimizle “etrafta gezdikleri” zaman neden bazı insanlar hastalanır ve diğerleri sağlıklı kalır?

Bir söylentiye göre Pasteur ölüm döşeğindeyken “Bernard haklıydı, mikrop hiçbirşeydir. Çevre ise herşeydir”  diyerek mikrop teorisinden vazgeçmiştir.

20. Yüzyılın ünlü Fransız-Amerikan mikrobiyoloğu René Dubos (1901-1982) Bernard’ın ilkesini kabul etmiş ve şöyle demiştir: “Mikrobiyal hastalıkların çoğu normal bireyin vücudundaki organizmalardan kaynaklanmaktadır. Vücutta bir rahatsızlık meydana geldiği zaman, bu organizmalar vücudun dengesini bozarak kendileri hastalığın nedeni olmaktadırlar.”

Günümüzde, Pasteur’ün mikrop teorisi, farmakoloji endüstrisinin, milyarlarca dolar araştırma ve daha güçlü anti-bakteriyel ve anti-viral ilaçların satış programlarının gerekçesi haline gelmiştir. Ayrıca, bakteriyel mutasyonun panzehir keşfinden çok daha hızlı ilerlediği gerçeğinin tahmin edilebilir bir sonuç olmasına rağmen, antibiyotikler hastalığa eğilimli kişilerde ve endüstriyel tarımda çokça kullanılmaya başlanmıştır.

Bernard/Dubos teorisinin uyarınca, sağlık ve sıhhatin, iç ortamda homeostatik dengenin bir neticesi olduğu gerçeği, günümüzde etkisi hızla ilerleyen, eski Hint Tıbbı, Çin tıbbı ve Fonksiyonel ve İntegratif tıp sistemi sahasında gayet belirgindir.

Tüm bu yaklaşımlarda, sağlığın tesisi ve hastalığın önlenmesi için, yaşam tarzı, çevresel faktörler, beslenme, egzersiz, psikolojik esenlik ve ruhsal sağlık ciddi bir şekilde önem verilen öğelerdir.

Dr. Grisantinin Notları:  Louis Pasteur’ün araştırmaları ve harika keşfine minnettar olmak büyük önem taşımaktadır. Bir zamanlar öldürücü olan bulaşıcı hastalıklar artık Louis Pasteur’ün sayesinde etkili bir şekilde tedavi edilmektedir. Ama, akut hastalıkları yönetiminde kullanılan bu teori, birçok kronik hastalıkları tedavi etmekte verimli değildir. Günümüzün tıp sistemi, diyabet, otoimmün, kanser ve kalp hastalıkları gibi birçok kronik hastalıkların tedavisinde  halen “tek bir” tedavi arayışı içindendir.

Bir grup insanları, sürekli, A ya da B ya da C hastalığı için bir “ilaç” koşturması içinde görürüz. A ya da B ya da C hastalığı için bir “ilaç” bulmak için bağış istenir bizden. Tekrar söylemek istiyorum ki, bu anlayış ancak Louis Pasteur’ün hatalı teorisini kronik ve uzun süren sağlık sorunları ile yanlış bir şekilde ilişkilendirmekten ötürü meydana gelmektedir.

Bunun yerine Claude Bernard’ın çalışmalarını kucaklamamız gerekir. O, vücudun iç ortam dengesini düzeltmek için daha çok vakit harcamamız gerektiğini söylerken tamamen haklıydı. İşte bu Fonksiyonel Tıbbın odak noktasıdır. Fonksiyonel Tıp pratisyenleri, tutkulu bir şekilde, vücudun iç ortamında nelerin yanlış işlediğini keşfetmeye  çalışıp bunu düzeltmek için çözümler sunarlar. Birçok uzun süren sağlık problemlerinin çözümünde sonuçlar inanılmaz derece şaşırtıcıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, Louis Pasteur ölüm döşeğinde iken “Bernard haklıydı. Mikrop hiçbirşeydir. Çevre ise herşeydir” diyerek, Claude Bernard’ın çalışmalarının sonucunda yatan gerçeğe katılmıştır.

Şimdi sen hangi taraftasın ? Halen hastalığını tedavi edecek “tek bir” ilaç peşinde misin, yoksa hasta vücudunun iç ortamını tamir etmenin birçok sorununun çözümü olacağını anlıyormusun ?

Fonksiyonel Tıbbı araştır. Uzun zamandır aradığın cevabı onda bulabilirsin.

Yazan: Ralph Metzner
Tercüme Eden: Cemil A. Sülemi
Fonksiyonel Tıp Uzmanı | Nebevi Tıp Danışmanı | Araştırmacı-Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin