Pek çok hastalığın çaresinin vücudun kendi güçlerinden yararlanarak çözmek gerektiğini düşünenlerdenim. Yılardır kemoterapi ile kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır, bu sırada hem sağlam hücreler zarar görür hem de savunma sistemi çöker ve laf aramızda birkaç kanser türü dışında pek te başarılı olunamaz. Şimdilerde immunoterapi dediğimiz vücudun kendi savunma hücrelerini sadece tümör hücrelerini öldürmeye programlama şeklinde tedaviler umut olmaya başladı. Bu tedavilerde vücudun savunma hücreleri nerede olursa olsun tümör hücrelerini arayıp bulur, imha eder ve bunu yaparken sağlam hücrelere zarar vermez. Bakış açısının değişmesi ile birlikte belki de kanser tedavisi yakın gelecekte yeni baştan yazılabilir, kim bilir.

Ahmet hoca ile çalışırken bana öğrettiği en önemli kurallardan birisi “sistemi aksatan engeli tespit et, sonuçla uğraşma, vücudun önüne geçme, sebebi bul ve ortadan kaldır, gerisini vücut halleder” derdi. Bu söylem bize hastalıkların çözümü için vücudumuzun çalışma prensiplerini, vücudumuzdaki güçleri yakından bilmemiz gerekliliğini beraberinde getirmektedir.

Otonom sinir sistemi vücudumuzda kan basıncı, solunum, vücut ısısı, işeme, sindirim, cinsel fonksiyonlar vs gibi önemli işlevlere ince ayara veren bir sistemdir (Şekil 1 ve 2). Otonom sinir sistemi çalışırken hem vücudumuzdan hem çevreden gelen bilgileri alır. Değerlendirerek söz konusu vücut işlevini artırır veya azaltır (1).

Şekil 1. Sempatik sistemin etkisi (2)

Sempatik sinir sistemi vücudun enerji gereksiniminin artması durumunda veya stres durumlarında enerji tüketimini uyarır, örneğin kalp atışları ve nefes alıp vermeyi hızlandırır ve tansiyonu yükseltir. Sempatik sistem spinal sinir adını verdiğimiz adını verdiğimiz sinir ağı içinde sırtımız boyunca uzanır, ganglion adını verdiğimiz istasyonlar üzerinden organları etkiler.

Şekil 1.Parasempatik sistemin etkisi (2)

Parasempatik sinir sistemi ise daha çok dinlenme zamanında enerjinin depolanması ve yapılanması sürecini kontrol eder, örneğin nabız hızını düşürür, sindirim faaliyeti artırır, vücut salgılarını artırır. Parasempatik sistem vagus siniri aracılığı ile beyin-organ bağlantısını sağlar ve tüm faaliyetlerini yürütür. Uykuda aktiftir. Sindirimi sağlayan sistemdir.

Sağlıklı vücut işlevleri için her iki sistemin denge içinde olması gerekmektedir. Kronik stres maruziyetinde olduğu gibi sürekli sempatik sistem aktive olması parasempatik sistemin önüne geçmesi yıkıcıdır. Tam aksine parasempatik sistemin önde olması ise onarıcı ve iyileştiricidir. (Stres ile ilgili yazımızı okuyun)

Modern hayatın koşturmacası içinde hepimizin başına sık sık gelen bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bazen enerjimiz düşer. Dikkatimiz çabuk dağılır, kafamızı toparlayamayız. Kitap okurken sayfanın altına geldiğinde üste okuduklarımız çoktan beynimizden silinmiştir. Hiçbir motivasyonumuz kalmamıştır. Her şeyi çabucak unuturuz. Canımız hareket etmek istemez. Sohbet sırasında konuşmalardan koparız, kelime bulmakta güçlük çekeriz. Hiç yabancı olmadığınız bu rahatsızlık beyin sisi olarak adlandırılır. Beyin sisi aslında otonom sinir sisteminin düzgün çalışamamasının bir sonucudur (Tablo 1). Pek çok kişi yaşadığı bu durumdan habersizdir. Doğal olmayan beslenme, vitamin ve mineral eksikliği, aşırı şeker tüketimi, uykusuzluk, yoğun stres gibi modern yaşamın getirdikleri bizden çok şey götürür.

      Tablo 1. Beyin sisinde sık görülen semptomlar

  • Düşük enerji veya yorgunluk (Kronik yorgunluk)
  • Tükenmişlik
  • Huzursuzluk
  • Konsantrasyon eksikliği
  • Mental yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • Unutkanlık
  • Anksiyete
  • Kafa karışıklığı
  • Uyku sorunu
  • Hareket etmeden kaçınma

Meslektaşlarımın sözlerini duyar gibiyim. “Beyin sisi diye bir şey duymadık. Böyle bir hastalık yok ki” diyebilir. Belki de gerçekte bu durum bir hastalık değil modern yaşamın insanoğlu üzerindeki etkisinin ilanı olabilir. Literatürde bu konuda bazı çalışmalar olduğunu görüyoruz.

Clinical Autonomic Research Society (Springer) dergisinde 2013 yılında yayınlanan bir makalede “Zihinsel Yorgunluk Envanteri” isimli bir test ile 138 kişide beyin sisi semptomları sorgulanmış unutkanlık, beyinde bulutlanma, odaklanma, düşünme ve iletişim güçlüğünün en sık görülen yakınmalar olduğu belirtilmiştir. Beyin sisinin uyku kalitesini etkilediği, uykusuzluk, uyku apnesi, huzursuz bacak sendromunun sık görüldüğü bildirilmiştir. Aslında uyku sorunlarının nedeni bu kişilerdeki yüksek kortizol düzeyinin kişinin sürekli tetikte tutması ve uyku uyuyamamasıdır. Ayrıca yüksek kortizol dopamine düzeyini azaltır, serotoninin görevini tam olarak icra edememesine neden olur (3).

Otonom sinir sisteminin sempatik sistemi sürekli aktif olması dalak üzerinden vücudun savunma hücrelerini (mononükleer hücreleri) uyardığı, bu hücrelerden salgılanan bazı maddelerin beyindeki savunma hücrelerini harekete geçirdiği ve beyinde bir iltihabi durum yaratarak beyin sisinin oluşumuna neden olduğu şeklinde bir hipotez bulunmaktadır. Söz konusu hipotezi destekler şekilde Frontiers in Neuroscience dergisinde 2015 yılında yayınlanan bir makalede çölyak hastalığı, otizm spektum bozuklukları, gluten tolerans bozukluğu, diğer besin allerjileri, fibromyalji sendromu, mastositoz, Alzheimer hastalığı ve kemoterapi hastaları gibi pek çok nöropsikiyatrik hastalıklara sahip kişilerde beyin sisi bulunabileceği ifade edilmiştir (4).

Parkinson, multipl skleroz hastalarında hastalık daha ortaya çıkmadan önceki yıllarda kronik kabızlık yakınmalarının nedeni muhtemelen sempatik sistemin sürekli aktif durumda bulunmasıdır (5).

Beyinde oluşan iltihabi durumudan sorumlu hücrelerden en önemlisi mast hücresidir. Mast hücresinin aktif hale geçmesi hem kan beyin geçirgenliğini hem de bağırsak geçirgenliğini artırır. Beyini dışarıdan gelecek toksinlere açık hale getirir. Mast hücreleri beyindeki mikroglia aktivasyonunu (iltihabi yanıtı) başlatır. Beyindeki mast hücre aktivasyonun migren, depresyon, Alzheimer, otizm gibi hastalıkların oluşum mekanizmalarının merkezinde yer aldığı düşünülmektedir (6). Bugün mast hücre aktivasyonu ile salgılanan bazı maddelerin kalp damarlarını büzerek damarda pıhtı oluşumu için eğilim yarattığı da bilinmektedir (7).

Beyin sisini ortadan kaldırmanın yolları

Hedefimiz aktif olan sempatik sistemimizin yerini parasempatik sistemin almasını sağlamak olmalıdır. Öncelikle işlenmiş ve paketlenmiş, yoğun şeker içeren yiyecekleri terk edin. Ancak bu noktada şunu uyarmakta fayda var ki doğal karbohidratları tümü ile sıfırlamayın, yakınmalarınız artabilir. Sıfır karbohidrat almanın serotonin seviyesini düşürüp size mutsuz ve stresli hale getirir. Doğal şekeri meyva ve sebzelerden mutlaka almalısınız. Meyva ve sebzeler hem doğal şeker içerdikleri için hem de antioksidanlara sahip olduğu için bu anlamda değerlidir (4).

Düşük yağlı az proteinli diyetlerin zararlı olduğunu hatırlatayım. Sağlıklı omega 6 ve omega 3 kaynakları (daha önceki makalelerimize bakın) almalısınız. Beyin yapısı için yağın önemli olduğunu unutmayalım.

Kafein, depresyon ilaçları hastaların bir kısmında iyi gelirken bazısını daha da kötüleştirmektedir. Düşük doz propranolol isimli ilaç yakınmaları büyük ölçüde azaltmakta ancak kafa karışıklığını tam azaltmamaktadır (4).

Son yıllarda doğal flavanoidlerin nöropsikiyatrik ve nöron yıkımı ile giden hastalıkların tedavisinde potansiyeli keşfedilmiştir. Flavoidler içinde özellikle luteolin, quercetin antioksidan, beyindeki ilthabi reaksiyonu giderici (mikroglia aktivitesini azaltıcı), beyin ve hafızayı koruyucudur (8,9).

Yeterli su ve tuz almanın yakınmaları büyük ölçüde azalttığı görülmüştür. Beyin sisi bulunan hastalarda uzanmak semptomları artırırken ayakta durmak azaltmaktadır. Aniden başlanarak yapılan yoğun egzersiz hastaları kötüleştirirken düzenli aerobik programları iyi gelmektedir (4).

Beyin sisi bulunan kişilerde parasempatik sistemin sempatik sistemin yerine öne çıkarılması önemlidir. Yukarıda bahsettiğim gibi vagus parasempatik sistemin en önemli parçasıdır. Parasempatik sistemi aktive etmek için bu sinirin uyarılması bugün tedaviye dirençli epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılmaktadır. Vagus siniri içimizdeki doktor olarak bilinir, vücuttaki en uzun sinirdir ve pek çok dalı vardır. Bu dallardan birisi dış kulak yolunun 1/3 kısmına gelmektedir. Dünya halleri sitesinde yayınlanan bir habere göre bu bilgiyi kullanan Nervana adlı bir teknoloji firması mutluluk üreten kulaklık (Şekil 3) üretmiş. Kulaklıklar normalde olduğu gibi kulağa müziğin sesini iletecek ancak aynı zamanda kulaklığa entegre bir cihaz, kulak kanalınızdan içeriye düşük enerjili elektrik sinyalleri göndererek vagus sinirini uyaracak ve parasempatik sistem aktive olacak. Kulaklıkların üreticisi Nervana’ya göre kulaklıklar elektrik sinyallerini rastgele göndermiyor. Kullanıcının dinlediği müzik analiz ediliyor ve şarkının ritmiyle eş zamanlı olarak sinyaller gönderiliyor.

Ya da ‘ambiyans modu’ seçilerek kulaklıklar etraftaki seslerle eş zamanlı olarak çalışabiliyor. Yani bir konsere gittiğinizde bir köşede kulaklığınızı takıp dinlediğiniz müzikle kafayı bulmanız mümkün. Bu keyif için müzikseverlerin kulaklığa 299 dolar ödemesi ve cep telefonu büyüklüğünde bir jeneratörü sürekli yanında taşıması gerekecek.

Şekil 3.Vagus sinirini uyarıcı özelliği bulunan kulaklık

Akapunktur, yoga, meditasyon, namaz, derin nefes alıp verme egzersizleri parasempatik sistemi harekete geçirmenin diğer doğal yollarıdır. Örneğin abdest alınırken dış kulak yoluna  ıslak parmakları sokmak muhtemelen vagusu uyarıyordur.  Gün içinde yapacağınız derin nefes alıp verme egzersizleri vagusun frenik sinirini uyarmaktadır. Gördüğünüz gibi her birinin bir anlamı var.

Çok uzattım. Sözlerimi Yunus Emre’nin dizeleri ile sonlandırma istiyorum:

 

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen

Ya nice okumaktır

 

Sağlıcakla, parasempatik kalın.

 

Doç. Dr. Hasan Önal

Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Çocuk Metabolizma Uzmanı

 

 

Kaynaklar

  1. Guyton AC, Hall J. Textbook of Medical Physiology, Eleventh Edition. Elsevier Saunders, 2006
  2. http://www.mecev.org/metabolizmaninhastasiyiz/uyku-apnesi/
  3. Ross AJ, Medow MS, Rowe PC, Stewart JM. What is brain fog? An evaluation of the symptom in postural tachycardia syndrome. Clin Auton Res. 2013 Dec;23(6):305-11.
  4. Theoharides TC, Stewart JM, Hatziagelaki E, Kolaitis G. Brain “fog,” inflammation and obesity: key aspects of neuropsychiatric disorders improved by luteolin. Front Neurosci. 2015 Jul 3;9:225. doi: 10.3389/fnins.2015.00225. eCollection 2015.
  5. Jost WH. An update on the recognition and treatment of autonomic symptoms in Parkinson’s disease. Expert Rev Neurother. 2017
  6. Mast cells in neuroinflammation and brain disorders. https://doi.org/10.1016/j.neubiorev.2017.05.001.
  7. Kupreishvili K, Fuijkschot WW, Vonk AB, Smulders YM, Stooker W, Van Hinsbergh VW, Niessen HW, Krijnen PA. Kupreishvili K, Fuijkschot WW, Vonk AB, Smulders YM, Stooker W, Van Hinsbergh VW, Niessen HW. J Cardiol. 2017 Mar;69(3):548-554.
  8. Taliou A, Zintzaras E, Lykouras L, Francis K. An open-label pilot study of a formulation containing the anti-inflammatory flavonoid luteolin and its effects on behavior in children with autism spectrum disorders.Clin Ther. 2013 May;35(5):592-602
  9. Theoharides TC. Luteolin as a therapeutic option for multiple sclerosis.J Neuroinflammation. 2009 Oct 13;6:29.

 

 

 

Paylaş

2 YORUMLAR

  1. hocam peki bu kulaklık dopamin salınmını arttırdığı için bu dopamin eşiğini yukarı çekme ve sonra da kulaklığa bağımlılık gibi durumlar ortaya çıkmaz mı ? Saygılar

    • Bağımlılık durumu için gün içinde belirli bir süre kullanım öneriliyor. Ancak sempatik sistemi sürekli aktif birisi için sürekli taksada sorun oluşturacağını sanmıyorum.

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin