Neden mamografi değil?

0
18

Mamografi, kadınlarda meme kanserini erken teşhis etmek için kullanılan radyasyona dayalı bir teşhis yöntemi. ABD’de ve Türkiye’de, 40 yaş üstü kadınlardan yılda bir defa mamografi çektirmeleri isteniyor, Mamografi meme kanserinin tehşisinde çok önemli ama aynı derecede kanser riskini artırıyor. Bizzat mamografinin arz ettiği tehlikeler ve mamografi filmlerinin ne kadar doğru sonuç verdiği (etkinliği) hakkındaki görüşler konusunda ise sade insanlar bilgisiz bırakılıyor…

Örneğin menopoz öncesi rutin mamografiden kaynaklanan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombasının atıldığı yerde bulunan kadınların maruz kaldığı doza ulaşıyor”.

Kanser Önleme Koalisyonu’ndan Orhan Akalın’ın 15 mayıs 2005 tarihli Radikal II’de yazdığı bu önemli ve son derece yararlı yazıyı Kaçırmayın..

Gazetelerin sağlık sayfaları ve televizyonlardaki sağlık programları incelendiğinde, kansere yol açan etkenlerin hayatımızdan çıkarılmasını öngören birincil önleme çalışmalarına hiç yer verilmediği ve kanser karşısında yapabileceklerimizin ‘erken teşhis’ ve ‘sağlıklı yaşamla’ sınırlandırıldığı görülür.

Daha çok kadınları ilgilendiren meme kanseri konusunda ise yapılabilecek en önemli şey olarak düzenli olarak mamografi çektirilmesi gösteriliyor, bizzat mamografinin arz ettiği tehlikeler ve mamografi filmlerinin ne kadar doğru sonuç verdiği (etkinliği) hakkındaki görüşler konusunda ise okurlar/izleyenler bilgisiz bırakılıyor.

Oysa mamografinin tehlikeleri ve etkinliği ile ilgili Batı’da önemli bir bilimsel literatür oluşmuş durumda ve bu konuda faaliyet gösteren azımsanmayacak sayıda kadın grubu var. Üstelik mamografi konusunda Batı dünyasında önemli uygulama farklılıkları bulunuyor.

Mamografi, kadınlarda meme kanserini erken teşhis etmek için kullanılan radyasyona dayalı bir teşhis yöntemidir. ABD’de ve Türkiye’de, 40 yaş üstü kadınlardan yılda bir defa mamografi çektirmeleri isteniyor, ayrıca yüksek meme kanseri riski taşıyan kadınların ise daha erken yaşta mamografi çektirmeleri tavsiye ediliyor. Avrupa’da ise mamografi saldırgan bir şekilde savunulmuyor ve “menopoz öncesinde etkin bir teşhis yöntemi olmadığından” yalnızca menopoza girmiş (50 yaş üstü) kadınlardan iki ya da üç yılda bir mamografi çektirmeleri isteniyor.

Aslında mamografinin oluşturduğu radyasyon tehlikesi ve mamogramların (mamografi filmleri) ne kadar doğru sonuçlar verdiği uzun süreden beri tıp çevrelerinde bir tartışma konusu. Mamografinin çok yüksek doz radyasyon içerdiğini söyleyenler, mamografinin kanseri erken teşhis etmek şöyle dursun içerdiği yüksek doz radyasyon nedeniyle kansere neden olduğunu iddia ediyor ve durumun vehametini anlatabilmek için Atom Bombası örneğini veriyorlar: “Menopoz öncesi rutin mamografiden kaynaklanan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombasının atıldığı yerde bulunan kadınların maruz kaldığı doza ulaşıyor”.

Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi(FDA) standartlarına göre mamografide tek bir film için izin verilen maksimum radyasyon dozu 300 milirad’dır (bir göğüs röntgen filminin içerdiği radyasyon miktarı sadece 1 milirad’dır), bir kerede en fazla kaç film çekileceği konusunda ise herhangi bir sınırlama bulunmuyor! Yani her bir meme için dört film çekildiğinde bir mamografi seansında hastanın her bir memesinin maruz kaldığı radyasyon miktarı FDA standartlarına göre 1.2 radı bulabiliyor. Ayrıca, filmin iyi çıkmadığı durumlarda üste üste defalarca film çekildiğini de unutmamak gerekir.

Çocuklar ve hamileler

Radyasyonun birikimli bir etkiye sahip olduğu dikkate alındığında, 40 yaşından başlamak üzere her yıl mamografi çektiren bir kadının 50 yaşına geldiğinde her bir memesi için toplam yaklaşık 12 rad kadar bir radyasyona maruz kalabileceğini buluruz. Bu miktarın uç bir değer olduğu söylenebilir, bugünkü uygulamada her bir filmde ortalama radın (ABD’de) 160 milirada düştüğü iddia edilebilir. (Radyasyon gibi önemli bir konuda ortalamalara göre mi hareket etmek lazım yoksa uç değerler göre mi?) Bu miktar, cihazın türüne ve durumuna göre değişebiliyor.

İzin verilen dozun yarısı kadar oranında bir maruziyetin bile 10 yıl boyunca neden olduğu kümülatif etki çok büyük değerlere ulaşıyor. Kısaca mamografi çektirerek ciddi düzeyde bir radyasyon riski alıyorsunuz.

Radyasyonun farklı yaş gruplarına etkilerinin farklı olduğunu da ayrıca belirtmek gerekir: Çocukların radyasyona duyarlılığı çok yüksektir (hamile kadınlar hangi seviyede olursa olsun radyasyona maruz kalmamalıdır, binaların girişindeki X-ray cihazından geçmemelidir!); menopoz öncesi bir kadının radyasyon hassasiyeti ise menopoz sonrası bir kadının hassasiyetinden daha yüksektir.

Ayrıca genetik yapı da radyasyona karşı gösterilen hassasiyetde belirleyici olabiliyor; “sessiz A-T (ataxia-telangiectasia) geni taşıyıcısı olan ve dolayısıyla radyasyonun kanserojenik etkilerine oldukça duyarlı olan yüzde 1-2 civarındaki kadınların mamografiden dolayı meme kanseri riskleri ise dört kat daha yüksektir.”

Yanlış/aşırı teşhis

Tehlikelerinin yanı sıra mamografinin ne kadar etkin bir teşhis yöntemi olduğu da ciddi eleştirilerle karşı karşıya. Menopoz öncesi kadınlarda vücut daha yüksek düzeyde östrojen ürettiğinden meme yoğun bir yapıya sahiptir. Bu daha yoğun yapı erken aşamadaki küçük tümörleri maskeliyor ve mamografiyle tespitinin önüne geçiyor. Ve sonuçta mamogramlar meme kanserini teşhis edemeyebiliyor ve yanlış bir şekilde negatif sonuç verebiliyor.

Bu tür vakaların sayısı ihmal edilemeyecek boyuttadır. Kendisine endişe edilecek bir şey yok denen çok sayıda kadın sonradan konan meme kanseri teşhisiyle sarsılıyor. “Günümüz pratiğinde mamogramlar tüm tümörlerin dörtte birinden fazlasını atlıyor.”

Ve bir de tam tersi durumlar bulunuyor, hatta bunların oranı daha da yüksektir: Aşırı teşhisler. Mamogramda bir kitleye rastlanıyor, gereksiz biyopsiler yapılıyor ve bu kitleyi almak için lampektomi veya mastektomi uygulanıyor ve hatta ‘hasta‘ bu bulgular nedeniyle kemoterapiye alınıyor. ‘Aşırı teşhis ve akabinde uygulanan aşırı-tedavi mamografinin önemli risklerindendir.

Görüntülemenin artışına paralel olarak DCIS teşhislerinde büyük bir artış yaşandı. DCIS teşhis edilen hastalara lampektomi veya mastektomi artı kemoterapi uygulanıyor. Halbuki DCIS’ların yüzde 80’i bırakıldıklarında hastanın sağlığı için bir tehlike oluşturmazlar.’ “Mamogram sonrası yapılan biyopsilerin dörtte üçü kadarı selim lezyonlar çıkıyor.”

Mamografi görüntülemesinin kalitesi de önemlidir. Mamografinin kalitesi, cihazın yaşına ve gerekli bakımların yapılıp yapılmadığına, teknisyenin ve filmi yorumlayan radyoloğun bilgi ve tecrübesine bağlıdır. Mamografi çekilen merkezlerin denetlenmesi ve makinaların kalibrasyonunun ölçülmesi gerekiyor. ABD’de FDA bu merkezleri yılda bir kez denetliyor ve makinaların kalibrasyonunu ve performans standartlarını ölçüyor. ABD Sayıştayı’nın hazırladığı 1997 tarihli bir raporda “ilk yapılan incelemelerde bu merkezlerin dört birinden fazlasının ciddi ihlallerde bulunduğu” belirtiliyor.

Mamografi çektirmeye karar vermeden önce ciddi düzeyde bir radyasyon riski alacağınızı ve gereksiz müdahelelerle karşılaşacağınızı aklınıza getirmenizde fayda var. Kanser oranları artıyor, bunun tıbbi nedenleri de var!

ORHAN AKALIN: Kanser Önleme Koalisyonu

Kaynaklar:

  1. Samuel S. Epstein, “Kanseri Başlamadan Durdurun”, Domino Yayıncılık, 2005.
  2. Susan Love, “Dr. Susan Love’s Breast Book”, Perseus Publishing, 2000.
  3. Eptein&Steinman, “The Breast Cancer Prevention Program”, Macmillan, 1997.

Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yorumu

M.Ö 5300 ile bin sekizyüzlü yıların ortalarına kadar olan belgelere göre kanser oldukça nadir görülen bir hastalıktı. Örneğin fosil kemik incelemelerinde neredeyse hiç kansere rastlanmamıştır. Kanserler günümüzde en önemli ölümcül hastalıklar sıralamasında koroner kalp hastalıklarını sollayarak birincilik tahtına oturmuştur.
Kanserin erken teşhisi önemlidir. Ama ondan daha önemli olan korunma tedbirlerinin doğumdan itibaren alınmasıdır.
Kanserden korunmak için neler yapılmalı?

  • Şekerden ve beyaz undan yapılmış gıdalardan kaçınılmalı, insülin direnci şişmanlık ve önlenmeli
  • Sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet uygulanılmalı
  • Daha çok çiğ yiyecek yenilmeli, kızartmalardan kaçınılmalı.
  • Kimyasal işleme maruz bırakılmış transenoik yağ asitleri içeren yağlar olan margarin ve sıvı yağlar (mısır, soya, ayçiçeği vb) kullanılmamalı, bunların yerine hayvani yağlar (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı ) ve zeytin yağı ulanılmalı, ayrıca 1-2 gr/gün balık yağı alınmalı
  • Bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası vb) tüketilmeli
  • Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
  • Güneşli havalarda en az yarım saat (gözlüksüz olarak) güneşe maruz kalınmalı (kışın tercihen 11.00-13.00 arası, yazın diğer saatlerde). Yeterli güneşlenmeyenlere Serum 25 (OH) D Vitamini Düzeyi 100-250 nmol/L (40-100 ng/mL) olacak şekilde D vitamini takviyesi yapılmalı
  • Erken yatıp erken kalkılmalı
  • Sigara içilmemeli
  • Fazla alkol tüketilmemeli
  • Hava ve çevre kirliliği minimale indirilmeli
Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin