Dr. Jaquelyn McCandles ile otizmin biyomedikal tedavisi üzerine sohbet

0
297

Dr. Jaquelyn McCandles ‘Otizmi Şimdi Yen: Beyni aç olan çocuklar’ isimli Türkçe’ye de çevrilmiş bir kitabı olan Dünya çapında bir otizm uzmanı. Kendi torunu da otistik. Bültenimizin bu sayısını McCandles ile otizmin biyomedikal tedavisi ile ilgili olarak yapılan sohbete ayırdık. Sohbetin Türkçe’si egedeniz95.blogcu.com’da yayınlanmış. Konuyla ilgisi olanlar kaçırmasın.

Dr. Jaquelyn McCandles ile otizmin biyomedikal tedavisi üzerine sohbet

McCandles, otizmli çocukları ”tıbben hasta” kabul etmenin önemi nedir?

En önemlisi bu çocuklar birşey canlarını acıttığı zaman bize söyleyemiyorlar. Çok yüksek bir ağrı hissetme eşikleri ve çok fena iltihaplanmış bağırsakları var veya şiddetli kulak ağrıları olabilir,
sinirlendirilmiş olabilirler, ama kulaklarını işaret edemezler, gerçekten sorunun ne olduğunu söyleyemezler. Dolayısıyla onların tıbben hasta olduklarına dair çok yüksek bir kuşku duymamız bizim için çok önemli ki böylece onları tedavi edebilelim.

Otizmin baskın olarak genetik-ağırlıklı bir perspektiften görülmesiyle ilgili bir sorun var mı?

Büyük bir problem var, çünkü milyonlarca dolar, otizme sebep olan tespit edilmesi çok zor bir geni bulmak için yapılan genetik araştırmalara harcanıyor- ve hiç kimse henüz onu lokalize edebilmiş değil.

Bu çocukların birçoğunda kesin olarak genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz, ama açık bir patern yok ve hastalığın yayılma şekli (epidemisi, salgını) genetik değil. Birçoğumuz sayısı en az 4’den 6’ya kadar olan genlerin sorumlu olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla hastalığa ana sebep genetikmiş gibi bakılması bana göre para ve zaman israfı demek.

Elbette bu alana da makul miktarda kaynak aktarılabilir ama bana göre asıl sorun, şimdi hasta olan ve hemen şimdi tedaviye ihtiyaç duyan hepsini tamamen iyileştiremediğimiz yüzlerce binlerce çocuğun varlığıdır. Bütün gayret ve paranın şu anda hasta durumda bulunan çocuklarımıza faydası olmayan genetik araştırmaya harcanması yerine, çocuklarımızın en büyük ihtiyacı olan tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini hissediyorum.

Bunlar çok güzel gözlemler Dr. McCandless. Otizmi hangi faktörlerin tetiklediğini düşünüyorsunuz?

Şu andaki otizm epidemiyolojini tetikleyen ana faktörün aşılardaki timerosal ve çocuklara yapılan aşı sayısı olduğunu düşünüyorum. Aşırı antibiyotik tüketiminin ve aynı zamanda bu özel grup çocuklarda uygun  beslenme bilgisi ile süt, buğday, soya gibi diğer besin maddelerine karşı aşırı hassasiyet olabileceği bilgisinin olmamasının önemli bir rolü vardır.

Çok büyük çoğunlukta çocukta süt, buğday ve soyadaki büyük peptitleri sindirememe sorunu vardır. Ama, asıl tetikleyici faktörün, aşılardaki timerosal ve çocuklara bağışıklık sisteminin bu zehirlerle başa çıkamadığı çok erken dönemlerde yapılan aşı sayısının yüksekliği olduğunu düşünüyorum.

Bunu somutlaştıran klinik laboratuar ve diğer bilimsel çalışmalarımız var mı?

Evet, araştırmalar çok hızlı gelişiyor. En önemlisi, sadece aşı miktarı artışı ile birlikte otizm artışını araştıran çalışmaların çokluğu, çocukluktaki aşıların artışı ile otizm vakalarının nasıl arttığını gösteren epidemiyolojik kanıtlar çok kuvvetli. Evet, otizmde kesinlikle artış oldu. 1980 veya 1985’lerde on binde bir çocukta otizm vardı. Aşı programlarındaki aşı miktarı artınca, bununla birlikte otizmli çocuk sayısında da artış oldu. Bilimsel kanıtlar, ABD’de 10.000’de 1 olan otizm oranının günümüzde 166’da 1 olduğunu göstermektedir.

Tetikleyici mekanizmaları somutlaştırmak için epidemik kanıtın üzerinde kliniksel laboratuar ve diğer biyolojik bilimsel kanıtlarımız var mı?

Evet, yardımımıza koşan çok mükemmel bilim adamlarımız var. Sadece son bir kaç yıl içinde, Dr. Richard Deth ve Dr. Jill James, timerosal’in beyindeki sinir hücrelerine yaptığı zararı kanıtlayan birinci sınıf bilimsel araştırmaları bize sağladılar. Çalışmaları metilasyon bozukluğunun delillerini ve cıva, kurşun, arsenik ve kadmiyum gibi sülfür reaktif metallerin otistik çocuklarda görülen birçok semptomları nasıl tetikleyebileceğini ortaya çıkardı.

Dr. James kendi çalışma grubunda, nörotoksin etkilerine bağlı olarak azalan glutatyonunun (vücudun een önemli antioksidanı) nasıl oksidatif stres ve sinir hücresi ölümü ile sonuçlandığını bize gösterdi. Azalmış hücresel metilasyon kapasitesi, azalmış DNA metilasyonuna yol açıyor; O’nun çalışması bazı belirli besin maddelerinin nasıl bu bozulmuş süreç içinde glutatyon seviyesini ve antioksidan kapasitesini tekrar yükselttiğini göstermiştir. Bunun gibi temel bilimsel araştırmalar, günümüzde birçok çocuğa yardımcı olacak yeni, heyecan verici, tedavi eden önleyici stratejilere bizleri yönlendiriyor.

Dr. Mady Horning fareler ile deney yaptı ve onlara bu toksik maddelerden verdi, fareler bizim çocuklarımızın gösterdiği davranışları gösterdiler. Dr. Boyd Haley araştırmalarını cıvanın beyin hücrelerine yaptığı tahribatları üzerinde yoğunlaştırmıştır.

Dolayısıyla, evet, araştırmalar geliyor, gün geçtikçe araştırma üstüne araştırma timerosalin beyin için nasıl inanılmaz bir nörotoksin olduğunu gösteriyor; timerosal otistik çocuklarımızda gördüğümüz semptomlar ve işaretlerle birebir örtüşen olaylar zincirini başlatıyor.

Yalnız – psikiyatrik ilaçların da zaman zaman dahil edildiği-davranış ve eğitsel terapilere güvenmekle ilgili problem nedir?

Sağlıklı, optimal bir beynin ve fonksiyonlarını iyi yapan bir metabolik sistemin eğitsel ve davranış terapilerine daha iyi yanıt vereceğini hissediyoruz. Eminiz ki, fazla zarar görmemiş belli çocuklar geliyorlar ve onlardan pek azı sadece davranış terapisi ile iyileşiyor; çünkü biliyoruz ki, beyin stimülasyonu (uyarılması) nörolojik gelişimi artırıyor ve çocuklar büyüdükçe daha sağlıklı bağırsaklara sahip oluyorlar.

Davranış ve eğitsel terapinin biyomedikal tedavi ile kombinasyonu ile çocuklar daha sağlıklı bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemine sahip oluyorlar ve böylece genele bakıldığında daha sağlıklı olmakla birlikte daha fazla ilerleme elde ediyorlar.

Bu çok güzel bir nokta, Dr. McCandles. Kitabınızı niçin Beyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar diye isimlendirdiniz?

Torunum Chelsey’i 8 yıl önce iyileştirmeye çalışırken yaptığım keşiflerden ve çabalarımdan öğrendiğim kadarıyla, bu çocukların beslenme bozuklukları ve sindirim problemleri olduğundan beyinleri normal olarak çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları gıdayı alamamaktadırlar. Dolayısıyla, temel olarak, ne kastediliyorsa o. Bozulan bağırsak sistemleri ve bozulan bağışıklık sisteminden dolayı, bu çocuklar beyinlerinin normal çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdayı alamamaktadırlar

Otistik çocukların çoğunluğunda hangi fizyolojik sistemler etkilenmektedir?

Pratikte hepsi. Birçok çocukta sindirim sistemi bozukluğu olduğunu biliyorum. Gerçekten, birisi otizme bağırsak hastalığı diyebilir, çünkü hemen hemen hiç değişmeyen biçimde, çeşitli yiyecekleri sindiremeyen ve vücudun beslenmesi için parçalayamayan bu çocukların bağırsakları endoskopiye girdiği zaman, enflamasyon ve genişlemiş lenf bezleri ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bağırsağın etkilenen ilk ve en temel sistem olduğunu söyleyebilirim.

Erken dönemlerde aşılarla birlikte enjekte edilen cıvanın bağırsakları ve bağışıklık sistemini bozduğunu biliyoruz. Aldıkları zehirden etkilenen en önemli iki biyolojik sistem bağırsak ve bağışıklık sistemidir. Bu fasit dairedir, bağışıklık sistemi bozuluyor ve dolayısıyla bu çocuklar çeşitli enfeksiyonlar kapıyorlar. Birçok çocuk bebeklikte kulak enfeksiyonu geçirmekte ve bu rahatsızlığa bir sürü antibiyotik kullanımı eşlik etmektedir. Antibiyotikler de, bağırsak ve bağışıklık sistemine hasar veren diğer bir faktördür. İltihaplanmış bağırsaklar mantar ve klostridyum gibi patojenlerin saldırılarına zaten yatkınken bunu bağırsaklara daha da zarar veren ve faydalı bakterileri öldüren antibiyotik kullanımı eklenince, ortaya çıkan bağırsak hasarı, bağışıklık bozukluğu, daha fazla antibiyotik, daha fazla zarar şeklinde sürgit devam eden bir döngü görülmekte ve uygun besinleri sindiremeyen bağırsaklar ve çocukları sağlıklı durumda tutamayan bir bağışıklık sistemi oluşmaktadır.

Sizin yorumunuza göre -hatta programlanmış bir doktor randevusundan bile önce- otizm spektrum bozukluğundan şüphelenen bir ebeveynin ilk yapması gereken şey nedir?

Sanırım kendini eğitmek- okumak, diğer ebeveynler ile konuşmak. Anne ve babalar internete girmeli ve oradaki zengin bilgiden faydalanmalıdır. Elbette, onların neyi nasıl yapmaları gerektiğinin güzelce anlatıldığı en temel eserlerden biri olan benim kitabımı okuyarak başlayabilirler. Doktor randevusuna gitmeden önce birçok şey yapabilirler.

En önemli ve ilk yapılması gereken şey süt, buğday ve soyayı kaldırmaktır. Bu çocukların, süt, buğday ve soyada bulunan peptitleri parçalayamadıklarını dolayısıyla sindiremediklerini çok iyi biliyoruz. Bunlar ise beyin için zehirdir ve ebeveynlerin yapacağı ilk sıradaki şey bunları çocukların diyetinden çıkarmaktır.

Ebeveynlerin nasıl bir doktordan randevu alacağı fark eder mi?

Evet, bu alanda eğitim almış bir DAN! doktoru ile çalışabilirsiniz, bu ideal olanı, ancak, bu her zaman mümkün olamayabiliyor. Bulacağınız doktor sizin isteklerinize açık olmalı yani bağırsak, bağışıklık sistemi ve çocuklarımızda var olan diğer problemleri araştırma isteğinize olumlu yaklaşmalıdır. Bu çocukların “tıbben hasta” olduğu gerçeğine açık, bağırsaklarda mantar ve klostridyum olup olmadığını araştıracak ve inceleyecek, çocukların daha iyi duruma gelmeleri için, uygun besinler tavsiye edebilmek, mantarları yok etmek gibi bağırsakların tedavisine yönelik araştırma yapmaya istekli bir doktor olmalıdır.

Randevuya gitmeden önce ebeveynler sizin biraz önce değindiğiniz şeyleri yaparlar; randevuya giderler; şüpheleri doğru çıkar. Çocuğuna otizm teşhisi konulan bir ebeveyn ilk olarak ne yapmalıdır?

Kendilerini 24/7’lik çok büyük bir çalışmaya hazırlasınlar,  çünkü bu çocukları iyileştirmek, onlar için muazzam bir görevdir. Bunu sonsuza kadar sürecek bir şey gibi algılamamaları için onları cesaretlendiriyorum, ama şimdi bu çocukları iyileştirmek için ihtiyaç duyacakları şeylere dikkat kesilmeliler. Bunu yaşamamış ebeveynler için en zor olanı, sanırım, çocuklarının diğer birçok çocuğun yediği birçok yiyeceği yiyemeyeceğini algılamalarıdır. Onlar pizza, dondurma ve kızarmış tavuk yiyemezler. Birçok çocuğun bayıldığı yiyecekleri yiyemezler. Çok katı bir diyete sokulmalılar. Bu onların iyileşmesi için yapılması gereken bir numaralı şeydir.

Bu çocuklarla çalışmaya başladığım ilk zamanlarda iki grup ebeveyn vardı. Biri, çok bilinçli ebeveynler, uymak zorunda oldukları her şeye uydular: buğdayı kaldırdılar, sütü kaldırdılar, soyayı kaldırdılar, ve en sonunda şekeri kaldırdılar. Bu çocuklar daha iyi, daha iyi, daha iyi oldular. Daha dirençli bir diğer ebeveyn grubum daha vardı. Ufacık bir parça şekerin veya ekmeğin veya bir şekerlemenin onları incitebileceğine inanamadılar. Ve bu çocuklar defalarca, sürekli olarak mantar enfeksiyonu, klostridyum enfeksiyonu kaptılar ve gerileme yaşadılar. En sonunda kendi hastalarımı kendim seçecek kadar ünlü olduğumda, basitçe onlara “Katı diyet uygulamaya isteksiz ve bu konuda ciddi gayret sarf etmeyecek ebeveynleri hastam olarak almıyorum.” diyorum. Eğer bu çocukların bağırsaklarını iyileştiremez isek hiçbir yere varamıyoruz. Onların bağırsaklarını iyileştirmek bir numaralı kural.

Bu güzel bir nokta. Diyetin ya hep ya hiç diyeti olduğunu duymuştum. Bazı ebeveynler, çocukların bireysel eğitim planına uygun özel bir diyetin yazılması için gayret edilebileceğini belirttiler.

Evet, gittikleri okulun, ev büyüklerinin ve bu çocuklara bakan kişilerin alınan bu yiyeceklerin bu çocukları zehirlediği konusunda çok iyi bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri son derece önemlidir. Bazen, sadece bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyebilirsiniz. Okula, çocuğunuzun bu yiyeceklere alerjik olduğunu söyleyin ve eğer çocuğunuz alerjik bir reaksiyona girerse onlar sorumlu olurlar. Bu gerçek bir alerji değil ama o kadar da kötüdür. Artık bu çocukların buğdaya, süte alerjileri olup olmadığını araştırmak için ebeveynlerin parasını testlerle heba etmiyorum, çünkü testlerde normal çıkan birçok çocuk sorun yaşıyor ve bu sorunlarla diyete başlanınca başa çıkabiliyorlar ve çok kıymetli zaman heba olmuş oluyor. Dolayısıyla benim hastalarımın 100%’ü hemen diyete başlıyor ve çocuklarının diyetini %100 gözlemleyen ebeveynlerin çocukları ile daha güzel başarılar yakalıyoruz. En başta sadece buğday ve süt idi. Ve sonuncusu şekerdir ve şeker mantar enfeksiyonlarının defalarca büyümesine ve tekrar etmesine yol açan bir suçludur. Mantarlar şekeri sever, bu onların favori yiyeceğidir. Çocuğunuza verdiğiniz her şekerleme ile mantarların çoğalmasına davetiye çıkarıyorsunuz. Ve mesajımızı ebeveynlere gerçekten ulaştırana kadar, onların iyileşmesini geciktiriyoruz.

Yapay renklendiriciler ve yapay tatlandırıcılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet, bazı çocuklar fenollere karşı çok hassaslar. Bizim çocukların detoksifikasyonla ilgili problemleri var. Bu otistik çocuklara özgü bir karakteristik – birçok insanın başa çıkabildiği toksinler ile onlar başa çıkamıyorlar. Onların sisteminin gerçekten mümkün olduğu kadar toparlanabilmesi için yiyeceklerini ve çevrelerini toksinlerden arındırmak zorundayız.

Yeni bir hasta ile karşılaştığınız zaman belirlemeye çalıştığınız ilk şeyler nelerdir?

Bu çocuklar çok güzel görünmelerine rağmen çok hasta olabilirler, dolayısıyla gerçekten hasta olup olmadıklarını anlamaya çalışırım. Gerçekten birçoğunun melek gibi mükemmel mimikleri var. Birçoğu henüz sağlıksız görünmemesine rağmen, test yaptığımız zaman değişik beslenme bozuklukları var, bazılarının yıllarca süren mantar enfeksiyonları var. Bu insanı hayrete düşürüyor. Dolayısıyla ilk yapmaya çalıştığım şey, ebeveynlerin ne yapmaya çalıştıklarını anlamak, yani çocuklarını nasıl iyileştirmek istediklerine yönelik davranışlarını ve ne kadar çaba harcamayı düşündüklerini anlamaya çalışırım. Bu çocuklarla öğrenme eğrimin başlarında bağırsaklarını test edebilirdim, mantar olup olmadığını önce görmeye çalışıp, onu tedavi edebilirdim. Ama şimdi hissettiğim en iyi şey bütün her şeyi test etmek- bağırsakları, bağışıklık sistemini, metabolik sistemi ve zehirlenmeyi test etmek. Bütün bu testler ile bu çocuk için bir iyileştirme planı oluşturabiliyorum. Bu büyük bir mali yatırım olmasına rağmen, gerçekten resmi anlamak için değer, bütün bu ön hazırlık testlerden uzun bir zaman için çocuğun neye ihtiyacı olduğu tasarlanabilir.

Şimdi eş zamanlı test yapmaktan bahsettiniz. Ama otistik bir hastada her defasında bir belirtiyi (semptomu) iyileştirmek en iyisi değil mi, veya, maksimum efektifliği ve optimum kurtulmayı sağlamak için tercih edilen bir sıra yok mu?

Bu karmaşık bir soru çünkü bağırsakları iyileştirmek zorundayız. Ve bağırsakları iyileştirmek öncelikle mantar veya klostridyum enfeksiyonunu iyileştirmeyi içerebilir, ancak zamanla alınan gıdaları da değiştirmemize gerek var. Dolayısıyla bağırsak iyileştirme sürecinin bir numaralı önleminin, diyet içinde bağırsak enflamasyonuna (iltihabına) yol açan yiyeceklerin diyetten kaldırılması gerektiğidir diyebilirim, diyeti ayarlamak diğer şeylerden önce gelen bir numara önceliktir- o zarar veren yiyecekleri uzaklaştıramaya gerek var.

Ondan sonra bağırsaklarda herhangi bir enfeksiyon varsa onu iyileştirmemiz gerekir. Dolayısıyla bağırsakları iyileştirmek ve ihtiyaç duydukları birçok yiyeceği değiştirmek bir numara ve besin maddelerini değiştirip bağırsakları iyileştirirken bir yandan da metabolik dengesizliği iyileştirmek için metilkobalamin enjeksiyonuna hemen başta başlayabilirsiniz, hepsi beraber çalışmaktadır. Dolayısıyla sürekli olarak, ilk bağırsakları iyileştir ve ikinci olarak metabolizmayı düzeltmek ama temelde bütün bunlar eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Bundan sonra, çocuğu iyi bir duruma getirdiğimiz zaman, üçüncü olarak ağır metalleri atmak istiyoruz. Bu şelasyon veya detoksifikasyon sürecine bakmaya başladığımız zaman oluyor.

Birçok çocukta virüs enfeksiyonu da var, ama benim ölçeğime göre virüs testini genel değerlendirmede yapmama rağmen, genellikle dördüncü adım oluyor. Bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek, metabolik dengesizliği düzeltmek, ağır metalleri atmak ve ondan sonra virüs tedavisi.

Ağır metalleri kaldırdığımız zaman, virüslerin kendiliğinden halledildiğini birçok durumda sık sık görüyoruz. Hepimizde virüs var, ancak eğer onlar ile başa çıkamıyor isek, bazen antivirüs tedavisine acilen başlamamız gerekebilir, ama bağırsakları iyileştirmek, yiyecekleri değiştirmek ve metalleri dışarı atmak sık sık virüslerin de çaresine bakıyor.

Yeni bir hasta ofisinize doğru yürürken, çocuğun fizyolojisinin ne kadar etkilendiği ve bu etkiyle ilgili gösterebildikleri semptomlar arasında bir korelasyon var mı ve bu hastanın durumu için ne tahmin edebiliyorsunuz?

Teri, bu en zor soru, cevap hayır, o korrelasyonu yapmanın çok zor olduğunu söyleyebilirim. Bir süre sonra, yüzlerce çocuğu gördükten sonra, sadece sorunlarını biliyorum, beslenme bozuklukları olduğunu biliyorum. Ama bunu her zaman göstermiyorlar. Çoğunlukla çocuklar iyi görünürler; ne kadar kötü “stim” yaptıklarını veya ne kadar kompulsif olduklarını söyleyemezsiniz. Gerçekten açık şekilde korrelasyon yapamazsınız.

Bazı çocukların inanılmaz dengesizlikleri, inanılmaz enflamasyonları var ve herhangi bir semptom göstermiyorlar.  Diğerleri (tipik çocuklar) birçok semptom gösterebiliyor, kanepe üzerine yüzükoyun yatıyorlar, karınlarına baskı yapılmasını istiyorlar, bu onların açıkça mide ağrısı olduğunu gösteriyor. Ama bu çok şaşırtıcı, bu çocukların çok yüksek acı hissetme eşikleri var, ve çoğu zaman semptom gösteremedikleri için onları teşhis edemiyorum. Çoğunlukla teşhis edebildiğim şey, ebeveynlerin çocukları için ellerinden gelen her şeyi yapmaya olan istekleri bu da en büyük faktördür. Ve en yakın zamanda ne yapabilirlerse hemen yapmak istiyorlar. Ve onları iyileştirmek için başlanacak işe ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyi tepkiler alacağımızı kavradık.

Öyleyse bize önemli olan laboratuar testlerinden bahseder misin?.

Sanırım buna daha önce de değinmiştin. Bir sistem üzerinde çalıştım, genellikle ilk incelemede için on veya onbir test istiyorum. Adlandırayım mı?

Olur…..
1) Bir tane I-90 food IgG Hipersensitivite testi ısmarlıyorum. (incelediğim bütün çocuklar çoktandır diyetteler – diyete başlayana kadar bu testi yapmıyorum.) Bu çocuklar başta bu diyette iyi gidebilirler, sonra duraklama hatta gerileme bile yaşayabilirler. Bir hipersensitivite testi yapmamız gerekir çünkü yumurta, mısır veya diyetlerinde bulunan hiç şüphelenmeyen bir şeye karşı hassasiyet geliştirebilirler. Bazı ebeveynler “bu diyet işe yaramıyor” diyebilir bunun sebebi, onların glüten ve kazeinden öteye geçememeleridir ve soyayı veya mısırı veya çocuklarının hassasiyet geliştirdiği başka bir yiyeceği diyetlerinden çıkarmadıkları içindir. Dolayısıyla bu, *diyete başlandıktan sonra* kontrol edilmesi
gereken çok önemli bir şeydir.

2) Toksik boşaltım resmini ölçmek için Hair Elements-Saç Elementleri (saç toksikleri değil)’i kontrol ederim. Bazı insanlar saç elementleri kullanmıyorlar; ben onları 6 yıldır kullanıyorum ve çok faydalı
buluyorum. Bununla birlikte, iyi okuyabilmek için tecrübeye ihtiyaç var.

3) Bağırsakların durumunu anlamak ve ne tür probiyotiklere ihtiyaç olduğunu anlamak için Comprehensive Stool Analysis with Parisitology (Parazitoloji ile birlikte Kapsamlı Dışkı Analizi) testi yaptırıyorum. Bütün bu çocukların probiyotiğe ihtiyaçları var- probiyotikler “dost bakterilerdir”.

4) Plazma Amino Asit  testi yapıyorum. Büyük peptitleri daha küçük parçalara ayırmada yaşanan bozukluk, bu çocukların bir çoğunda çok önemli amino asitlerin eksik olmasına sebeb oluyor. Bunlar beyindeki nörotransmitterlere prekursör(ön madde) oluyorlar. Hemen hemen tüm çocukların amino asit değişimine ihtiyaçları var. Amino asit testinden, tamamen onların ihtiyaçlarına uyarlanmış bir formül veriyorum.

5) Bir sonraki test homosistin testi. Kısmen metilasyon durumunu ve folate metabolizmasını anlamamıza yardımcı oluyor.

6) RBC (red blood cells-kırmızı kan hücreleri) Elements (mineral ve toksinler)’i kontrol ediyorum. Önemli mineral ve toksik metallerin hücreler arası seviyesini kontrol etmek için çok önemli bir testtir, hem şelasyon öncesinde hem de şelasyon yaparken önemlidir.

7) İhtiyaç duydukları önemli antioksidanları belirlemek için Vitamin Panel testi yapıyorum.

8) Plasma Fatty Acid Analysis (plazman yağ asit analizi) testi yapıyorum. Omega-3’ler bu çocukların çoğunluğunda her zaman eksiktir- omaga-6’lar da dahil. Yağ asitleri beyin hücrelerinin büyük bir bölümü yağ olduğu için önemlidir.

9) İdrarda organik asit testi yapıyorum. Bu bana birçok metabolik bozuklukları bildirir ve mantar veya klostridyum bakterisi enfeksiyonu olup olmadığını bildirir. Var olan bir mantar enfeksiyonunu dışkı çoğu kez göstermeyeceği için, aslında bu amaç için bu test dışkıdan daha iyidir. Dolayısıyla dışkı testi yaptıran ebeveynler testte mantar çıkmazsa çocuklarında mantar olmadığını düşünecekler. Bu bütün çocuklarda var olan durumun tam zıttı bir olaydır. Çoğu kez dışkı testi sürecinde mantarlar daha tesbit edilemeden toplanma sırasında öldürürlle. Eğer mevcutsa, bu genellikle kuvvetli bir enfeksiyondur, ama mantar mukoza içinde derinlere yerleşir ve koloni kurarlar, ve eğer mantarlar İdrarda organik asit testinde mevcut ise onları idrar içinde bulabilmek için bir yan ürün almanız gerekiyor.

10) Bir sonraki test, Immunosciences Labs, Beverly Hills, CA adresinde yapılan Premier Autism Panel‘idir. Bağışıklık sisteminin elementlerinin kontrol edildiği bu bağışıklık/virüs paneli toplam 17 testten oluşmaktadır.

Zehirlilik için başka bir test daha var- hücresel metallotionin yükleme  testi – bu test bize çocuğun kendi kendine ne kadar detoksifikasyon yapabildiğini bildirir. Bu test, diğer süreçlerin arasında otoimmün sürecin bir göstergesi olarak, virüs antikorlarının titreleri (kimyasal reaksiyon için ihtiyaç duydukları madde) ve beyinde oto antikorlara karşı olan titreleri kontrol eder. Son derece önemli bir paneldir.

11) Ve on birincisi temel CBC (complete blood test-tam kan sayımı), karaciğer enzimlerini de kontrol eden bir biyokimya  paneli, bir demir paneli ve bir de tiroit panelidir. Hipotiroidi otistik çocuklarda nadir görülmeyen bir durumdur. İşte bu bana ilk defa gelen bir hastayı nasıl değerlendirdiğim ile ilgili bir listedir. Dışkıyı, saçı, idrarı ve kanı kontrol ediyorum.

Dinleyicilerimiz için bu testleri tekrar etmem sizin için uygun mu?

Elbette, devam edin.

(1) 90-food IgG sensitivity

(2) hair elements,

(3) Ayrıntılı dışkı analizi (parazit tahlili dahil)

(4) Amino asit analizi

(5) Homosistin düzeyleri

(6) Eritrositlerde elment analizi

(7 ) Vitamin paneli

(8) Yağ asitleri analizi

(9 ) İdrarda organik asit analizi

(10 )Metalotionein yükleme testi ile birlikte immün virüs paneli

(11) Tam kan sayımı, rutin biyokimya analizleri demir paneli, tiroit paneli
testlerini yapıyorsunuz.

Bu değerli bilgileri dinleyicilerimize sağladığınız için çok teşekkürler.

Anlamlı derecede bağırsak bozukluğu olan çocuklarda, bu durumun, onların otistik durumunu daha yaygın yapacağını hissediyor musunuz?

Mutlaka, çünkü eğer ihtiyaçları olan besin maddelerini alamıyor ve metabolizmaları çalışmıyor ise herhangi bir şeyin yolunda gitmesi çok zordur. Tekrar ediyorum esas unsur bağırsak sorunlarıdır.

Neden birçok çocuğun bağırsağı bu kadar bozuktur ve ilk tetkikten sonra ortaya çıkan değişik sorunlar nelerdir ve değişik bağırsak sorunlarını nasıl test ve tedavi ediyorsunuz? Mantardan bahsettiğinizi biliyorum. Test ettiğiniz ve tedavisini bulduğunuz başka hususlar var mı?

Besinleri sindirme kabiliyetleri, biraz önce saydığım test yöntemlerinden öğreniyoruz. Eğer amino asit bozukluğu varsa ve gerekli amino asitlerin seviyesi düşükse bağırsaklarda birşeyler olduğunu biliyoruz. Bu genellikle baş edilemeyen enflamasyondur ve ihtiyaç duydukları besinleri vücut içine alamazlar. Bu ilk test sürecinde yaptığımız birçok şey bizi yönlendirmektedir: dışkı analizi böylece kötü bağırsak böcek kümelerinin yerini alacak olan faydalı böcek(bakteri) olan uygun probiyotikler veriyoruz. Mantar ve/veya klostridyum olup olmadığını anlamak için organik asit testi yapıyoruz ve ihtiyaç varsa anti-mantarlar ve anti-bakteri ilaçları veriyoruz. Ve bu çocukların birçoğunun anti-mantar tedavisinde olması gerekir. Bu çocukların birçoğu eğer tedavi edilmez ve mükemmel bir diyette olmazlar ise mantar enfeksiyonu geçirirler. Dolayısıyla bağırsak enflamasyonuna sebep olan baş edilemez bir mantar enfeksiyonu, parazit enfeksiyonu varsa, bu da ishale veya kabızlığa yol açmaktadır.

Çocukların üçte ikisinin mantardan ishal, üçte birinde kabızlık olduğunu söyleyebilirim ve nadiren de olsa bazı çocuklarda ishal ve kabızlık olmadığını ve güzel kakaları olduğunu görüyoruz ama diğer taraftan bu çocuklarda bağırsak enflamasyonuna sebep olan derinlere işlemiş mantarlar olduğunu ve bağırsakların alt bölümlerinin dışkıyı ürettiğini görüyoruz. Dolayısıyla bağırsaklar normal bile olsa her zaman mantar veya kolostridum enfeksiyonu olmadığını söyleyemezsiniz. Ama patojen sınıfının bu iki asıl üyesinin çoğu zaman ishal, kabızlık, gaz, karın şişliği ve genel halsizliğe sebep olduğunu söyleyebilirim.

Mantar, davranış anormalliklerine sebep oluyor mu?

Oh, evet. Çocuklar güzel bir şekilde devam ederken tatiller geliyor ve insanlar onlara şeker veya almamaları gereken şeyler veriyorlar ve bir regresyon (gerileme) görebiliyoruz. Bu anormallikler karakteristik olarak mantar enfeksiyonu ile başlıyor. Sersemleşiyorlar, uygunsuz biçimde gülüyorlar, kendilerini uyarıyorlar (tipik otistik hareketler ile) ve hemen hiperaktiflik başlıyor. Mantar ile çocuklarda kıkırdayarak aptalca gülme meyli ve klostridyum ile vasat duruma geçiyorlar, kızgın oluyorlar, eşyaları kırıyorlar ve iyi hissetmiyorlar. Dolayısıyla evet, bu bağırsak sorunları ile davranış sorunları kesinlikle ilişkili oluyorlar.

Birçok çocuğun metabolik anormallikleri var mı ve bunları nasıl test ve tedavi ediyorsunuz?

Bütün çocuklarda metabolik dengesizlik olduğunu ve son bir buçuk yılda keşfettiğimiz en önemli şeylerden bir tanesinin bu dengesizliği tedavi etmek olduğunu söyleyebilirim. Çocuklara metilkobalamin enjekte edilmesinin ve doğru biçimde yapılmasının önemini vurgulayan öncümüz (Dr. James Neubrander olmuştur. Bilim adamlarının gösterdikleri şeylerden bir tanesi, bağırsaklardaki çok erken yaşlarda oluşan hasar, beyindeki folat kimyasını etkiliyor ve bu da B-12 vitaminin metilkobalamin (MB-12) olarak adlandırılan şeklinin dönüşme yeteneğini yok ediyor. Bu, merkezi sinir sistemine giren tek türdür ve enjekte etmek de en iyisidir.

Ağızdan vermeyi denedik, deriden vermeyi denedik ama gerçekten dengesizlik o kadar büyük ve bu çocukların beyinlerindeki folik asit çevrimi o kadar çok metabolik olarak bozulmuştur ki bu çocukların birçoğunda gerçek tek kurtuluş yolu onlara metilkobalamin enjeksiyonu ile başlıyor ve bazen bu 2 ya da daha fazla yıl devam ediyor. Şimdi bu çocuklardan binlercesi, iğne yapabileceğini asla düşünemeyen ebeveynleri tarafından enjekte edilmektedir ve onlara bunu veriyorlar çünkü çocukların en hızlı tepki verdikleri şeylerden bir tanesi budur. Dr. Neubrander çocukların 85%’den 90%’e varan oranının metilkobalamine pozitif tepki verdiğini rapor ediyor (her zaman bazı ilk yan etkiler olmadan olmuyor) ; etkili folat kimyası uygun beyin fonksiyonu için hayati öneme sahiptir.

Toksik birikimini nasıl belirliyor ve nasıl tedavi ediyorsunuz?

Bu çocukların büyük çocukluğunda toksik birikimi olduğuna inanıyoruz. Çünkü glutatyon sistemlerinde bozukluk var. Konuştuğum şeylerden birçoğu, aşılar, toksikler vücudun kendi detoksifikasyon mekanizması olan glutatyonu tüketmektedir. Toksik durumu ölçmek için üç test yapıyorum. Eritrosit elementleri/mineralleri analizini yapıyorum. Saç Elementleri analizini yapıyorum ve ‘Immunosciences metallotionein’ testi yapıyorum ve bunlar, çocukların vücudundaki toksinler ile mücadele seviyesini göstermektedirler. Bu çocukların çoğu artık dışarı cıva atamıyorlar ve bu onların cıvayı vücutta tuttuklarının gerçek bir göstergesidir.

Dr. Amy Holmes, Mark Blaxill ve Dr. James Adams yeni bebek saçlarında çok ince çalışmalar yaptılar ve otistik ve normal (veya nörotipik çocuk) çocuklar arasında cıva boşaltım farkı çok dikkate değer çıkmıştır. ASD’li bebeklerin cıva boşaltım kabiliyeti yoktur; cıvayı tutuyor ve biriktiriyorlar. Dolayısıyla bu üç testle kontrol ediyorum ve ilk olarak bağırsaklarını iyileştirerek ve vücutlarını iyi beslenebilen bir duruma getirerek hazırlıyorum ve ondan sonra bu metallerin atılmasına yakınlaşmak için hazır oluyorum. Bazıları bir numaralı işin metalleri atmak olduğunu ve hatta bağırsakları iyileştirmeye çalışmaktan bile önce geldiğini düşünüyorlar. Ben böyle düşünmüyorum. Şelasyon sürecine bağırsakları iyileştirmeden ve besin maddelerini değiştirmeden girmenin hasta çocuk üzerinde çok fazla stres yapabileceğini düşünüyorum.

Ondan sonra onlara verdiğimiz gıdalar ve MB-12’nin bulunduğu beslenme yardımı ile glutatyonu değiştiriyoruz. Orta ölçekli bir detoksifikasyon ajanımız var ve bu transdermal allathiamine (TTFD)’dir. Eğer çocuklar gerçekten çok küçük ve bağırsaklarını iyileşmiş ve metabolik sistemleri düzene girmiş ise bazıları gerçekten sadece TTFD ile geri dönüyorlar. Bütün çocuklarım TTFD’ye devam ediyorlar, hatta diğer şelasyon ajanlarını kullananlar bile. Bunun detaksifikasyon yaptığını gösteren çok ince bir çalışmayı Dr. Derrick Lonsdale yapmıştır. Bu “zayıf” bir şelator – ağır metal şelatörleri olan DMSA ve DMPS gibi dokuların içine işleyip metalleri tutup getirmiyorlar ama biz TTFD ile başlıyoruz çünkü transdermal krem ve şimdi ebeveynlerin internetten bile sipariş verebildikleri *Authia* diye bir formu var. Mineralleri dışarı atmıyor ve güvenli, dolayısıyla ön-teste ihtiyaç yok. Ebeveynler günde iki defa kullanarak arsenik, kadmiyum, alüminyum ve sonunda cıvadan da belirli özel bir sıra olmaksızın kurtulabilirler. Yine de, total şelasyon için buna güvenmiyoruz ama bu da başlamak için bir yerdir.

Tamam. Glutatyonu yenilemekten ve TTFD veya Authia kullanmaktan bahsettiniz. Kısaca DMSA’dan bahsettiniz. Diğer değişik şelatörleri, bu süreç boyunca izleme yapabilmek için gereken testleri ve şelasyondan önce ve süresince ihtiyaç duyulacak güçlendirici ve destekleyici ek besinleri tanımlayabilir misiniz?

Evet, bağırsakları iyileştirmek ve gıdaları değiştirmekle ilgili söylediklerime ek olarak, şelasyondan önce her zaman karaciğer enzimlerinin iyi olup olmadığına dair temel testleri yapıyoruz ve minerallerin özellikle çinkonun seviyesinin iyi olduğunu teyit ediyoruz. Şelasyon bizim uyguladığımız şekliyle son derece güvenlidir. DMSA ile – DMSA’nın mantarların çoğalmasını artırması dışında – herhangi bir medikal problem yaşamadım. Diyet konusunda iyice bilgilenmeden ve çocukların şeker alamayacakları bilgisini edinmeden önce, benim şelasyon manevralarım ağır mantar enfeksiyonundan dolayı sabotaja uğrayacak ve sonunda çocuk gerçekten hasta olacaktır. Tekrar bağırsakları iyileştirmek için şelasyonu durduracak, anti-matarlar ile tedavi edecek, şelasyonla başa çıkabilmesi için çocuğu stabil (kararlı) duruma getirecektir.

Kurşun zehirlenmesine karşı DMSA, FDA onaylıdır. Bir ilaç herhangi birşey için onaylandıktan sonra, biz doktorların onu uygun olarak düşündüğümüz diğer durumlarda kullanma hakkı vardır. DMSA kurşunu atmak için onaylı olmasına rağmen, onu cıvayı atmak için de kullanıyoruz. Bu DAN! hekimlerinin en çok tavsiye ettiği şelatördür ve çok dikkatli kullanılmalıdır. Cıva zehirlenmesinden emin olmanın tek yolu provokasyon testi (yükleme testi) olarak adlandırdığımız testi yapmaktır. Çocuğun ağırlığına bağlı olarak belli oranda oral (ağız) DMSA veriyoruz ve karşılaştırmak için provokasyon öncesi ve sonrası idrar topluyoruz (yükleme öncesi ve sonrası).

Bu kesin olan tek testtir; diğer yaptırdığımız testlerden de kestirmeler yapabiliriz ama hikayeyi bize asıl söylecek olan provokasyon testidir. Gerçekten çocuğun cıvadan zehirlenip zehirlenmediğini anlamak için provokasyon testi yapabiliriz ama, ebeveynler emin olmak için istemiyorsa bu da her zaman gerekli değildir. Ondan sonra çocukta şelasyona sürecine başlıyoruz ve DMSA için kullandığımız patern 3 gün kullan, 11 gün ara ver şeklindedir. 3 günlük kullanım için verilen DMSA, çocuğun ağırlığına bağlı olarak dozlara bölünerek verilmektedir. Bazı insanlar her 4 saatte, bazıları 8 saatte bir verilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Büyük çocuklarda genellikle onların bağırsakları daha iyi durumda olduğu için 8 saatte bir kullanılabilir; 3 gün kullan ve vücudun mineral oluşturabilmesi için 11 gün ara ver. Diğer güçlü bir şelatör DMPS’dir. DMSA’nın tersine bu ilaç FDA tarafından onaylanmamıştır ama onu büyük miktarlarda alabiliyoruz ve doktor reçetesi ile büyük eczanelerde yaptırılması yasaldır. Avrupa’da 50 yıldır onay verilmiş durumdadır; orada kullanılmaktadır ve DMSA’dan daha iyi bir şelatör olarak kabul edilmektedir. DMSA kadar mantar üremesini teşvik etmemektedir.

Geçen yılkı Autism One konferansında, Dr. Rashid Buttar DMPS’in deriden uygulanan bir formunu tanıttı ve glutatyon ile DMPS içeren tescilli bir reçete geliştirdi. Bunun damla veya krem olarak 2 günde bir uygulandığı bir protokol üzerinde çalıştı. Damlalar tekrar edeyim çocuğun ağırlığına göre ayarlı. Bu insanların çocuklarını şelasyon yapmaları için noninvazif (zorlamasız) ve çok kolay bir yoldur. Hem DMSA hem de DMPS uygulanırken çok titiz bir dikkatin mineral alımına verilmesi gereklidir.

Çinko son derece önemlidir. DMPS için en önemli mineraller magnezyum ve çinkodur ve Dr. Buttar DMPS veriliş zamanının belirli bir zaman öncesinde ve belirli bir zaman sonrasında çinko, selenyum ve diğer minerallerin verilmediği bir protokol üzerinde çalıştı. Dolayısıyla protokol gözlemlenmeli
ve çocuğun mineralsiz kalmaması için minerallere dikkatlice devam edilmelidir.

Ve düzenli olarak izleme yapılmalı; doğru mu?

Evet, bunlardan herhangi birini yapmadan önce, karaciğer enzimlerini, CBC’yi, demiri, RBC elementlerini kontrol ediyoruz ve bunların şelasyon boyunca her 2 ya da 3’da bir kontrol edilmesi gerekmektedir; Buttar diğer “güvenlik ölçümleri” yapılırken 2 defada bir saç elementleri testi
yapmayı önermektedir.

Peki, şelasyona başlamadan önce çocuk ne kadar süre besin takviyesinde olmalıdır?

Her çocuk değişiktir. Bu onların ne kadar bozuk olduklarına bağlıdır ama haftalardan aylara kadar olabilir. Organik asit testi seviyeleri görmek için mükemmel, nelerin değiştirilmesi gerektiğini görmek için de vitamin paneli. Ve tabii ki eğer iyi bir diyette veya zaten iyi bir durumda iseler o konuma daha hızlı varabilirler. Dr. Buttar bile başlarda, bütün yapılması gereken cıvanın tamamen dışarı atılması diyordu, bazı ebeveynlerin diyeti es geçme hataları bazı çocukların çok hasta bir duruma gelmeleri ile sonuçlanmıştır. Dolaysıyla ancak şimdi “Eğer diyette iseniz, ona devam edin” diyebiliyor. Aynı zamanda şimdi şelasyonla beraber MB-12 enjeksiyonunu tavsiye ediyor. Eğer bütün bunlara 2.5 ve 3 yaşındaki küçük çocuklar ile başlarsak daha şanslı oluyoruz çünkü öğrendiğimize göre maalesef zehirlenmeye daha fazla maruz kalan büyük çocuklardan küçük çocuklar daha hızlı geri dönüyorlar. Ama diyette kalmayı optimum buluyoruz, minerallerde sorun olmadığını görmek için çok dikkatlice kan testleri ile izleme yapıyoruz ve seçtiğimiz şelasyon ajanlarını kurtuluş olana kadar düzenli olarak veriyoruz.

Dr. McCandles, bu çocuklarda değişik kategorilerde immun ve oto-immun anormallikler var mı ve bunlara ne sebep olabilir?

Otistik çocukların beyinlerde çok sıklıkla otoimmün prosesler var; Dr. VK Singh’e göre bu oran  80%’den 85%’e kadar çıkabiliyor. Yaptığım virus panelinde miyelin temel protein antikorlarını kontrol ediyorum ve gördük ki, virüs seviyeleri ve otoimmün prosesleri otistik olgunun son derece önemli bir boyutudur. Bu çocukların bağırsaklarında canlı olabilen kızamık virüsünün (aşıdan kaynaklı) tedavi edilmesi son derece zordur. Öyle şiddetli otoimmün olmuş çocuklar var ki belki 30%’unu geri döndürse bile IVIG (damardan immunoglobulin tedavisi)’ye ihtiyaç duymaktadırlar.

Yaptığımız şey bağırsaklarını iyi bir duruma getirmek, metabolik olarak onları dengelemek, metallerden kurtulmak ve anti-virus tedavisi ile açıkça görünen virüsleri tedavi etmektir. Aklıma gelmişken, bütün çocuklara doğal bir antivirus olan Lauricidin veriyorum ve bağırsaklara yardımcı olmaktadır.

Bu ilaç  antivirüs, antibakteriyel, antimantar, non-toksik ve etkili bir doğal üründür. Sanırım bu, ebeveynlerin kendi kendilerine yapabileceği önemli bir şeydir. Internetten sipariş verebilirler-www.Lauricidin.com. Eğer çocuk bu kötü-tatlı hapları yutamıyor ise Ecological Formulas’den monolaurin şeklindeki kapsüllerden de alabilirler. Bu iyi bir antiviral ilaçtır ve antiviraller otoimmun sürecin tedavisine çok yardımcıdır. Herpes (uçuk) virüsü gibi virüslerin büyük istilası varsa, onlara uzun süreli periyotlarda Valtrex veya Famvir adlı antiviral ilaçları veriyorum. Bu mantar tedavisinde  yaptığınız gibi bir veya 3 hafta süren bir tedavi değildir. Antiviraller ile bu seviyeleri aşağıya çekebilmek için aylarca süren bir tedavi yapmak zorundasınız.

Bunun hakkında daha önce konuştunuz ama takviyeler ne kadar önemli? Bana öyle geliyor ki onların hayati öneme sahip olduğunu düşünüyorsunuz? Eğer mineral ve probiyotik gibi şeylerin üzerine kısıtlamalar gelirse neler olur?

Sanırım bu, bizim popülasyon için yıkıcı olur. Besin maddeleri tedavidir ve bunların ebeveynler için ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Bazı şirketler birçok çocuğun ihtiyaç duyduğu temel formülleri içeren üretim yapmaktadırlar. Ben bireysel olarak, çocuklarla ilk defa çalışırken tekil besin maddeleri kullanmayı tercih ediyorum, çünkü karışık verildiği zaman çocuğun neye reaksiyon verdiğini anlamak çok zordur.

Bir çocukla ilk defa çalışırken hep tekil besin maddeleri veriyorum ve karışık besin maddelerini ancak uzunca bir süreden sonra veriyorum. Ancak bu bahsettiğim kapsamlı testleri birçok aile yapmaya muktedir değildir, dolayısıyla çocuklarını mülti vitamine başlatabilirler. Kirkman’dan Super Nu-Thera(r) ve Brainchild Vitamins’ler mükemmel multi vitaminlerdir. Dr. Mary Megson’ın Spectrum Biogenics gibi bazı mükemmel multi vitaminleri var. Eğer ebeveynler test edebiliyorsa, başlangıçta tek tek besin maddeleri verilmesinin en iyisi olduğuna inanıyorum ve bu bazen çocukların neye ve nasıl tepki verdiklerini bulmak için onlara günde 25 besin maddesi vermeyi gerektirebilir. Eğer her defasında bir tane ile başlarlarsa, bundan ebeveynler çocukların neye ihtiyacı olduğunu ve ne tepki verdiğini bilecekler.

Bu çocuklar o kadar hassas ve o kadar kendilerine özgüler ki mültivitamin verdiğimizde bazen çocuk bir reaksiyon geçirebilir ve mültivitamin içinde neye karşı kötü reaksiyon verdiğini bilemeyeceğiz. Ama hala birçok test yapmayı mali olarak karşılayamıyor iseniz hiçbir şey yapmamaktansa bunu yapmak daha iyidir. Daha önce bana yaptığımız ilk şeyin ne olduğunu sordunuz – diyetlerindeki kötü şeylerden kurtuluyoruz sonra, bireysel olarak çocuğun ihtiyaçlarının ne olduğunu anlamak için doktora test siparişi verebileceğimiz ana kadar mültivitamine devam ediyoruz.

Birçok değişik tedavi seçeneklerinden bahsettiniz. Değişik protokollere eklenen en son tedavi seçenekleri nelerdir? Authia’dan bahsettiniz ve sanırım NDF diye birşey var. En güncel tedavi seçenekleri nelerdir?

Bir numara, muhtemelen en önemli, en son tedavi seçeneği metilkobalamin enjeksiyonudur. Dr. Neubrander binlerce hastaya bu ilacı verdi. Nasıl bir etkisi olduğunu görmek için, çocuklar ona geldiği zaman hemen metilkobalamin kullandırmaya başlıyor ve bu esnada başka hangi besinlere ihtiyaç olduğunu belirlemek için bütün testler yapılıyor. O’nun ve hepimizin birçok çocuğu nasıl etkilediğine dair şaşırtıcı hikayelerimiz var.

Dolayısıyla en son ve en güçlü şeylerden bir tanesinin metilkobalamin enjeksiyonu olduğunu söyleyebilirim ve gerçekten herkesin yüksek derecede bunu düşünmesini tavsiye ederim ve bunu çocuğunuza reçete edecek bir doktor bulun; metilkobalamin belirli eczaneler tarafından hazırlanmalıdır. Çok hafif ve güvenli bir detoksifikasyon yapan Authia’nın önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda Dr. Buttar’ın transdermal DMPS uygulaması son zamanlardaki diğer bir önemli seçenek ve folat döngüsünü etkilemek ve yardım için besinlerin gücünü gösteren Dr. Jill James tarafından yapılan titiz çalışma bir diğer ilavedir. Folinik asitin metilkobalamin ile bazen de TMG ile birleştirilmesinin, muhtemelen bütün çocuklarımız için yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri olduğunu biliyoruz.

Belki çocuklarımızın 10%’dan 15%’ine yardım edecek diğer folinik veya folik asit formları var, ancak onların 85%’i metilkobalamin ve folinik asit kombinasyonuna tepki vereceklerdir.

Dr. McCandles, bundan daha önce de bahsettiniz, değişik tedaviler esnasında çocuklar regresyon (gerileme) periyotları yaşayabilirler mi?

Evet, ve gerilemenin temel nedeninin diyetteki ihlallerden kaynaklandığına inanıyorum – biraz buğday, süt, veya şeker ve mantar enfeksiyonu kaptıkları zaman oluyor. Hemen hemen tüm gerilemelere içinde baş edilemez mantar veya klostridyum (veya her ikisi) enfeksiyonu olan bağırsak enflamasyonu sebep olmaktadır. Mantarlardan gelen toksinler onları rahatsız etmektedir ve bağırsaklarda emme sorunlarına sebep olmaktadır ve muhtemelen bu da temel unsurdur.

Nadiren boyalara karşı çok hassas olan çocuklardaki fenoller, evdeki toksinler, içinde antimuan olan yatak örtüsüne maruz kalmak – bütün ebeveynlere yeni aldıkları her türlü giysi parçasını derilerinin üzerine giymeden önce yıkamalarını tavsiye ediyorum çünkü yeni giysilere ve yatak örtülerinin içine alev-geciktirici ve antimoni koyuyorlar ve bu çocuklar bunlarla başa çıkamıyorlar.

Dolayısıyla gerileme bazen toksik bir çevreye maruz kalmaktan veya baş edilemez mantar veya klostridyum enfeksiyonuna sebebiyet veren bir yiyecek reaksiyonundan kaynaklanabilir. Dolayısı ile bu regresyonlar treni gerçekten raydan çıkarıyor – oluştuğu zaman her şeyi durdurmak ve bunları tedavi etmek zorundayız.

Mantarın iyileşme krizi (die off) diye bir şey var mı ve buna tepki nedir?

Evet. Mantarlar inanılmaz toksinler yaratmaktadır ve onları iyileştirdiğimiz zaman iyileşme krizleri ortaya çıkar. Ama şimdiye kadar onları alt edemeyen bir çocuğum olmadı. Bazı ebeveynler bir kısım toksinleri silip süpürmek için aktive edilmiş tıbbi kömürü kullansalar bile, iyileşme krizleri bunun bir parçasıdır. Diğer taraftan dayanılması çok zor bile olsa iyi bir işarettir. Hala birçok mantara sahip olduğunuzu ve onları yok ettiğinizi gösteriyor.

6, 9 veya 12 yaşındaki çocukların ebeveynlerine ne kadar ümit verebiliyorsunuz?

Evet, bu çok önemli bir soru. Hiçbir şüphe yok ki bu çocuklara ne kadar erken ulaşırsak o kadar kolay iyileşmeleri sağlanıyor ve daha hızlı tepki veriyorlar. Ama herkes için birçok ümit olduğunu söyleyebilirim, hatta yetişkinler için bile. Ve yetişkinleri de çocukları tedavi ettiğim gibi tedavi ediyorum – hangi yaşta olduklarının bir önemi yok, bütün testleri yapıyor, bağırsaklarını iyileştiriyor, eksikliklerini düzeltiyor, toksinlerden kurtuluyor ve virüsleri tedavi ediyorum. Ve insanı hayrete düşüren şeyler görüyoruz. Gerçekten söz veremeyiz. Bazen çok küçük bir çocuk gelirse söz verebiliyorum, en çok onlara okul çağı geldiği zaman çocuğun hazır olacağı sözünü veriyorum. Torunum şimdi 11 yaşında. O hala hasarlı durumda çünkü bu şeylerin birçoğuna geçmişte başlayamadı – öğrendiğim bütün yapılmasına ihtiyaç duyulan şeyleri bulana kadar bir çok zamanım geçti. Ama gelişmeye devam ediyor ve onların mümkün olduğu kadar iyi duruma gelebilmeleri için her türlü Her kulvar çabayı yapmaya değer. Her ne kadar onların tamamen geri döneceğine söz veremesek bile, daha iyi yapacağımıza dair oldukça fazla söz verebiliriz. Eğer çocuk gerçekten hasta ise ve bağırsaklarında enflamasyon varsa ve yiyeceğini vücut içine alamıyorsa(sindiremiyorsa), ne pahasına olursa olsun bu çocuğa yardım etmemiz gerekir. Dolayısıyla evet, her zaman ümit var ve hiçbir zaman denemeyi bırakmayacağız.

Lütfen bizim için, fizyolojik konulara yönelmemiz gereken optimum sırayı özetler misiniz?

İlk sırada kısıtlanmış diyet var. Ebeveynleri ne kadar dikkat etse de Gluten/Kazein diyetine tepki veremeyen çocuklar daha sıkı bir diyet olan Özel Karbonhidrat Diyetine( Specific Carbohydrate Diet) devam etmeye ihtiyaç duyabilirler. Bu çok sıkı bir “bağırsak çocuklar” fikrini ortaya getiriyor ve bazı insanlar gerçekten bu diyetin savunucusudur. Dolayısıyla tekrar ediyorum, çocuklarımızdaki fizyolojik sorunlarla ilgilenirken ana görev, gerçekten çok dikkatli bir kısıtlı diyet uygulamaktır. Mümkünse bütün ailenin bu tür diyete devam etmesini tavsiye ediyorum. Bu herkes için iyi ve eğer diğer çocuklar pizza ve dondurma yiyorsa, bunu otizmli çocuğun önünde yapmak zalimliktir çünkü hepimiz bu tip şeyleri seviyoruz. Aynı zamanda ebeveynlere çok nadiren bazı ailelerde olsa da çocuklarının diyete ihtiyacı olup olmadığını anlamak için test yaptırmalarını ve paralarını harcamalarını tavsiye etmiyorum – bu son derece nadirdir.

İkincisi, onlara, bağırsaklarını iyileştirmeye ve beslenmelerine yardım etmek için vitamin, enzim ve probiyotik vermektir. Üçüncüsü, toksinlerden uzak durun, vücutta toplanan toksinlerden kurtulmak için şelasyon yapın, bunu yaparken de vücudu sağlıklı tutun. Ve sonra ihtiyaç varsa, virüs durumunu araştırıyor ve antivirüslere ihtiyaç olup olmadığını araştırıyoruz.

Dolayısıyla bu benim iyileştirme yolum; kısıtlı diyet, bağırsakları iyileştirmek, besin maddeleri vermek, metabolizmayı dengelemek, detoksifikasyon ve gerekliyse antivirüs tedavisi.

Küçük, daha yeni teşhis konulmuş bir çocuğun ebeveynin veya biraz daha yaşlı biyomedikal yaklaşım yolculuğuna yeni başlayacak bir çocuğun ebeveynin evine götüreceği en önemli mesajın ne olacağını hissediyorsunuz?

Sanırım, birtakım kısıtlamalara ve yapılması gereken çeşitli gayretlere doğru pozitif tutum – bu çocukları zehirlenmeden korumak için ebeveynlerin bütün yemek yeme alışkanlıklarını, bütün hayatını, değiştirmeleri son derece zordur. Ama ebeveynlere bunun sonsuza kadar devam
etmeyeceğini söylemek, onlar medikal olarak hasta olduğu için iyileşmeleri adına hemen işe başlamak gerektiğini vurgulamak gerekir. Bağırsakların iyileştirilmesi gerekir. Onları beslenmek zorundayız böylece, alınan gıdalar beyne, vücudun diğer kısmına gidebilsin ve onları sağlıklı tutsun. Dolaysıyla ana meselenin, birincisini yapmaya karşı istek duymak olduğunu söyleyebilirim, bağırsakları iyileştirmek için gerekeni yapmak, diyet yapmak – bu zor iş ama denemeye değer. Ondan sonra diğer şeyler daha kolay ve kendiliğinden gelir.

http://egedeniz95.blogcu.com/

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here