Hayatta kalmak için demirine sahip çık

0
354

Demir, içimizdeki zırh, adeta hepimizin Zülkarneyn Seddi! O olmadan “ayakta” kalmak mümkün değil. Ve ayakta kalmamızı istemeyen “güçler”, bizleri demirsiz bırakmak için türlü tuzaklar kuruyor. “Demirine sahip çık” diyoruz ve tuzakları deşifre ediyoruz.

Genetiğiyle oynanmış gıdalar, Frankeştayn buğday tohumları, “özgürlük” adı altında pompalanan sağlıksız yaşam tarzı… Hayvansal gıdalardan uzak durmamızı öğütleyen “yalancı” diyetler, vejetaryenliğe salık veren iyilik maskeli ‘new age’ dinler, reikiciler…

Diğer yanda paketli, boyalı, kimyasal katkılı gıdaları satmakla övünen dev bir yiyecek-içecek sektörü ve hasta insanları iştahla bekleyen modern tıp endüstrisi… “Tüm bunlar bir milletin bağışıklık sistemini çökertmek için ideal taktikler olabilir mi?” sorusunu soruyor. Daha da ileri gidiyor: “Küresel güç, bağışıklık sistemimizdeki en stratejik savaşçı olan demiri, elimizden almak istiyor olabilir mi?”

Yukarıda bahsettiğimiz multi-taarruza maruz kalmış demirsiz insan… Kirli planları olan küresel güç için ne iyi olurdu değil mi? Fiziki ve manevi bağışıklığı çökmüş, umutsuz, muzsuz, itaatkâr, zırhsız, her manipülâsyona açık demirsiz insan… İnsanı robotla ikame etmeyi düşünenlerin B planı da bu olmasın? Abartılı gibi geliyorsa lütfen yazının devamını okuyun ve demirin ne kadar hayati olduğunu kendi gözlerinizle görün.

İyibilgi sitesinde çıkan bu ilginç yazıdan sonra editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın, demir eksikliğinin Dünyada ve Türkiyedeki yaygınlığını, nedenlerini ve korunma önlemlerini irdeliyor.

Demir, evrende bol miktarda görülen bir maden; güneşte ve birçok yıldız türünde belirgin miktarda bulunuyor. Önemli manyetik özellikleri var.

Kur’an-ı Kerim’de demir

Demirin adı, Kur’an-ı Kerim’de birkaç ayette geçiyor. Hatta bir maden adını taşıyan tek sure, Hadid (Demir) Suresi.

“Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar).” Hadid Suresi, 25

Bilimin, “insanlar için birçok faydası bulunan” demir hakkında şimdiye kadar tespit edebildiği en önemli özellik, kan dolaşımında oksijen taşıması. Kim bilir, belki zaman içinde, demirin ne kadar önemli olduğuna dair başka tespitler de yapılır… Mesela kanser tedavisinde demir-oksit kullanılarak olumlu sonuçlar alındığı bildiriliyor.

Vücudumuzda oksijeni demir taşıyor

Kan dolaşımında demirin nasıl yer aldığını şu şekilde özetleyebiliriz:

Yiyip içtiklerimizden alınan besinler kana geçer, oradan da organlara dağıtılır. Havadaki oksijen de akciğerlerden kana geçer; önce kalbe, sonra organlara ulaştırılır. Kan, bütün organların oksijen ve besin ihtiyaçlarını karşılar.

Kanda oksijen taşıyan kırmızı hücrelere alyuvarlar adı verilir. Bu hücreler en iyi şekilde işleyebilmeleri için düzenli olarak üretilmelidirler. Yaşlanan hücreler dalak tarafından devre dışı bırakılır ve kemik iliğinde yeni hücreler üretilerek kana verilir.

Alyuvarların oksijen taşıyabilmeleri için içlerinde kırmızı renklerini veren hemoglobin proteini ve bu proteine bağlı “demir” bulunur. Demir vücutta üretilemediğinden besinlerle alınması zorunludur.

Besinlerle alınan demir sindirim sisteminden kana geçtiğinde bazı taşıyıcılar tarafından alınır ve alyuvarların yapım yeri olan kemik iliğine götürülür. İhtiyaç fazlası ise çeşitli organlarda depolanır. Günlük demir ihtiyacı besinlerle karşılanamadığında bu depolardan faydalanılır.

Günlük alım yetersiz olduğunda veya aşırı ihtiyaç halinde depolar tükenir ve alyuvarların üretimi aksamaya başlar.

Üretim aksaması ilk başlarda vücudun aldığı çeşitli önlemlerle giderilmeye çalışılır. Önlemler yetersiz kaldığında “kansızlık” yani demir eksikliğine bağlı olarak alyuvarların yetersiz üretilmesinden kaynaklanan durum vücutta çeşitli belirtiler vermeye başlar.

Demir eksikliğinde neler olur?

Demir eksikliğinde, vücudun savunma kalkanı incelir. Oksijen gibi, her sağlıklı hücrenin ihtiyacı olan bir maddeyi taşımakla görevli demir vücutta yeteri kadar bulunamazsa, bağışıklık sistemi zayıflayacak, kapılar bütün hastalıklara açık hale gelecektir.

Demir yetersizliğinde, hemoglobin yeterli miktarda oluşturulamaz. Alyuvarlar küçülür, soluk renkli olur ve yeterli oksijen taşıyamazlar. İngilizce’de “yorgun kan (tired blood)” deyişi, demir eksikliği olan ve organlara, kaslara yeteri kadar oksijen taşıyamayan kanı tanımlamak için kullanılır. Yorgun kan ise “yorgun vücuda” yol açacaktır.

Demir sadece kan için değil, beyin için de hayati öneme sahiptir. Bir sinir hücresinden diğerine mesaj taşıyan “nörotransmitter”ler, sinir ileticileri görevlerini yerine getirebilmek için demire ihtiyaç duyarlar. Demir eksikliği çeken bir kişinin vücudu kadar, beyni de “yorgun” olur.

Demir eksikliği ve demir eksikliğinin sonucu olarak ortaya çıkan kansızlık (anemi), kendini aşağıdaki belirtilerle gösterebilir:

• Ciltte solukluk (özellikle çocukların yüzünde; yetişkinlerin el ayası ve tırnak diplerinde)
• Güçsüzlük
• Yorgunluk, halsizlik, çabuk yorulma
• Baş dönmesi
• Nefes darlığı
• Çarpıntı
• Odaklanmada güçlük
• Hafızada zayıflık
• Beyin işlevlerinde bozukluk
• Enfeksiyonlara daha kolay yakalanma, sık hastalanma
• İştahsızlık
• Fazla üşüme
• Kabızlık
• Tırnakların çatlaması, kırılgan olması
• Çocuklarda öğrenme güçlükleri ve davranış bozuklukları

Demir eksikliği hangi durumlarda görülebilir?

Demir vücutta üretilmediği için dışarıdan alınması zorunlu olan bir mineraldir. Demir eksikliğinin en önemli sebeplerinden biri beslenme ile yeteri kadar demir alınamamasıdır. Fakat geçirilen hastalıklar veya belirli yaşlar nedeniyle demir ihtiyacının artması da söz konusudur.

Etyemezlik (vejetaryenlik ve veganlık): Vejetaryenler et, sakatat yemezler. Veganlar ise, yiyecek seçimlerini daha da kısıtlayarak süt ve yumurta da dahil olmak üzere, hayvansal hiçbir besini yemezler.

Vücudun en iyi şekilde emebileceği ve kullanabileceği demir, kırmızı sakatatlarda ve hayvansal gıdalarda bulunmaktadır. Baklagiller, tahıllar, kuru meyveler demir içerse de, bitkisel kaynaklarda bulunan demir vücutta yeteri kadar değerlendirilememektedir. Dolayısıyla, hayvansal besinleri tüketmeyen kişilerde demir eksikliği görülmesi muhtemeldir.

Günümüzde reiki gibi birçok “new age” din, takipçilerine et yememeyi telkin etmektedir. Yurtdışından ithal akım ve felsefeler, insanlara, etsiz hayatı övmektedir. Bunun sonucu olarak gittikçe daha fazla insan, bağışıklık sistemleri zayıflamış, renkleri solmuş bir şekilde, hastalıklara açık kapı bırakarak yaşamaya başlamıştır.

Yoksulluk veya zayıflama diyetleriyle yetersiz beslenme de demir eksikliğine yol açabilmektedir.

Hamilelik ve emzirme dönemi: Hamilelik döneminde anne, iki kişilik demir ihtiyacını karşılayacak şekilde beslenmelidir. Hamilelik döneminde artan kan hacmi nedeniyle de daha fazla demire ihtiyaç duyulmaktadır.

Belirli yaş grupları: Bebekler anne karnında geçirdikleri dokuz ay boyunca, kendi vücutlarında, dünyaya geldiklerinde altı ay yetecek kadar demir depolamaktadırlar. Anne karnında dokuz ayını tamamlayamadan dünyaya gelen prematüre bebeklerin ise bu deposu yeteri kadar dolmamıştır.

Bir ila üç yaş arasındaki çocuklar yemek yerken çok seçici olabildikleri için demir eksikliği görülebilir. Çok hızlı bir büyüme dönemi olan ergenlikte bütün minerallere olduğu gibi, demire olan ihtiyaç da artmaktadır.

Adet görme çağındaki genç kız ve kadınlarda da, aylık kan kayıplarına bağlı olarak daha fazla demir ihtiyacı görülmektedir.

Sporcular: Yüksek mukavemet gerektiren sporlarla uğraşan kişilerin demir ihtiyaçları daha fazladır. Uzun saatler spor yapan sporcularda demir depoları tükenebilir.

Hastalıklar: Ülser kanamaları ve parazit enfeksiyonları ile uzun süren ishaller, sindirim sistemi bozuklukları demir eksikliğine yol açabilir.

Sigara: Sigara içmek kansızlık riskini arttırır çünkü sigara içimi sırasında ortaya çıkan karbon-monoksitten üretilmiş olan carboksi-hemoglobinin, oksijen taşıma kapasitesi yoktur.

Aşırı çay ve kahve tüketimi: Çay ve kahvenin aşırı tüketilmesi, demir emilimini azaltmaktadır.

Demirden zırh nasıl sağlamlaştırılır?

Demir bakımından en zengin yiyecekler karaciğer, kırmızı et, yumurta, balık, istiridye, midye ve karidestir. Bitkisel kaynakları fasulye, nohut, mercimek, bezelye gibi baklagiller; kepekli olarak tüketilen buğday, darı ve yulaf gibi tahıllar; kurutulmuş üzüm, incir, kayısı, erik, badem, kabak çekirdeği, fıstık, ceviz gibi yemişlerdir. Enginar, patates, balkabağı, yer elması ve pekmez de iyi demir kaynaklarındandır.

C vitamini içeren domates, portakal, biber gibi besinler, vücudun demir emilimini arttırmaktadır. Demir bakımından zengin besin yenildiğinde, yanında C vitaminli bir besin de tüketilmesi tavsiye edilir.

Demir ve kanser

iyibilgi’de daha önce yayınlanmış olan “Kanser en çok neyi sever?” başlıklı yazıda Otto Warburg’a Nobel ödülü kazandıran buluşundan bahsedilmektedir. Warburg, 1930’lu yıllarda kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.

Kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerin oksijenli solunumunun, oksijensiz – anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. (Otto Warburg)

Warburg buluşuyla, sağlıklı normal hücrelerin oksijene ihtiyaç duyduğunu, kanser hücrelerininse oksijenden kaçındığını anlatmaktadır. Oksijenin taşıyıcısı olan demir de, bu açıdan son derece önemlidir.

2004 yılında gerçekleştirilen bir kanser tedavisinde de demir oksit tanecikleri kullanılmış ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Almanya’daki Charite Hastanesi’nde Dr. Andreas Jordan başkanlığındaki ekip, yeni bir yöntem uygulayarak kanser hücrelerini yok etmeyi başarmıştır.

Demiri taklit eden katil

Nükleer santrallerde kullanılan plütonyumun neden tehlikeli olduğunu Kutsiye Bozoklar, “Üstümüzden geçti bulut” isimli yazısında açıklamış:

“Yeraltı tanrısı Plüton’un adını taşıyan plütonyumun 500 gramı yeryüzüne çıkarılır ve eşit olarak dağıtılırsa, dünyadaki insanların tümünün akciğer kanserine yakalanabileceği söyleniyor. Nükleer reaktörlerde bir yandan elektrik üretilirken öte yandan uranyum-238 izotopundan yılda 200-250 kilogram olmak üzere plütonyum üretiliyor. Plütonyum kimyasal tepkimelere giren bir metal, havada plütonyum dioksit gibi, solunum yoluyla geçen parçacıklar oluşturabiliyor. Pudra gibi incecik zerreler içeren bu bileşim hava akımlarıyla taşınıyor. Solunum yoluyla insan ve hayvanlara geçiyor.

Profesör Dr. Renan Pekünlü, bu geçişin etkilerini şöyle anlatıyor: “Akciğerin hava yollarından birine konuşlanan bileşim yakın komşuluğundaki hücreleri alfa parçacığı (helyum atomu) bombardımanına tutar. Daha küçük parçacıklar akciğerden kan damarlarına geçer. Plütonyum demir benzeri özellikler sergilediğinden kandaki demir taşıyıcı proteinlerle birleşir ve vücudumuzun demir depoları olan karaciğere ve kemik iliğine yerleşir. Alfa parçacığı bombardımanına burada da devam eden plütonyum karaciğer kanseri, kemik kanseri ve lösemiye neden olur.”

Plütonyum marifetleri bununla da kalmıyor. Demir benzeri özellikleri sayesinde plasentayı geçerek ana rahmindeki fetüse ulaşıyor ve gelişme bozukluklarına neden oluyor. Erkeğin testislerine ve kadının yumurtalıklarında yoğunlaşıyor ve genetik mutasyonlara yol açıyor.”

Editörün notu: Demir eksikliği gibi fazlalığı da kansere yol açabilir (Weinberg ED. The role of iron in cancer. Eur J Cancer Prev 1996;5:19-36).

Kaynaklar
  1. wikipedia.org
  2. webelements.com
  3. askdrsears.com
  4. mediko.yildiz.edu.tr
  5. kuranmucizeleri.com
  6. lazuri.com

Prof. Dr. Ahmet Aydının yorumu

Anneden bebeğe geçen demir deposu altıncı aydan itibaren tükenmeye başlar. İçindeki demir mükemmel bir şekilde emilse bile artık anne sütü içindeki demir bebeğe yetmez. Hele bebek inek sütü ile besle­niyorsa demir eksikliği daha da artar. Bu nedenle al­tıncı aydan sonra demirden zengin ek gıdaların diyete eklenmesi şarttır (1-3). Gerek dünyada gerekse ülkemizde (ve hatta gelişmiş ülkelerde) anemi olsun ya da olma­sın demir eksikliği sıklığı %20-60 arasında değişmektedir(4-6) (Tablo 1).

Tablo 1. Dünyada ve Türkiye’de Anemi sıklığı

Ülkeler (çalışma sayısı)

0-5 yaş

6-12 yaş

Bütün Dünya4 (146)

Az gelişmiş ülkeler4 (137)

Gelişmiş ülkeler4 (10)

Türkiye5

İstanbul6

%49

%51

%10

%73

%58

%36

%38

%12

%30

Demir eksikliği kansızlığının en sık görüldüğü yaş 6 ay-2 yaş arasıdır (6) (Tablo 2).

Tablo 2. İstanbul’da Çeşitli Yaşlarda Anemi sıklığı

Yaş

Anemi kriteri (WHO)

Sıklık

6 ay – 2 yaş

2 yaş – 6 yaş

6 yaş – 14 yaş

> 14 yaş (Erkek)

> 14 yaş (Kız)

Hb <11.0 g/dL

Hb <11.0 g/dL

Hb <12.0 g/dL

Hb <13.0 g/dL

Hb <12.0 g/dL

% 75

% 31

% 28

% 30

% 30

Hb: hemoglobin (alyuvarlardaki oksijeni taşıyan madde)

Normal diyette alınan et, vücudumuzun ihtiyacı olan demirin sadece %6’sını karşılar. Vücudumuza giren demirin çok büyük bir bölümünün kaynağı tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan hem dışı demirdir. Yiyeceklerde bulunan hem dışı demir üç değerlikli (ferrik) kompleksler halinde olup, emilebilmeleri için iki değerlikli (ferröz) hale dönüşmeleri gerekir. Üç değerlikli hem dışı demirleri, iki değerlikli şekle dönüştürerek emilimini arttıran en önemli faktör C vitaminidir.

Bitkilerden alınan demirim emilim oranı %5-10,

Etten alınan demirim emilim oranı %25,

Anne sütünden alınan demirim emilim oranı ise %60’dır.

Uygun şartlarda yiyeceklerden alınan demirin yaklaşık onda biri emilir. O halde günlük ihtiyacımızı (1-2 mg) alabilmek için günde 10-20 mg demir içeren gıda yemeliyiz.

Taze ve çiğ sebze (örneğin salatalar) ve meyve yeme alışkanlığının azalması; sebze ve meyvelerin buzdolabı dışında ve üzeri açık şekilde saklanması, yemeklerin uzun süre pişirilmesi ve yemek pişirme sularının atılması gibi nedenlerle günümüz insanlarının tükettiği C vitamini bir hayli azalmıştır.

Çay, tahılların içinde bulunan fitatlar, nişasta, fosfatlar ve fitatlar demir emilimini azaltan başlıca faktörlerdir(8).

Helicobacter pylori adı verilen bakteri gastrit, ülser ve mide kanserine yol açabilmektedir. Az gelişmiş ülkelerde ve Türkiyede insanların yarısından fazlasında Helicobacter pylori enfeksiyonu saptanmaktadır. Bu mikrop mide asidini azaltmakta, bu durum da demir emilimini bozmaktadır. Benzer şekilde asidi azaltan mide ilaçları da demir emilimini azaltmaktadır (9-11).

İnsan hayatında en yüksek demir ihtiyacı 6 ay -2 yaş arasındadır. Bu nedenle ek gıdaların içindeki demirin biyoyararlılığının çok yüksek olması gerekir.

Günümüz avcı-toplayıcı gruplarında insanlar yavrularına çiğnenmiş et verdiklerinden demir eksikliği ve anemisi oluşmamaktadır (12). Doğal beslenen diğer memeli hayvanlarda da demir eksikliği gelişmemektedir.

En iyi demir kaynağı kırmızı etlerdir. Et hem kaliteli bir protein, hem de çeşitli vitamin ve mineral kaynağıdır. Merada beslenen hayvan etlerinin biyolojik değerinin üstün olduğu unutulmamalıdır. Et süt çocuklarına önce kıyma, daha sonra da didiklenmiş şekilde sebze çorbalarına eklenir; çocuğun yaşı ilerledikçe köfte şeklinde verilir.

Bazı ailelerin bütçesi yeteri kadar et almaya elverişli olmayabilir. Bu gibi durumlarda nohut, fasulye ve mercimek gibi baklagillerin (C vitamini içeren gıdalar ile birlikte tüketildiğinde) iyi bir demir kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Baklagillerin protein değerleri et proteinlerine oldukça yakındır. Üzüm pekmezi sanıldığı kadar iyi bir demir kaynağı değildir.

Demir Eksikliğinin Önlenmesi

  • Her bebeğin kendi annesinin sütünü içmesi sağlanmalıdır.
  • İnek sütünün içindeki demir hem düşüktür hem de iyi emilmemektedir. Bu nedenle inek sütü içen bebeklere kan damlası verilmesi uygundur.
  • Ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocuklarında, inek sütü yerine yeterli demir içeren devam mamalarının kullanılabilir.
  • Demir emilimini bozacaklarından tahıl ve undan yapılmış gıdaların tüketiminin azaltılması gerekir.
  • Eğer bebe bisküvileri verilecekse (biz önermiyoruz) demir katkılı olanların seçilmesi uygun olacaktır.
  • Ekmek tüketiminin de azaltılması gerekir. Ama yenilecekse bu kesinlikle beyaz ekmek (şehir ekmeği) değil köy ekmeği olmamalıdır. Bunu başlıca nedenleri beyaz ekmeğin kan şekerini hızla yükseltmesi ve vitamin ve çinko, demir gibi minerallerden çok fakir olmasıdır. Çünkü vitamin ve mineraller buğdayın kepeğinde bulunmaktad
  • Sebze ve meyvelerin taze ve C vitamini kaybı asgariye indirecek şekilde tüketilmesi; et fiyatlarının düşürülmesi ve tüketiminin arttırılması için hayvancılığın geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Tablo 3. Çeşitli ekmek türlerinin demir içerikleri

Yiyecek türü

Demir

Uno Zengin Ekmek

Doygun Ekmek

Köy ekmeği (İst. Halk Ekmek)

Çavdar ekmeği (İst. Halk Ekmek)

Beyaz ekmek (İst. Halk Ekmek)

Beyaz ekmek (Piyasa)

4.1 mg/100g

2.6 mg/100g

3.7 mg/100g

2.8 mg/100g

0.83 mg/100g

0.25 mg/100g

 

* Veriler İst. Halk Ekmek’ten alınmıştır.

Sağlık Bakanlığı’nın demir eksikliğini önleme projesinde 4-6. aydan sonra en az iki yaşına kadar bebeklere 1 mg/kg/gün demir verilmektedir.

 

Kaynaklar

  1. Aydın A, Fıçıcıoğlu C, Çam H, Mıkla Ş. Süt çocuğu beslenmesinde ek besinler II.“ Ek besinlere başlama zamanı ve beslenme pratikleri” Sendrom 1995; 48-53.
  2. Aydın A. Yapay beslenme ve ek gıdalar. İçinde: Sever L, Gür E (Editörler). Sağlam Çocuk İzlemi, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sempozyum Dizisi no:35, Deomed Medikal Yayıncılık, İstanbul, 2003: 79-84
  3. Aydın A. Süt Çocuğu Beslenmesinde Ek Gıdalar, Vitaminler, Mineraller. SSK Bakırköy 11. Çocuk Sağlığı Günleri Kongre Kitabı. SSK Bakırköy Eğitim Hastahanesi Yayını, İstanbul, 2004:132-57
  4. Lönderal B, Dewey KG. Epidemiology of iron deficiency in infants and children. Annales Nestle, 1995;53:1-7
  5. Köksal O, Baysal A. Beslenme-Sağlık ve Gıda Tüketimi Araştırması, Ankara, 1974
  6. Çetin E, Aydın A. İstanbul’da yaşayan çocuk ve adolesanlarda anemi prevalansı ve anemilerin morfolojik dağılımı: Çocukların, Yaş,cinsiyet ve beslenme durumu ile anne babaların ekonomik ve öğrenim durumunun anemi prevalansı üzerine etkileri. Türk Pediatri Arşivi. 1999; 34:29-38
  7. Hallberg L, Hoppe M, Andersson M, Hulten L. The role of meat to improve crittical iron balance during weaning. Pediatrics 2003; 111:864-70
  8. Andrews NC. Disorders of iron metabolism. N Engl J Med. 1999;34 :1986 –1895
  9. Baggett HC, Parkinson AJ, Muth PT, Gold BD, Bradford D. Gessner BD. Endemic Iron Deficiency Associated With Helicobacter pylori Infection Among School-Aged Children in Alaska. PEDIATRICS Vol. 117 No. 3 March 2006, pp. e396-e404
  10. Annibale B, Marignani M, Monarca B, Antonelli G, Marcheggiano A, Martino G, et al. Reversal of iron deficiency anemia after Helicobacter pylori eradication in patients with asymptomatic gastritis. Ann Intern Med 1999;131:668–72
  11. Rockey DC Cello JP. Evaluation of the gastrointestinal tract in patients with iron-deficiency anemia. N Engl J Med 1993;329:1691-5.
  12. Eaton SB, Eaton SB 3rd, Konner MJ. Paleolithic nutrition revisited: a twelve-year retrospective on its nature and implications. Eur J Clin Nutr 1997;51:207-16
Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin