Su gibi aziz olun

0
12

Susuz yaşayamıyoruz ama suyu ne kadar tanıyoruz? Su yaşamsal gıdamız, canlılık, saflık, temizlik, güzellik, bereket, huzur ve mutluluk kaynağımız, gökten yağan rızkımız!

Bazılarına göre günde en az iki litre su içmek bir şehir safsatası. Bize göre hiç de öyle değil. Bereket ki bizim gibi düşünenler az değil. Tabii sağlığımız için yaşamsal olan sularımız hızla kirlendiğini de unutmamak gerek. Hayat veren su hastalıklara da neden olabiliyor. Bültenimizin bu sayısında iki ayrı ‘web’ sitesinde yayınlanan suyla ilgili iki yazıyı sunuyoruz. Hepiniz su gibi aziz olun.

İçtiğinizin “su” olduğundan emin misiniz?

Susuz yaşayamıyoruz ama suyu ne kadar tanıyoruz?

Yaşamsal gıdamız, canlılık, saflık, temizlik, güzellik, bereket, huzur ve mutluluk kaynağımız, gökten yağan rızkımız!
Doğada bulunan tüm canlılar için hayati önemli taşıyan “su” kaynaklarının, akarsuların, denizlerin korunmasına büyük önem vermek gerekiyor. Biliyoruz ki doğanın dengesi bozulunca otomatik olarak insan, hayvan ve bitkilerin de doğası bozuluyor.
Sanayinin gelişimi, şehirleşmenin artması ile değişen su tüketim kültürümüz, su alırken birçok noktaya dikkat etmemizi gerektiriyor.

İnsanın yaşamını devam ettirmesi için en az oksijen kadar önemli olan suyun, vücutta pek çok görevi de bulunuyor. Vücutta su miktarı yeterli değilse, kan yoğunlaşır ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olur. Fakat içtiğiniz su miktarı çok fazla olunca da, bu vücut için olumsuz sonuçlar doğurur. Çünkü böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olup, vücudunuzdaki kalsiyumun atılmasına neden olur.

Vücudunuzun su miktarının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmek. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anlamına gelir.

İranlı hekim Batmanghelidj’nin “Hasta Değil Susuzsunuz” ve Biyofizikçi Peter Ferreira’nın “Su ve Tuz” kitapları ortak noktalara vurgu yapıyor ve tüm hastalıkların birinci nedeninin, vücudun susuz kalması olduğunu belirtiyor.

İranlı hekim Batmanghelidj, kitabında suyun hayati önemini 46 nedene bağlıyor ve doğru su tüketimi ile tüm hastalıklara karşı korunabileceğimizi belirtiyor. Açıkladığı nedenlerden biri aslında her şeyi özetliyor: Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”

Biyofizikçi Peter Ferreira da suyun hayati önemini açıklıyor. Vücudumuzun çok iyi bir şekilde kendi kendini iyileştirebileceğini, çoğu kişinin bunu oruç kürleri vasıtasıyla başardığını belirtiyor. Ayrıca, sanayi tarzda gıdaların işlenmesiyle vücudunuza almış olduğunuz anorganik maddelerden kurtulmak için bir çözeltiye ihtiyacımız olduğunu ve bunun da su olduğunu ilave ediyor.
Su tüketirken, vücut kimyamızı etkileyen suyun, kimyasal özelliklerine de dikkat etmek gerekiyor.

İçme suyunun nitelikleri nasıl olmalıdır?

  • Su kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.
  • Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.
  • Su tortusuz ve renksiz olmalıdır.
  • Su hastalık yapan mikroorganizma ihtiva etmemelidir.
  • Suda bulunan vibrio cholera, salmonella typhi, hepatit virüsü gibi mikroorganizmalar sudan geçerek hastalığa sebep olurlar.
  • İçme sularının kesinlikle bakteriyolojik kirlilik taşımaması gerekir.
  • Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır.
  • Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir. Arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, cıva gibi…
  • Bunun yanında baryum, nitrat, flor, radyoaktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır değerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Aynı zamanda bazıları suya kirli suların karıştığının göstergesidir.
  • Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır.
  • İçme suyu ve sanayide, kullanma sularında demir, manganez ve sertlik değerleri önemlilik arz eder.

Nitrat meselesi

Örneğin suda olmaması gereken nitrat konusunu açalım: Nitrat kanserojen bir maddedir. Sadece kimyasal olarak bir zehir olmasından dolayı değil, sebebi çok daha başka.

Nitrat bir kimyasal yapı olarak belli bir dalga boyuna sahip, dolayısıyla elektromanyetik kuvvete. Vücudumuza nitrat girdiğinde rezonans yerine dizonans oluşur, çünkü vücudumuz nitrat içermediği için bu madde ile rezonansa geçemiyor. Oluşan dizonans bedende kaos oluşturuyor ve birden bazı hücre grupları dejenere olmaya başlıyor.

Çünkü sürekli bir elektromanyetik içtepiye maruz kalıyorlar. Aslında bedenimiz kendini tekrar rejenere edebilir (yenileyebilir) fakat her gün aynı içtepilere maruz kaldığında, artık nitrat’ın miktarının da önemi kalmıyor, tekrar eski yapısını koruyamıyor.

Saf su nedir?

Saf su iletkenlik değeri 0,055 µS/cm (25ºC) veya elektrik direnci 18,2 Megaohm-cm olarak hesaplanan sudur. Suda çözünmüş halde bulunan tuzlar da artı ve eksi yüklü iyon oluşumuna yol açarak iletkenlik değerini arttırmaktadır. Klorit ve sodyum iyonları da bu nedenle benzer etkiye sahiptir. Ayrıca bazı gazlar da örneğin karbon dioksit iyon oluşumunu pH kadar etkilemektedir.

İçme suyu kaynak olarak alındığında ters ozmoz, deiyonizasyon, damıtma (distilasyon), iyon değişimi, filtreleme ve diğer uygun metotlar kullanılarak saf su üretilmektedir.

pH ne demektir?

Sudaki hidrojen iyonu yoğunluğunun negatif logaritmasını ifade eden terim. pH aralığı 0-14 arasında değişir. 7 nötr, 0-7 arası asidik, 7-17 arası alkalinli (bazlı) olarak kabul edilir.

Toplam sertlik ne demektir?

Suda çözünmüş halde bulunan Kalsiyum (Ca) ve Magnezyum(Mg) bileşiklerinin toplamıdır.
Ülkemizde üç birim ile ifade edilir. mg/L CaCO3(Kalsiyum Karbonat),
Fransız sertliği (10mg/L CaCO3), Alman Sertliği (17,9mg/L CaCO3).
Genelde Fransız Sertliği (Fr) birimi kullanılır;

• 0-5 Fr – Çok Yumuşak
• 5-10 Fr – Yumuşak
• 10-20 Fr – Orta Sert
• 20-30 Fr – Sert
• 30 Fr – Çok Sert

Suyun iletkenliği ne demektir?

Suyun elektrik iletme yeteneğidir. Su içinde çözünmüş mineral miktarı arttıkça, suyun iletkenliği artar.

Toplam alkalinite ne demektir?

Suyun asidi nötralize etme kabiliyetidir. İşlenmiş sulardaki hidroksit, borat, silikat ya da fosfat iyonları alkaliniteye katkıda bulunabilir

Bir suyun iyi kaliteli olup olmadığı kimyasal analizde belirtilen pH değeri, toplam sertliği, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi minerallerin miktarlarına bakarak anlaşılabilir. pH değerinin 7,5-8 arası olması idealdir… Çok yumuşak suların içimi iyidir ama vücuda yeteri kadar kalsiyum alamamış oluruz. Çok yüksek sertlik değerinde ise özellikle yaşlı insanlarda damar sertliğine yol açacak kadar fazla mineral alırız. 5-10 Fr – yumuşak değerdeki suları tüketmek en ideal olanı.

Örneğin kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi mineraller ne kadar fazla ise iyidir (üst sınırı var) ama genelde suda çok az bulunurlar… Bu sebeple Avrupalılar genelde içme suyu değil, daha fazla mineral içerdiği için maden suyu içerler…
İçme sularında sodyum oranının fazla yüksek olması vücutta su tutulmasına sebep olur.

Bunun haricinde 1 saatte ve 1 günde üreyen bakteri değerleri de üzerinde mutlaka belirtilmiş olmalıdır. Özellikle plastik damacana suyun üzeri açık veya pompa çeşmesinin ağzı açık bırakılmamalıdır!

Su içerken vücudunuzun sesine kulak verin, dolaşım sisteminizdeki işleyişi, idrar ve bağırsak hareketlerinizi, susama ihtiyacınızı, içerken lezzetini, enerji bakımından vücut hareketlerinizi takip ederseniz size ilaç gibi gelecek suyu tespit edebilirsiniz.

Bazı sular size su içirtirken, bazılarının sizi su içmekten uzaklaştırdığını fark edeceksiniz!

Aynı bölgeden çıksa dahi su kaynakları ve fabrikasyon işleyişi farklı olduğu için, doğal kaynak suyu olarak aldığınız suları test edin. Dönem dönem içme suyu markanızı ve bölgesini değiştirin, kendinizde de değişiklikler fark edeceksiniz.
Vücudumuzdaki toksinlerden arınmak için, su içmenin yanında, bitki özelliklerini göz önünde bulundurarak, suyu tatlandırarak yani, doğal bitki çayı halinde tüketmenin de dolaşım sistemi açısından büyük faydaları bulunuyor.
Eğer doğadan temiz su elde ederim diyorsanız, doğal alabalıkların yaşadığı akarsuları tespit ederek çevrenizdeki en temiz suyu da bulabilirsiniz!

Son olarak, özellikle İstanbul ve ülkemizin birçok yerinde bulunan, geleneğimizin bir parçası “hayrat” olarak yaptırılmış çeşmelerin bugünkü halinin içimi acıttığını paylaşmak istiyorum.

O özenle yapılmış nadide çeşmelerimizin bugün neden akmadığını, birçok alanda yenilikler ve yatırımlar yapılırken, tarihi ve turistik bir şehirde bu çeşmelerin susuz hali hem düşündürücü, hem de üzücü!

Canlı canlı çeşmeden akan suyun tadıyla, günümüzde büyük maliyetlerle üretilen ve en küçüğü 1000 yılda yok olabilen plastik pet şişelerden içtiğimiz suyun tadını ve anlamını karşılaştırınca daha da düşünür hale geliyoruz!

Nihal Doğan
nihaldogan@iyibilgi.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=23556


Sıcak suyun faydaları!

Suyun faydalarını bilmeyen yok. Su içmekten daha faydalı bişey var; Sıcak su içmek… İşte sıcak suyun faydaları…
Sıcak su, çay veya su bazlı içeceklerden farklı olarak, mide yüzeyinde kan akımına direkt olarak emilen birkaç maddeden biridir. Beden, suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz.

Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler üretir:

a) Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir (dondurma başağrısı sendromu)

b) Sindirim sistemi (büzgen kas, barsaklar ve kolon) da daha az elastik olur, sindirim sorunlarına ve kabızlığa neden olur. Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor. Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

Sıcak Suyun Faydaları

  1. Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
  2. İç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.
  3. Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflü semptomlarını rahatlatır.
  4. Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
  5. Kabızlığı giderir.
  6. Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ile birleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
  7. Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, balgamı sulandırır, zatürreyi önler.
  8. Günde 3 kez 1 fincan sıcak su için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir.

Anonim
http://www.hurhaber.com/news_detail.php?id=121654

Su için Prof. Dr. Ahmet Aydın’an öneriler

  • Günde en az 6-8 bardak su için. Yiyecek ve meşrubattaki su buna dahil değildir. İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir.
  • Bir insanın susuzluk hissi ile su ihtiyacını ayarlayabileceği düşüncesi, çocukluk çağı için doğru olsa da diğer yaşlar için geçerli değildir. Susuzluk hisleri önemli ölçüde köreldiği için yaşlıların farkına varmadan susuz kalma tehlikeleri büyüktür. Birçok yaşlının yüksek olan tansiyonu yeterli su içtikten sonra düşmektedir.
  • Meyve suyu, meşrubat, gazoz, bira gibi, şekerli çay gibi sıvılar yoğun karbohidrat içerikleri nedeni ile su ihtiyacını artırırlar. Şekersiz çay ve kısmen de ayran, kefir gibi fermente içecekler, sıvı ihtiyacını artırmadığı gibi, sıvı ihtiyacınızı da karşılar.
  • İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın. Oda sıcaklığındaki suyu içmek en iyisidir.
  • Kaynak suyunu için. İşlenmiş sofra suları kaynak suyu değil, işlenmiş kuyu suyudur. Mecbur kalmadıkça içmeyin. Gerçek kaynak suları içiminin güzelliğinden anlaşılabilir.
  • Şebeke suyunu mümkünse içmeyin (klorlu !). Klor, mikropları öldürmek için suya konulur. Fakat kanser de yapabilir ve suyun tadını bozar. Doğal kaynak suyunun yerini tutmasa da filtre edilmiş şebeke suyu içilebilir.
  • Şebeke suyunu musluktan aldıktan sonra en az bir saat dinlendirirseniz kloru uçar ve içilebilir.
  • Sindirim sorununuz varsa yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltır. Yemekten yarım saat önce veya 1 saat sonra su içebilirsiniz.
  • Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmelidir.
  • Damacanaların hammaddesinde fosgen adı verilen, savaşlarda yaygın şekilde kullanılan kimyasal zehirli bir gaz bulunmaktadır.
  • Yıprandığında ve içinde uzun süre su bekletildiğinde, damacanayı oluşturan plastikteki birçok tehlikeli kimyasal suya karışabilmektedir.
  • Bu kimyasallar mide, karaciğer, sinir sistemi ve akciğer dokusunda tahribata yol açıyor, kansere neden olabiliyor.
  • Bu yüzden evinize gelen damacananın yıpranmamış olmasına özen gösterin.
  • Klorlu içme sularında bulunan trihalometan (THM) mesane kanserine yol açabilmektedir.
  • THM’nin deri yolu ile (banyo yapmak, havuza girmek) ya da solunum yolu ile alınması da aynı rizikoya sahiptir.
  • Maalesef nerdeyse hiçbir suda sistematik olarak ağır metal ve diğer kimyasal toksin taraması yapılmamaktadır.
  • Alzheimer, depresyon, otizm, hiperaktivite gibi nöropsikiatrik hastalıkları olan kişiler suyun içeriğinden emin olunulmadığı durumlarda, filtre edilmiş su içmelidirler.
  • Yeterli su içilmediği durumlarda beyine uygun miktarda su gidebilmesi için akciğerlere giden sıvı azalır. Bu durum hassas kişilerde astım ve nefes darlığına yol açabilir.
Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin