Uluslar arası tıp kartelinin yeni sağlık açısı: Modern Tıp

0
12

İnsanların hayatı, aşırı olarak tıbbileştirilmiş olsa da sağlık sistemi ve sağlık sistemine bağlı sorunlar toplumun büyük bir kesiminde onları ilgilendirmeyen bir konu gibi algılanmaktadır.

Sağlık hizmetleri genellikle siyaset ve ekonomi dışı, bilimsel, insani amaçlarla yapılan işler olarak algılana gelmiştir. Günümüzde Türkiye ve birçok ülkede uygulanan sağlık sistemi, Modern tıp diye bilinen ve gerçekte ana hatlarını uluslar arası tıp kartelinin belirlediği bir sistemdir. Günümüzde kullanılan “modern tıp” kavramı, yirminci yüzyılın başlarında gelişen bilimsel tıp anlayışından tamamen farklıdır. Tıbbın genişleyebilen, düzenli ve çok kazançlı bir ticaret alanı olduğunu kavrayan tıp karteli, tıp anlayışı ve işleyişini kendi çıkarları yönünde yeniden tanımlamıştır. Tıp alanında yapılan çalışma ve geliştirilen cihaz, ilaç ve diğer ürünler tamamen kartelin istekleri doğrultusunda yapıldığı gibi, bu çalışmaları da kartel finanse eder. Bu sağlık anlayışı gerçekte bir sağlık hizmeti verilmesi yerine, insanlardaki hastalık ve sağlık sorunlarını abartarak, kullanarak veya yeniden tanımlanarak kartelin kontrol ettiği ve sahip olduğu ürün, ilaç ve teknolojinin satılmasını sağlamaya yöneliktir. Dr. Uğur Yılmaz’ın kaleme aldığı bu önemli yazıyı kaçırmayın.

ULUSLAR ARASI TIP KARTELİNİN SAĞLIK ANLAYIŞI: MODERN TIP

İnsanların hayatı, aşırı olarak tıbbileştirilmiş olsa da sağlık sistemi ve sağlık sistemine bağlı sorunlar toplumun büyük bir kesiminde onları ilgilendirmeyen bir konu gibi algılanmaktadır. Sağlık hizmetleri genellikle siyaset ve ekonomi dışı, bilimsel, insani amaçlarla yapılan işler olarak algılana gelmiştir. Özellikle ABD sağlık sistemi, bu ülkenin teknolojik alanda ve uzay teknolojisinde üstünlüğüne paralel olarak üstün bir sistem olarak algılanmıştır. Bu tıp anlayışı ve uygulaması tıbbın ulaşabileceği en üst seviye olarak kabul edilmektedir.

ABD ve AB siyasetlerine karşı olanlar da sıra sağlık sistemi ve uygulamalarına geldiğinde bu sistemi siyaset dışı bir konu olarak algılayarak eleştirmekten kaçınmışlardır. Aynı kesimler bu nedenle Türkiye’deki sistemi tamamen bu kartelin tıp anlayışına uygun hale getirmek için yapılan Sağlıkta Dönüşüm Projesine ve bu proje gereği Türkiye’de tek kamu hastaneciliği yapan kuruluşu olan SSK Hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devrine kararlı ve etkili bir şekilde karşı çıkmamışlardır.

Bütün bunların nedeni halkımızda ve siyasetçilerde sağlık, hastalık, tedavi, ilaç ve sağlık siyasetleri konusunda doğru bir kavrayış ve anlayışın olmamasıdır. Sağlık sistemi sorunları (sadece) hükümetleri ve hekimleri ilgilendiren bir konu olarak algılanmaktadır.

Günümüzde Türkiye ve birçok ülkede uygulanan sağlık sistemi, Modern tıp diye bilinen ve gerçekte ana hatlarını uluslar arası tıp kartelinin belirlediği bir sistemdir. Günümüzde kullanılan “modern tıp” kavramı, yirminci yüzyılın başlarında gelişen bilimsel tıp anlayışından tamamen farklıdır.

Tıp alanında yapılan çalışma ve geliştirilen cihaz, ilaç ve diğer ürünler tamamen kartelin istekleri doğrultusunda yapıldığı gibi bu çalışmaları da kartel finanse eder. Tıbbın genişleyebilen, düzenli ve çok kazançlı bir ticaret alanı olduğunu kavrayan tıp karteli, tıp anlayışı ve işleyişini kendi çıkarları yönünde yeniden tanımlamıştır.

Bu sağlık anlayışı gerçekte bir sağlık hizmeti verilmesi yerine, insanlardaki hastalık ve sağlık sorunlarını abartarak, kullanarak veya yeniden tanımlanarak kartelin kontrol ettiği ve sahip olduğu ürün, ilaç ve teknolojinin satılmasını sağlamaya yöneliktir.

Bugün, hastane ve sağlık tesislerinde sadece hastalık ve tedavisine yönelik yapılması gereken işlemler, diğer işlemler ve tedaviler yanında çok önemsiz kalır. Sağlık hizmet adı altında yapılan işlemleri gerekli ve gereksiz kalemler olarak ayırırsak, yapılan işlem ve harcamaların çoğunun bu gereksiz ve sağlıkla ilgili olmayan kalemler için yapıldığı görülecektir.

Bu gerekli ve gereksiz kavramı, tabii ki hekim veya hastanın uygun görmesi ve gerekli kabul etmesi anlamında değildir. Buradaki gereklilik, uygunluk ve yararlılık yapılacak işlemlerin belli bir tıbbi sorunun çözümü ile ilgili ve yararlı olması anlamındadır. Toplum, hastalar, sağlık personeli ve hekimler dahil bir çok kimse bu durumun farkında değildir. Bunun da nedeni yapılan bu gereksiz tedavi, tetkik ve girişimlerin kartelin kontrolündeki “bilim” anlayışı ile meşru kabul edilmesidir. Bu görüşler dergi, kitap, yayın ve reklamlarla bilimsel bir kisve ile insanlara sunulmaktadır. Zaten bu işlemlerin ABD’de böyle yapılıyor denmesi bile kişilerin bunları kabul etmesi için yeterli olmaktadır.

Burada tek sorun bu işlemlerin gereksiz ve abartılı olarak yapılması değildir. Gereksiz yere yapılan tetkik, tedavi ve girişimler tamamen zararsız, fazladan yapılsa da insan sağlığına gene de bazı katkılar sağlayan şeyler değildir. Bunlara bağlı tıbbi sorun, hastalık, sakatlık, maluliyet ve ölümler de artık uygulanan sağlık anlayışının diğer bir çıktısı olarak karşımızdadır. Kısaca bu sağlık sistemi insan sağlığına zarar verecek şekilde çalışmaktadır. Fakat toplum bunun farkında değildir.

Kartel sadece belirli ürünlerin satışı ve pazarlanması ile ilgili değildir. Üretim, patent alma, pazarlama, ülkelerin sağlık ve sigortacılık sistemleri kartel tarafından belirlenmektedir. Tıp bilimi olarak bilinen şey de kartelin ürünlerine ve ilaçlarına pazar yaratacak şekilde yapılmakta ve yazılmaktadır. Tıbbi dergi ve kitaplar da bu grubun istediği şekilde çıkmaktadır. Bunlarda onların tanımladığı hastalıklar, bunların tedavi şekilleri ve şemaları, yapılacak ameliyatlar, kullanılacak malzemeler belirlenmekte ve tarif edilmektedir. Birçok tıbbi kuruluş ve dernek kendileri tarafından kurdurulmuştur. Kartel, medya, eğitim kurumları, hükümetler ve diğer yöntemlerle kendi tıp anlayışını ve uygulamasına toplumlara kabul ettirmiştir. Son derece örgütlü ve bütünleşmiş bir yapısı olduğundan sistem ve işleyişi konusunda ciddi ve kayda değer bir eleştiri ve muhalefet görülmemektedir. Esasen ufak tefek karşı çıkışlar sistem üzerinde ciddi bir etki ve zarar oluşturmamaktadır.

Kartelin modern tıp anlayışı daha önce de uzun yıllar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de değişik derecelerde uygulanmaktaydı. Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra sömürgeciliğin küreselleşme adı altında tüm dünyada daha da yaygınlaşması ve artık tüm dünyayı kontrol etme hedefine yoğunlaşması ile sağlık sistemi anlayışının da diğer alanlarda olduğu gibi bu yeni hedefe göre tekrar örgütlenmesi söz konusu olmuştur.

Türkiye ve diğer ülkelerde önceleri sağlık reformu daha sonra da “sağlıkta dönüşüm” olarak ifade edilen bu dönüşüm programı da ABD’nin küresel egemenlik ve yönetim organı olan İMF, Dünya Bankası ve DSÖ (WHO) gibi örgütler aracılığı ile yürütülmektedir. Bütün dünyada uygulamaya konulan bu projeler, bu örgütler tarafından hazırlanmakta ve paket proje olarak hükümetlerin önüne konulmaktadır. Projelerin uygulanması da hükümetlere bırakılmamaktadır. Bizzat Dünya Bankası Türkiye’deki bu projeyi yürütmektedir. Sömürgecilere teslim olmuş ve tamamen onun emrinde çalışan iktidarlar da bu durumu halka medeni dünya bunları böyle yapıyor, size hayran olduğunuz ABD sistemini getiriyoruz, bize zorla yaptırılmasa bile bizim bunları halkımız için yapmamız lâzım gibi lâflarla bu tür masalları dinlemeyi pek seven halkımızı aldatmaktadırlar.

Bu konu geniş ve anlaşılması güç bir konu gibi gelebilir. Birçok kişi, ben daha büyük memleket meseleleri ile ilgileniyorum; böyle fantezi konular beni ilgilendirmiyor diyebilir. İnsan yaşamının tamamen tıbbileştiği ve sağlık hizmeti sektörünün tamamen insanların sağlığını bozacak bir şekilde çalıştığı böyle bir dönemde bu konulara karşı ilgisiz kalmak toplum bir yana kişilerin kendi sağlığı ve yaşamı üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.

Her gün sağlık alanında ahkâm kesen birçok kişi, “Ben hekim değilim, bu konuları anlamam! Bu konular hekimler veya hekim örgütlerinin işidir. Konunun uzmanları tartışsın” demektedirler. Fakat biz hiç uzmanı olmadığımız halde siyaset, savaş stratejileri, ekonomik kararlar, dil gibi her biri başka bir uzmanlık alanı olan birçok konuyu tartışmaktan çekinmiyoruz. İş sağlık sistemine gelince bunu tartışmaktan bir tabu gibi kaçınıyoruz. Bu sağlık piyasasında çalışanlar ise neticede bu sistem içinde istihdam edilen kişiler olup bunlar kendilerine verilen görevi yapmaktadırlar. Yaptıkları işlerle sağlık ticaretinde ne gibi rol aldıklarının farkında değillerdir. Bu iş onlar için bir geçim kaynağıdır. Kişiler sistemin nasıl çalıştığı yönü ile ilgili değildir. Onlar sadece kendi aldıkları maaş ve çalışma koşulları ile ilgilenmektedir.

Sağlık sistemi hekimlerin kurduğu ve belirlediği sistem değildir. Onlar da sistem içinde kendilerine verilen görevleri yapmaktadırlar. Bu nedenle sağlık sistemi ve sorunlarını hekim örgütlerini ilgilendiren bir sorun olarak algılamamak gerekmektedir. Bu sorunlar hekimleri eleştirerek çözümlenemez.

Hemen her hükümetin programında olan ve AKP tarafından uygulamaya konulan ve sürdürülen Sağlıkta Dönüşüm projesi konusunda siyasi ve toplum kesimlerinden ciddi bir eleştiri ve değerlendirme gelmemiştir. Herkes sessizce bu projenin uygulamalarını ve gidişini seyretmekle meşguldür. TTB gibi meslek örgütleri ise uygulamanın sadece hekimler ve kazanılmış haklar kısmı ile ilgilenmektedir.

Sağlık sorunları; uzunca bir süre sağlığa bütçeden az para ayrılması, aile hekimliği, birinci basamağın güçlendirilmesi, isteyenin istediği hastane ve eczaneye gidememesi, herkesin istediği tetkik ve ameliyatı yaptıramaması, kuyruklar ve hastanede rehin kalmalar, hekim hataları gibi konular olarak gündemde yer almıştır.

Sorunun özü ile ilgisiz bu tip konular üzerinde yoğunlaşma gerçek sağlık sorunlarının tartışılmasını ve anlaşılmasını güçleştirmiştir. Bu şekilde toplumun başta SSK hastaneleri olmak üzere diğer kamu hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrine, sağlık sisteminin özelleştirilmesine ve devletin sağlık hizmetlerinden çekilmesi uygulamalarına seyirci kalması sağlanmıştır.

Sağlıkta Dönüşüm, diğer alanlarda yapılan uygulamalara benzer olarak sağlık sistemi ve kuruluşlarının tamamen özelleştirilerek uluslar arası kartelin kontrolüne terk edilmesidir.

Kartelin sağlık sistemi, uygulanabilecek tek sağlık sistemi değildir. Uygulandığı ülkelerde sağlık sorunlarının azalacağı yerde giderek artması, kötü olduğu kadar pahalı bir sistem olması, tıbbi uygulama ve tedavilerin başta gelen ölüm nedenleri arasına girmesi ile bir çözümsüzlüğe ve tıkanmaya doğru gitmektedir. Bu nedenle, bu sözde gelişmiş batı ülkeleri durmadan yenilenen “reform” yasaları ve önlemleri ile bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmaktadırlar. Bu sağlık anlayışının seçeneği insanlara zarar vermeyen ve sağlık ticareti yerine onların hastalıklarını ve sağlık sorunlarını çözmeye odaklanmış, ulusal ve insan merkezli, toplumcu sağlık anlayışıdır. Birçok ülkede tam olarak olmasa da kamucu sağlık anlayışı bir derecede uygulanabilmekteydi. Bazı üçüncü dünya ülkeleri de mali zorluklar ve çözümsüzlükler nedeni ile bu yönde tedbirler almak zorunda kalmaktadır.

Sağlıkta Dönüşüm programı ve özelleştirmelere Dünyanın bazı ülkelerinde halk ciddi muhalefet göstermiş ve bu şekilde projenin uygulanmasını engelleyebilmiştir. Türkiye ve eski doğu bloğu ülkeleri projenin sorunsuz yürütüldüğü ülkelerdir.

Tıp kartelinin savunduğu “modern tıp” anlayışının özellikleri nelerdir? Bu uygulamaları nasıl anlayabiliriz?

Sistem, hasta veya insan merkezli değil piyasa merkezli çalışır. Yapılan hiçbir işlem hastanın sağlık sorunlarına yardımcı olma anlamında ele alınmaz. Bu sistemde, hastanın sorunu ve hastalığı değil hastada bulunabilecek ve gelişebilecek hastalıklar tedavi edilmeye çalışılır.

  1. Hastanın iyileşmesi değil devamlı olarak sağlık sistemine bağımlı olması esastır. Artık müşteri olarak kabul edilen hastaların, sağlık hizmeti alıyorum kandırmacası ile sistemin daimi müşterileri ve abonmanları olmaları hedeflenmektedir.
  2. Kişilerin şahsi veya onları oluşturan toplumun önde gelen ciddi hastalıkları ve sorunları değil, sistemi yöneten kartelin belirlediği gündeme ve hastalıklara göre sağlık sorunları tedavi edilmeye çalışılır. Tedavi edilen durumlar çoğunlukla gerçekte bir hastalık olmayıp, sistem tarafından topluma vahim ve ölümcül sağlık sorunu olarak kabul ettirdiği yapay (uyduruk) hastalık veya durumlardır. Bu şekilde, sistemde gerçekte bir hastalık olmayan menopoz, osteoporoz gibi doğal fizyolojik durumlar en vahim ölümcül hastalıklar olarak takdim edilerek hastalar veya hiçbir hastalığı bulunmayan müşteriler yıllarca süren bir tedavi programına alınmaktadır.
  3. Sistemde hastalık ve hastalara küresel ekonomi açısından yaklaşmak esastır. Bir hastada bir kere sistemin (hastane veya sağlık kuruluşu) içine girer girmez ona hastalığı ile ilişkili olsun olmasın olabilecek en fazla tetkik ve inceleme yaptırılır ve bunları içinde özellikle pahalı olanları (tomografi, MR, DNA dizi testleri, anjiografi gibi) rutin (körlemesine anlamında) istenir ve bunlar sık aralıklarla tekrarlanır.
  4. Hasta ya uzun süre ayaktan takip edilir veya bir şekilde yatırılarak kullanılabilecek her türlü tıbbi teknoloji hasta üzerinde denenir. Sırf tıbbi teknoloji kullanılarak hastanelerin gelirlerini arttırmak amacı ile hastalarda bulunmayan ve bir sorun teşkil etmeyen her türlü hastalık dönüp dönüp aranır ve tekrar aranması için hastalar kontrollere çağrılır. Modern tıp, hastada mevcut olan sorun ve hastalıktan çok gelişebilecek hastalıklarla ilgilenir.
  5. Modern tıpta hastada kullanılabilecek en fazla sayıda ve en pahalı ilaç muhakkak kullanılmalıdır. Uluslararası ilaç firmalarının tedavi anlamında en anlamsız, en etkisiz, en pahalı ve insan sağlığına hiçbir yararı olmayan ilaçları; en yararlı, faydalı, vazgeçilemez ilaçlar olarak tanıtılarak hastalarda kullandırılmaktadır. Hastalarda bir ilaç kullanma-tüketme kültürü oluşturularak bu şekilde onların devamlı olarak ve sorgulamadan ilaç kullanmaları sağlanmaktadır. Bu sisteme göre her hastalık ilaçla tedavi edilmelidir. Her hastalığın bir ilacı vardır. Hatta hastalıkların ilaçları bulunmasa bile bazı ilaçlar bu hastalıklarda etkili varsayılarak veya risk faktörleri (?) üzerinde etkili kabul ettirilerek kullandırılmaktadır. Ya da kişilere ya ilerde oluşabilecek hastalıklardan korunma veya ilerde oluşabilecek hastalıkların gerçekleşme oranlarını azaltma adına ilaç kullandırılmaktadır. Modern tıp devamlı ilaç kullanılan tıp demektir.
  6. Bu sistemde tıbbi cihaz ve malzemeler hastalara olan yararı için değil bu cihazları satan pazarlayan ve kullananların ekonomik yararları, kârları ve komisyonları için kullanılırlar; kullanıma gerek olmasa da uyduruk gerekçelerle bunların kullanılması sağlanır. Hastaya stent mi uygulanacak, kalça ve diz protezi mi takılacak, yama mı kullanılacak aynı işi gören en pahalısı kullandırılmalıdır. Artık yaraların bile iyileşmesi için ithal yara bakım ürünleri veya basınçlı oksijen tedavileri verilmesi gerekmektedir.
  7. Sistem uygulamaları sonucunda, sağlıklı insanlar değil hasta ve sakat insanlar artmaktadır. Bu da sistem için dolaylı bir kazançtır. Sistem tıbbi tedavide başarısızlığı ödüllendirmektedir. Yetersiz tıbbi tedavi ve girişim veya gereksiz olarak yapılan tedavi ve tıbbi teknoloji kullanımlarına bağlı olarak hastaların yatış süreleri uzar, güçleşir ve karmaşıklaşırsa sağlık kuruluşlarının elde ettiği kârlar artar. Sistem devamlı hastanede bakıma ihtiyacı olan veya yatan hastaları sevmektedir. Nitekim Üniversite hastanelerinde hastaların çoğu zaman ortalama ayaktan takip süreleri en az bir ayı bulurken, yatarak takip süreleri de bazen ayları bulmakta; bu arada birçok kez hasta evine izinli gönderilip tekrar yatmaktadır.
  8. Bu sistemde hastalıklar değil, olasılıklar ve ihtimaller veya yüzdeler tedavi edilirler. Örneğin, koroner kalp hastalığı gelişmesin diye nerede ise toplumun tamamına kolesterol, lipid (kan yağı) düşürücü ilaçlar ve benzer şekilde kemik erimesi (osteoporoz karşılığı kullanılan kelime) için kalsiyum ve kemik erimesi ilaçları kullandırılmaktadır. Not: koroner kalp hastalığı kolesterolle ilişkili bir hastalık olmadığı gibi, osteoporoz ilaçları ile de kemiklerin kırılmaya karşı direnci artmamaktadır!).
  9. Bilindiği gibi kanserin kesin bir tedavisi yoktur. İyileşme olarak bildirilen rakamlar belirli hasta grupları için ortalama yaşam süreleri ile ilişkilidir ki, bu süreler de çok uzun süreler değildir. Kanıt sayılan iyileşme, hasta grupları arasında çoğu günler veya birkaç ayla ifade edilebilen yaşama süreleridir. İşte kanserli hastalar sanki hastaya bir faydası varmış gibi yakın takiplere alınır, sık sık vücutlarında kanser yayılması aranır. Tomografi ve diğer görüntüleme yöntemleri sık olarak uygulanır ve ya tedavi ediyorum ya da yapılan tedavilerin yan etkilerini gideriyorum diyerek aşırı, yararsız ve batı kaynaklı tıbbi teknoloji ve ilaç fayda zarar muhasebesi yapılmadan kullandırılır.
  10. Bu sistemde toplumsal sağlık sorunları, meselâ, her gün en az 10 – 15 kişinin ölümüne ve onlarcasının sakatlanmasına neden olan trafik kazaları bireysel bir suç olarak kabul edilirken, bütün dünyada 328, Türkiye’de 10-15 kişinin ölümüne neden olan kuş gribi gibi hastalıklar en temel ve tehlikeli hastalık olarak sunulmaktadır. (18 Ekim 2007 itibariyle)
  11. Sistemde herhangi bir sorunla veya sorunsuz olarak hastanelere başvuran hastalar veya kişilere hemen kolesterol, hepatit, menopoz ve diğer hormon testleri, hepatit markerler ve HİV (AİDS) testleri muhakkak yaptırılır.
  12. Sistemde baş ağrısı veya başka bir sorunla hastaneye başvuran kişilerden beyin tomografileri ile birlikte gene kolesterol, hepatit testleri yapılır; kalp hastalıkları ve kanser aranır; bayan ise bunlara kemik taraması, meme filmi çekilmesi eklenir ve hastalar yapay adet görme tedavisine (menopoz) alınır.
  13. Cerrahi uygulamalar ve diğer girişimler hasta ve hastalıkları tedavi etme amacıyla değil tamamen parasal getirileri ve dış kaynaklı ithal teknoloji kullanmaları için yapılır. Gereksiz ameliyatlar, girişimler, tetkikler, yatırılmalar, konsültasyonlar, kontrol muayeneleri ve işlemleri kontrolsüz ve insan sağlığını tehdit eden bir noktadadır. Ameliyatlarda özellikle pahalı malzeme, cihaz, ilaç ve sarf malzemeleri ve bunların özellikle yabancı kaynaklı ve daha pahalı olanları tercih edilir. Yerli ve ucuz malzemenin hasta ve ameliyat açısından sakıncalı olduğu söylenir. Hastalar bu pahalı malzemeler için fark ödemeye zorlanır.
  14. Modern tıbbın bir amacı da birçoğu hastaya zarar veren ve kendisi bir hastalık ve ölüm nedeni olan bazı ilaçların yan etkilerini gideriyorum diyerek hastalara bazı ilaçların kullandırmasıdır. Antibiyotiklerin yan etkisini gideriyorum diyerek vitaminler, kanser tedavilerinde kemik iliği baskılanmasını tedavi ediyorum diye veya herhangi bir ilacın böbrek üzerine olan yan etkisini tedavi etme amacı ile verilen tedaviler bu tür tedavilerdir. Normalde kullanılmayacak bazı ilaç ve tedaviler için de bu “ilaçların yan etkilerini” tedavi kavramı işe yaramaktadır.

Dr. Uğur Yılmaz

06.12.2007,

www.guvercinevi.net
Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin