Alkalin diyetin bilimsel bir temeli var mı?

0
383

Son yıllarda alkali diyet çok popüler oldu. Bu diyetin savunucularına göre asit yiyecekleri daha fazla yersek vücudumuzun pH’sı asit tarafa kayar ve şişmanlık, kanser, diyabet, hipertansiyon kas ve kemik erimesine kadar birçok hastalığa maruz kalırız. Alkali diyet ise bu hastalıklardan korunmanızı sağlar. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın bilimsel verilerin eşliğinde alkali diyetin iddia edildiği gibi bir mucize olup olmadığını inceliyor.

ALKALİ DİYETİN BİLİMSEL BİR TEMELİ VAR MI?

Hepiniz son yıllarda çok popüler olan alkali diyeti duymuşunuzdur. Alkali diyetin temelinde yatan teori şu şekilde açıklanmaktadır. Yediğimiz yiyecekler metabolize olduklarında gerilerinde bir kül bırakırlar. Bu kül yediğimiz yiyeceğin cinsine göre asit ya da alkali olabilir. Bu diyetin savunucularına göre asit yiyecekleri daha fazla yersek vücudumuzun pH’sı asit tarafa kayar ve şişmanlık, kanser, diyabet, hipertansiyon kas ve kemik erimesine kadar birçok hastalığa maruz kalırız. Tersine %80 alkali ve %20 asitli yiyecek tüketirsek bu hastalıklardan korunabiliriz (1).

Bu diyetin savunucularına göre turnusol kağıdı kullanarak tükürüğümüz ya da idrarımızdaki asiditeyi (pH) ölçerek alkali mi ya da asidik mi beslendiğimizi kolayca anlayabiliriz. pH 1 ile 14 arasında değişir.  pH’nın 7.0’ın altında olması asiditeyi, üstünde olması ise alkaliniteyi gösterir. Alkali diyet savunucularının söylediği gibi gerçekten de yiyecekler idrar pH’sını etkilerler (2). Yani alkali yiyecekler idrar pH’sını alkali tarafa doğru çekerken, asit yiyecekler ise asit tarafa doğru çekerler.  Ama temel soru şu; idrarın asidik olması kanın da asidik olması mı demektir?  (3) Şimdi bu sorunun cevabını araştıracağız.

Acaba bu teori ne kadar doğrudur?

Yiyeceklerin asit içeriğini belirleyen unsurların başında kükürtlü ve fosfatlı bileşikler gelir. Yiyeceklerin alkali içeriğini belirleyen başlıca unsurlar kalsiyum, magnezyum ve potasyumdur. Genel olarak söylersek hayvani ürünler (proteinler) ve tahıllar asit, sebze ve meyveler ise alkali oluşturan gıdalardır. Yağlar ve şekerler protein, kükürt ve mineraller (kalsiyum, magnezyum ve potasyum) içermedikleri için nötrdürler (4) (Tablo 1).

Tablo 1. Çeşitli yiyeceklerin böbrek asit yükü

Yiyecek grubu

Asitlilik   (Böbrek asit yükü)

Et   ve et ürünleri (ortalama)

Balıklar   (ortalama)

Süt

Yoğurt

Peynir   (ortalama)

Yumurta

Un,   ekmek, makarna (ortalama)

Baklagiller   (ortalama)

Yağlar   (ortalama)

Şekerler   (ortalama)

Meşrubatlar   (kola, çay, kahve, gazoz, şarap vb) ((ortalama)

Sebzeler   (ortalama)

Meyveler   (ortalama)

+10

+8

+1

+1.5

+24

+8

+7

+1

0

0

-1

-3

-3

 

Konuyu irdelemeye başlamadan önce vücudumuzdaki asit-baz dengesi nasıl oluşuyor, ona bir bakalım.

NORMAL HİDROJEN İYONU METABOLİZMASI

Sağlıklı bir erişkin inanın vücuduna yiyeceklerle giren ya da metabolizma sonucu oluşan günlük asit miktarı ortalama 70mmol’dür  (çocuklarda 1-2 mmol/kg/gün). Bu miktarın 40 mmol’ünü ara metabolizma sırasında oluşan asitler, 30 mmol’ünü ise diyet ile alınan asitler oluşturur.

Kanımızdaki hidrojen iyonu konsantrasyonu çok çok düşüktür. Orta­lama 0.000000039 mmol/L veya 3.9×10-8mmol/L’dir. Klinik uygulamada kolaylık açısından hidrojen iyonu konsantrasyon­ları,  negatif logaritması alınarak  ifade edilmeye çalışılır ve buna pH denir. Yani insan kanındaki pH,

log(H+)= -log (3.9 x 10-8) = -log (0.6 -8 ) = 7.4’dür.

Normal kan pH’sı 7.35 ile 7.45 arasındaki çok dar sınırlar arasında değişir; yani hafif alkalidir. 6.8‘in altındaki ve 7.8’in üzerindeki değerler yaşam ile bağdaşamaz.

Aşırı asit yapımı ve alınmasına (70mmol/gün) rağmen kandaki hidrojen iyonu kon­santrasyonlarının çok düşük seviyelerde (0.000000039 mmol/L)  tutula­bilmesi tampon sistemler sayesinde mümkün olmak­tadır. Tamponlar kuvvetli bir asidin ya da bazın ne­den olduğu, hidrojen iyonu konsantrasyonlarındaki önemli değişiklikleri önleyen maddelerdir.

Biyolojik sistem­lerdeki tamponlar zayıf asitler ve bunların eşlenik (konjügat)  bazların­dan oluşmuş bir karışımdır. Bikarbonat-karbonik asit çifti vücudun en önemli tampon sistemidir.

H+ (güçlü asit) + HCO3(Baz) Þ H2CO3(zayıf asit)

Ortama yeni hidrojen iyonları eklendiğinde bun­lar bikarbonat ile birleşerek reak­siyonu sağ tarafa çe­virecek, böylece zayıf asit (H2CO3) güçlü asidi, yani ortamdaki serbest hidrojen iyonlarını tu­tarak pH’da meydana gelebilecek büyük azalmaları minimale indi­recektir.

Eğer ortamdaki serbest hidro­jen iyonları azalmışsa, yukarı­daki reaksiyon sola doğru kayacak­tır. Şimdi zayıf bir asit olan karbonik asit (H2CO3), ortama serbest hidrojen veren bir kaynak olarak görev yapacaktır.

Asit oluşturan yiyecekler aldığımızda vücut bu asiti bikarbonat ile tamponlar.

H+ (güçlü asit) + HCO3(Baz) Þ H2CO3(karbonik asit; zayıf asit) Þ CO2 (karbon dioksit)+ H2O (Su)

Böylelikle hidrojen iyonları bir Truva atı gibi su molekülünün içine girer; karbon dioksit akciğerlerle ve su ise böbreklerle dışarı atılır.

Kaybedilen bikarbonat ise böbreklerde karbon dioksit ve suyun birleşmesi ile tekrar yapılır.

CO2 (karbon dioksit)+ H2O (Su) Þ H2CO3(karbonik asit; zayıf asit) Þ H+ (güçlü asit) + HCO3(Baz)

Asit yiyecekler aldığımız zaman idrarımızın asidik olması doğrudur ama böbreklerimiz düzgün çalıştığı sürece kanımızdaki asiditeyi (pH) göstermez. Çünkü böbreklerimiz bir taraftan asitleri atarken diğer taraftan bikarbonat üreterek asit yükünü nötralize edecek kapasiteye sahiptirler. Bu nedenle vücudumuz pH’yı 7.35 ile 7.45 arasındaki alkali hattave çok dar sınırlar içinde tutar.

Yani siz ne kadar asidik yiyecek yerseniz yiyin böbrekleriniz sağlam çalıştığı sürece kanınız alkali düzeylerde kalır. Eğer böbreklerimiz olmasaydı alkali diyetçilerin iddiası doğru olabilirdi, ama bereket ki böbreklerimiz var (5). Aksi halde yaşayamazdık.

Kronik böbrek yetersizliği yapan hastalıklarda kanda asidoz olur. Çünkü böbrekler asit tamponlama görevlerini yeteri kadar yapamaz. Bu durumda asit fazlalığı kemiklerdeki minerallerle tampone edilmeye çalışır. Bu durumda kemikleriniz erimeye başlar. Bu duruma renal osteodistrofi deniyor. Ama böbrekleri sağlam olan bir kişi proteinli gıdaları fazla yediği için kemik erimesi olmaz.

Fazla bikarbonat almak geçici olarak kan pH’sını etkileyebilir. Ama savunma sistemleri bu durumu hemen düzeltir. Ayrıca idrarı alkali yapmak için fazla bikarbonat tüketmek  (suya karbonat koymak gibi) mide-bağırsak rahatsızlıklarına yol açar (6).

Fazla et yemek osteoporoz yapar mı?

Alkali diyetçilere göre et gibi asidik gıdaları yemek kemik erimesine neden olmaktadır. Fazla proteinli gıda tüketenlerde osteoporoz olabileceğini belirten ilk yazı 1968 yılında yayınlanmıştır (7). Bu çalışmada 25 lakto-ovovejetaryen ile eşit sayıdaki et yiyicinin el tarak kemikleri kıyaslandığında vejetaryenlerin kemik yoğunluklarının daha fazla olduğu saptanmış.

Benzer iki çalışmada da aynı sonuca varılmıştır (8,9).

Etin osteoporoza neden olma iddiası asidik olması ile izah ediliyor. Gerçekten de et ve balığın böbreklerde oluşturduğu asit yükü yüksek, sebze ve meyveninki ise düşük. Alkali diyetçilerin iddiasına göre et ve balık gibi gıdaların yenilmesi sonucu oluşan asitler (daha çok fosfat ve sülfatlar) kısmen kemikten gelen kalsiyum ile tamponlanıyor. Diyetle alınan yüksek miktardaki asit, böbrekler ile atılırken kemik kalsiyumunu da eritiyor.

Fakat yine de ‘et osteoporoz yapar’ iddiası oldukça şaşırtıcıdır. Çünkü fosil kalıntıları incelendiğinde çok daha fazla etin tüketildiği, tarım devrinin öncesinde nerdeyse hiç osteoporoz yoktur (10).

Nitekim 6-18 yaş arasında 229 çocuk ve ergenin 4 yıl boyunca incelendiği bir araştırmada protein tüketimi arttıkça kemik yoğunluklarının da arttığı gösterildi (11).  Bu çalışmaya göre et tüketmek kemik erimesine neden olmadığı gibi, kemik erimesini de önlemekte. Neden olarak da diyetteki proteinlerin, kemik bağ dokusunu (matriks) oluşturan esansiyel amino asitlerin hammaddesi olması gösterilmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre diyetteki kalsiyum 500 mg/gün’ün altında olmadıkça fazla protein yenmesi bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltmamakta, tam tersine artırmaktadır (12).

Diğer araştırmalarda da böbrekler sağlam olduğu sürece asit yiyeceklerin osteoporoz üzerinde etkili olmadığı gösterilmiştir (13-20).

Yani proteinli gıdalar asidik olsa da kemik sağlığını olumsuz etkilemediği gibi tam tersine olumlu yönde etkilemektedir.  Özetle söyleyecek olursak asit yiyeceklerin osteoporoza neden olması düşüncesi böbreklerin asit-baz düzenini sağlamaktaki görevini tamamen ihmal etmekten ileri gelmektedir (21).

Kas erimesi

Alkali diyet savunucuları asit gıdaların osteoporoz örneğinde olduğu gibi kas erimesine yol açtığını ileri sürmektedirler. Bu teoriye göre asidozu tamponlamak için böbrekler kaslardan amino asitleri çalarak kasları zayıflatmaktadır.

Nitekim bazı çalışmalar alkali diyetin böbreklerden azot atılımını yani protein kaybını azalttığını göstermektedir (22-24). Fakat bu araştırmalarda azot bilançosunu hesaplamamışlardır. Nitekim bir araştırmada et, balık, peynir gibi asitli gıdaların azot bilançosunu düzelttiğini göstermiştir (25).

Bir de unutmamak gerekir ki proteinler asit yapıcı olsa da vücudun asit boşaltma yeteneğini artırmaktadır (26).  Üstelik Masailer ve Sambrulular gibi sadece et ve süt gibi asidik gıdaları yiyen çoban kabile mensuplarının kasları son derece güçlüdür.

Kanser

Alkali diyet savunucularına göre kanser hücreleri ancak asit ortamda ürer. Bu nedenle alkali diyetler kanseri tedavi eder. Bu teori 2 yönden sakattır;

  1. Önce de söylediğimiz gibi yediğiniz yiyecekler kan pH’sını etkilemezler.
  2. Evet, kanser hücreleri asidik ortamda daha iyi ürerler ama kanser hücreleri normal vücut pH’sında da (ki hafif alkalidir) üreyebilmektedir (27).

Tümör büyümesi artıkça kendine asidik bir ortam yaratır. Kansere asidik ortam neden olmaz, ama kanser asidik ortamı yaratır (28).

Hipertansiyon

Bazı araştırmalarda asit yiyeceklerin tansiyon üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu araştırmaların birinde alkali yiyeceklerin tansiyon azaltıcı bir etkisi saptanırken (29), bir başka araştırmada ise böyle bir ilişki saptanamamıştır (30).

Böbrek taşı

İdrarın pH’sının derecesi böbrek taşlarının oluşumunu da etkilemektedir (31). İdrarın alkali olması sistin ve ürik asit taşlarının oluşumunu azaltır. Buna karşılık struvit taşı ve Ca oksalat taşlarının oluşumunu ise artırır. Üstelik alkali idrarda daha çok mikrop ürer. Ayıca böbrek taşlarının %80’i kalsiyum oksalat taşları olduğu düşünülürse alkali diyet birçok böbrek taşının oluşumunu arttıracaktır.

Obezite

Alkali diyetin hızla kilo verdirdiği de iddia ediliyor. Ama nedense biz bu konuda yapılmış bilimsel bir araştırmaya rastlayamadık. Sadece internetteki alkali diyet siteleri yağ dokusunun vücuttaki fazla asiti emerek nötralize ettiğini, bu nedenle de fazla asidik gıda almanın etkilerini azaltmak için yağ dokusunun kalınlaştığını yani bizi şişmanlattığını söylemekteler (32). Bu varsayımı anlamak mümkün değildir çünkü yağların asitleri tamponlama gibi bir özellikleri yoktur.

Her ne kadar obez kişilerin idrar pH’ları düşük bulunsa da bu araştırmalarda düşük idrar pH’sının nasıl şişmanlığa ve metabolik sendroma neden olabileceği ile ilgili bir mekanizmadan bahsedilmemektedir(33). Nitekim ağızdan verilen bikarbonatın metabolik sendrom üzerine bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir (34).

Peki, alkali diyet yapan birçok kişi nasıl zayıflamaktadır?

Bunun diyetin alkali olup olmamasıyla bir ilişkisi yoktur. Alkali diyet yapanlar tahıllı gıdaları iyice azaltmaktadırlar. Bu nedenle insülin seviyeleri düşmekte ve depo yağları yakılmaktadır. Şekerler asidite açısından nötrdürler ama alkali diyette şekerler de kısıtlanmaktadır ki bu da insülin seviyelerini düşüren başka bir faktördür. Aslında alkali diyet proteinler, tahıllar ve şekerlerin kısıtlandığı kısmi bir vejetaryen bir diyettir. Vejetaryen diyetin birçok zararının olduğu unutulmamalıdır(35)

Modern avcı-toplayıcı kabiller-Alkali diyet

Alkali diyet-sağlık arasındaki ilişkiye bir de evrimsel perspektif açısından bakmak gerekir. Modern dünyanın avcı-toplayıcıların yarısı alkali ağırlıklı diyet tüketirken diğer yarısı ise asit ağırlıklı diyet yapmaktadır (36, 37). Buna rağmen hiçbirinde modern çağın hastalıkları yoktur. Bu bulgular diyetin asit ya da alkali olması değil doğal olup olmamasının kronik hastalıklar üzerinde etkisi olduğunu göstermektedir.

 

KAYNAKLAR

  1. Pizzorno J, Frassetto LA, Katzinger J. Diet-induced acidosis: is it real and clinically relevant? Br J Nutr. 2010 Apr;103(8):1185-94.
  2. Remer T, Manz F. Potential renal acid load of foods and its influence on urine pH. J Am Diet Assoc. 1995 Jul;95(7):791-7.
  3. 3.       http://chriskresser.com/the-ph-myth-part-1?kme=CK.com%20AR%2FThe%20Acid-Alkaline%20Myth%3A%20Another%20Popular%20Theory%20Bites%20the%20Dust
  4. 4.       http://www.acidalkalinediet.net/acid-alkaline-food-chart.php
  5. Bonjour JP. Nutritional disturbance in acid-base balance and osteoporosis: a hypothesis that disregards the essential homeostatic role of the kidney.Br J Nutr. 2013 Oct;110(7):1168-77.
  6. Carr AJ, Slater GJ, Gore CJ, Dawson B, Burke LM. Effect of sodium bicarbonate on [HCO3-], pH, and gastrointestinal symptoms.Int J Sport Nutr Exerc Metab. 2011 Jun;21(3):189-94.
  7. Wachman A, Bernstein DS. Diet and osteoporosis. Lancet. 1968;1(7549):958-9.
  8. Buclin T, Cosma M, Appenzeller M, Jacquet AF, Décosterd LA, Biollaz J, Burckhardt P. Diet acids and alkalis influence calcium retention in bone.Osteoporos Int. 2001;12(6):493-9.
  9. Feskanich D, Willett WC, Stampfer MJ, Colditz GA. Protein consumption and bone fractures in women. Am J Epidemiol. 1996 Mar 1;143(5):472-9.
  10. Cordain L, Gotshall RW, Eaton SB. Evolutionary aspects of exercise. World Rev Nutr Diet. 1997;81:49-60.
  11. Alexy U, Remer T, Manz F, Neu CM, Schoenau E. Long-term protein intake and dietary  potential renal acid load are associated with bone modeling and remodeling at the proximal radius in healthy children. Am J ClinNutr 2005; 82: 1107–14.
  12. Linkswiler HM, Joyce CL, Anand CR. Calcium retention of young adult males as affected by level of protein and of calcium intake. Trans N Y Acad Sci. 1974;36(4):333-40.
  13. Fenton TR, Lyon AW, Eliasziw M, Tough SC, Hanley DA. Meta-analysis of the effect of the acid-ash hypothesis of osteoporosis on calcium balance. J Bone Miner Res. 2009 Nov;24(11):1835-40.
  14. Fenton TR, Tough SC, Lyon AW, Eliasziw M, Hanley DA. Causal assessment of dietary acid load and bone disease: a systematic review and meta-analysis applying Hill’s epidemiologic criteria for causality. Nutr J. 2011 Apr 30;10:41.
  15. Fenton TR, Lyon AW, Eliasziw M, Tough SC, Hanley DA. Phosphate decreases urine calcium and increases calcium balance: a meta-analysis of the osteoporosis acid-ash diet hypothesis. Nutr J. 2009;8:41.
  16. McLean RR, Qiao N, Broe KE, Tucker KL, Casey V, Cupples LA, Kiel DP, Hannan MT. Dietary acid load is not associated with lower bone mineral density except in older men. J Nutr. 2011 Apr 1;141(4):588-94.
  17. Fenton TR, Eliasziw M, Tough SC, Lyon AW, Brown JP, Hanley DA. Low urine pH and acid excretion do not predict bone fractures or the loss of bone mineral density: a prospective cohort study. BMC Musculoskelet Disord. 2010 May 10;11:88
  18. Pedone C, Napoli N, Pozzilli P, Lauretani F, Bandinelli S, Ferrucci L, Antonelli-Incalzi R. Quality of diet and potential renal acid load as risk factors for reduced bone density in elderly women. Bone. 2010 Apr;46(4):1063-7.
  19. Tucker KL, Hannan MT, Kiel DP. The acid-base hypothesis: diet and bone in the Framingham Osteoporosis Study. Eur J Nutr. 2001 Oct;40(5):231-7.
  20. Promislow JH, Goodman-Gruen D, Slymen DJ, Barrett-Connor E. Protein consumption and bone mineral density in the elderly : the Rancho Bernardo Study. Am J Epidemiol. 2002 Apr 1;155(7):636-44.
  21. Bonjour JP. Nutritional disturbance in acid-base balance and osteoporosis: a hypothesis that disregards the essential homeostatic role of the kidney. Br J Nutr. 2013 Oct;110(7):1168-77.
  22. Frassetto L, Morris RC Jr, Sebastian A. Potassium bicarbonate reduces urinary nitrogen excretion in postmenopausal women. J Clin Endocrinol Metab. 1997 Jan;82(1):254-9.
  23. Ceglia L, Harris SS, Abrams SA, Rasmussen HM, Dallal GE, Dawson-Hughes B. Potassium bicarbonate attenuates the urinary nitrogen excretion that accompanies an increase in dietary protein and may promote calcium absorption. J Clin Endocrinol Metab. 2009 Feb;94(2):645-53.
  24. Dawson-Hughes B, Harris SS, Ceglia L. Alkaline diets favor lean tissue mass in older adults. Am J Clin Nutr. 2008 Mar;87(3):662-5.
  25. Gougeon-Reyburn R, Leiter LA, Yale JF, Marliss EB. Comparison of daily diets containing 400 kcal (1 .67 MJ) of either protein or glucose, and their effects on the response to subsequent total fasting in obese subjects. Am J Clin Nutr l989;50:746-5
  26. Remer T. Influence of nutrition on acid-base balance–metabolic aspects. Eur J Nutr. 2001 Oct;40(5):214-20.
  27. Martínez-Zaguilán R, Seftor EA, Seftor RE, Chu YW, Gillies RJ, Hendrix MJ. Acidic pH enhances the invasive behavior of human melanoma cells. Clin Exp Metastasis. 1996 Mar;14(2):176-86.
  28. Moellering RE, Black KC, Krishnamurty C, Baggett BK, Stafford P, Rain M, Gatenby RA, Gillies RJ. Acid treatment of melanoma cells selects for invasive phenotypes. ClinExp Metastasis. 2008;25(4):411-25.
  29. Krupp D, Shi L, Maser-Gluth C, Pietzarka M, Remer T. 11β Hydroxy steroid dehydrogenase type2 and dietary acid load are independently associated with blood pressure in healthy children and adolescents. Am J Clin Nutr. 2013 Mar;97(3):612-20.
  30. Engberink MF, Bakker SJ, Brink EJ, vanBaak MA, vanRooij FJ, Hofman A, Witteman JC, Geleijnse JM. Dietary acid load and risk of hypertension: the Rotterdam Study. Am J ClinNutr. 2012 Jun;95(6):1438-44.
  31. Heilberg IP, Goldfarb DS. Optimum nutrition for kidney stone disease. Adv Chronic Kidney Dis. 2013;20(2):165-74.
  32. http://www.alkalinewaterionizers.org/obesity-and-disease-a-body-lacking-alkaline-foods-and-alkaline-ionized-water/
  33. Maalouf NM, Cameron MA, Moe OW, Adams-Huet B, Sakhaee K. Low urine pH: a novel feature of the metabolic syndrome. Clin J Am Soc Nephrol. 2007 Sep;2(5):883-8
  34. Harris SS, Dawson-Hughes B.No effect of bicarbonate treatment on insulin sensitivity and glucose control in non-diabetic older adults. Endocrine. 2010 Oct;38(2):221-6.
  35. http://beslenmebulteni.com/beslenme/?p=1543
  36. Sebastian A, Frassetto LA, Sellmeyer DE, Merriam RL, Morris RC Jr. Estimation of the net acid load of the diet of ancestral preagricultural Homo sapiens and their hominid ancestors. Am J ClinNutr. 2002 Dec;76(6):1308-16.
  37. Ströhle A, Hahn A, Sebastian A. Estimation of the diet-dependent net acid load in 229 worldwide historically studied hunter-gatherer societies. Am J Clin Nutr. 2010 Feb;91(2):406-12.

 

Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin