Anadolu bitkisel çay cenneti

0
10

Büyük şehirlerde son senelerin modası poşetler içinde satılan bitkisel çaylar. Oysa Anadolu’da, çeşit çeşit ot, uzun zamandır çay yapımında kullanılıyor. İşte bu çaylardan en yaygın olanları… Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof. Dr. Ekrem SEZİK’in bu önemli yazısı daha önce Buğday Dergisi’nde yayınlanmıştı.

Eskiden büyük şehirlerde, çay denilince, sadece çay bitkisinin (Thea sinensis) fermente olmuş yapraklarından hazırlanan koyu renkli, buruk veya acı lezzetli sıvı akla gelirdi. Artık başka bitkilerden hazırlanan genellikle süzme torbalar içindeki çaylar da kullanılıyor ve bunlara “bitkisel çay” deniyor. Bu, son 10-15 yıldır ülkemizi de içine alan “Doğaya Dönüş, Yeşil Akım, Sağlıklı Yaşam” gibi kavramların yaygınlaşması sonucu ortaya çıktı. Büyük şehirlerde sadece “kara çay” içilirken Anadolu’da köylerde, kasabalarda ve küçük şehirlerde değişik yabani bitkiler çay olarak içiliyordu ve hala içiliyor. Köylüler çevrelerinde yetişen pek çok yabani bitkiyi çay olarak kullanıyor ve onlara dağ çayı, yayla çayı, adaçayı gibi değişik isimler veriyorlar.

Adaçayı

Güneybatı Anadolu’da ve özellikle Muğla çevresinde “adaçayı” (Salvia triloba) bitkisinin yapraklı dalları çay hazırlamada kullanılıyor. Bitkiye ve hazırlanan çaya adaçayı adı veriliyor. Adaçayı, Batı ve Güney Anadolu’daki kahvelerde bildiğimiz çayın yanında yaygın bir şekilde satılıyor. Müşteriye iki şekilde servis yapılıyor: Birinde çay gibi demlenip müşteriye böylece veriliyor. Ancak tadı biraz acı oluyor. Diğerinde ise, küçük bir dal çay bardağına konup üzerine kaynar su ilave ediliyor ve bu şekilde servis yapılıyor. Yerel halk buna “dallı” adını veriyor. Müşteri istediği renk ve koku ortaya çıkınca dalı çıkarıyor, ikinci şekilde hazırlanan adaçayının kokusu daha hafif ve içimi daha hoş oluyor. Yaprakları yüzde üç civarında uçucu yağın yanında flavonoidler ve triterpenik yapıda maddeler taşıyor. Koku, taşıdığı uçucu yağda bulunan sineol adlı maddeden ileri geliyor. Soğuk algınlığında terletici, idrar artırıcı olarak da içilebiliyor. Yaprakları veya süzen torbayı hafif sarı renk ve koku saldığında çıkarmakta yarar var. Çünkü, fazla tutulursa acı maddeler de suya geçiyor ve içimi zorlaşıyor. Adaçayını dal halinde aktarlarda, süzen torbalarda büyük alışveriş merkezlerinde bulmak mümkün.

Dağ (yayla) çayı

Anadolu’da çay olarak en çok kullanılan bitki gruplarından biri de Sideritis türleri. Bu bitkiler Balıkesir çevresinden Kahramanmaraş’a kadar bütün kıyı şeridinde, İç Batı Anadolu eşiğinde, değişik mahalli isimler verilerek, çay olarak kullanılıyor. Sideritis türleri, ülkemizde yaygın olarak genellikle orman altında veya orman açıklıklarında yetişiyor. Bu türlerden S. congesta, yetiştiği yörede kullanıldığı gibi, Ankara ve İstanbul’da da aktarlarda satılıyor. Genellikle dağ çayı, yayla çayı olarak isimlendirilen bu bitkiden, çay şu şekilde hazırlanıyor: Bir bardak su içine çiçekli küçük bir dal parçası konup bir süre bekleniyor, bardaktaki suyun rengi sarımsı olunca, dal parçası çıkarılıp içiliyor. Bu çay, tadı ve içimiyle son derece hafif olma özelliği taşıyor. Anadolu’da çok sayıda Sideritis türü çay hazırlamak amacı ile kullanılıyor. Sideritis türlerinde yapılan kimyasal çalışmalarda, diterpenoitier, flavonoitler ve az miktarda da uçucu yağ, iridoitler, triterpenik asitler bulunmuş. Bu bitki çayı, soğuk algınlığında ve idrar artırıcı olarak kullanılıyor.

Kekik

Anadolu’da yetişen kekiklerin bir kısmı halk tarafından taze veya kurutulmuş halde çay olarak içiliyor. Halk değişik cinslere (Thymus, Origanum, Thymbra, Corydothymus, Satureja) ait çok sayıda bitkiye kekik adı veriyor. Bu bitkilerin en önemli ortak özelliği, kuvvetli veya hafif, karakteristik kekik kokusuna sahip olmaları. Kekik, kokusunu, taşıdığı uçucu yağda bulunan karvakrol ve timol adlı maddelerden alıyor, işte bunlar arasında en çok kullanılanları:

Zahter

Thymbra spicata’nın kurutulmuş yaprak ve çiçekleri, Güneydoğu Anadolu’da “zater veya zahter” adı verilerek çay halinde evlerde ve kahvelerde içiliyor. Özellikle Urfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş çevresinde çay olarak içildiği gibi baharat olarak da yaygın bir şekilde kullanılıyor. Zahter yüzde 1-2 arasında uçucu yağ taşıyor. Bu uçucu yağın mühim bir kısmı karvakrol adı verilen bir madde. Bu madde suda da çözündüğü için, hazırlanan çayda da bulunuyor. Mide ağrılarında, soğuk algınlığında, öksürükte kullanılması tavsiye ediliyor.

Taş, aş ve limon kekiği

Anadolu’da Origanum vulgare’nin değişik alt türleri bulunuyor. Bu bitkiler yetiştikleri bölgelerde çay olarak içilmelerinin yanında değişik rahatsızlıklara karşı halk ilacı olarak da kullanılıyor. Bunlardan birinin toprak üstü kısımları Isparta civarında Toros dağlarındaki köylerde çay olarak içiliyor. Bitkiye de yetiştiği toprak çeşidine ve kullanılışına bağlı olarak “taş kekiği” veya “aş kekiği” adı veriliyor. Bir başka alt tür ise “güve otu” veya “güvey otu” adı ile çay gibi içiliyor.

Anadolu’da köylüler genellikle çevrelerinde yetişen Thymus türlerini toplayarak çay olarak içiyorlar. Thymus türleri çoğunlukla karvakrol bulunan bir uçucu yağ taşıdığı için kuvvetli kekik kokusuna sahip. Orta ve Güney Anadolu’da yetişen Thymus spyIeus ise, taşıdığı limon kokulu uçucu yağdan dolayı diğer kekiklere benzemiyor ve “limon kekiği” adıyla Beyşehir civarındaki köylerde çay olarak içiliyor.

Anadolu’da çok sayıda Thymus ve Origanum türü yetişiyor. Thymus türlerinin önemli bir kısmı halk ilacı olarak kullanılıyor. Origanum türlerinden ise, halk ilacı ve çay olarak kullanılanları da bulunuyor. Alanya’nın Deretürbenas Yaylası’nda, Origanum saccatum’un toprak üstü kısımları taze iken toplanıp çay olarak içiliyor. Bu bitkide de karvakrol taşıyan bir uçucu yağ bulunuyor. Origanum saccatum’a dış görünüş olarak çok benzeyen, O. spyIeum da Orta Anadolu’da, kurutulduktan sonra çay olarak içiliyor. Her ikisinden de içimi çok hoş çaylar yapılıyor.

Yabani nane

Batı Anadolu’da bazı yabani nane (Mentha) türleri de çay gibi içiliyor. Bunlardan en ünlüsü, Mentha pulegium. Bu bitkiye Batı Anadolu’da “filisgin-filiskin” adı veriliyor ve sulak yerlerde bol miktarda yetişiyor. Bitki az miktarda (yüzde 0.1-0.2) uçucu yağ taşıyor. Bu uçucu yağda yüksek oranda pulegon bulunuyor. Bu maddenin kokusu, tıbbi nanede bulunan mentolden daha hafif olduğu için filisginden hazırlanan çayların da kokuları daha hafif ve içimi kolay oluyor.

Nane Ruhu

Kokusu naneye benzeyen bir başka bitki de Ziziphora tauric. Bu bitki “nane ruhu” diye isimlendiriliyor ve Isparta, Denizli, Aydın civarında çay olarak içiliyor. Bu bitkinin uçucu yağı da pulegon bakımından zengin ve içimi hoş. Güney Anadolu’da Stachys lavandulifolia bitkisinin toprak üstü kısımları “tüylü çay” adı altında kullanılıyor. Hafif kokusu, taşıdığı uçucu yağdan ileri geliyor.

Anadolu’da çay olarak kullanıldığını tespit ettiğimiz 50-60 kadar bitki bulunuyor. Bu yazıda, bunlardan sadece bir kaçını sizlere tanıtmak ve dikkatinizi çekmek istedim.

Anadolu’da yaptığınız gezilerde pazarlarda satılan otlara daha dikkatli bakmanız ve yerel ürünler satan dükkanlara uğramanız bunlardan birkaçını bulmanıza yeter. Bu keşifleriniz, yeni bir damak zevkiyle birlikte misafirlerinizi değişik bir lezzetle tanıştırma keyfini de tattırır.

*Köylerde çay kelimesi genel anlamı ile kullanılır. Thea sinensis’ten elde edilen çaya “kara çay” denir, diğerlerine de özelliklerine göre değişik isimler verilir

Prof. Dr. Ekrem SEZİK

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Buğday Dergisi


Editörün notu

Çaylar (özellikle siyah çay) ülkemizde çok yaygın kullanılıyor. Prof. Dr. Ekrem SEZİK hocanın söylediği gibi Anadolu bitkisel çayların vatanı. Çaylar içerdikleri onlarca vitamin, mineral ve binlerce flavanoid maddeler ile başta kanser olmak üzere birçok ivegen ve süregen hastalığa karşı koruma sağlıyor.

Son yıllarda yeşil çay ile çok sayıda araştırma yapıldı. Bu nedenle yeşil çay içmek moda haline geldi. Ama daha az araştırma yapılmasına rağmen diğer çayların da en az yeşil çay kadar faydalı olduğunu biliyoruz.

Bu arada Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun ‘lavanta çayı’nı da unutmamak lazım. Saraçoğlu lavantanın başta hepatit B, Hepatit C ve depresyon olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiğini ileri sürüyor

Çayın kalitesi kadar nasıl demlendiği de çok önemli. En ideal çay kömür ateşinde pişer (semaver gibi) fincanda ve cam bardakta içilir. Demleme süresi 10-15 dakikayı geçmemeli ve demlendikten sonraki ilk on dakikada tüketilmelidir.

Profesör Saraçoğlu lavanta çayı için demleme süresinin 4 dakikayı geçmemesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde istenen etki elde edilmiyormuş.

Bir de benim bir tavsiyem var. Ada çayı ve naneyi saksıda bile yetiştirebilirsiniz. Buradan aldığınız birkaç yaprağı sıcak su içine sokun; bitkiler birkaç dakika sonra yeşil renklerini suya geçiyorlar. Bence kuru çaylara göre içimi daha iyi oluyor.

Poşet çaylar Dr. Memduh Sami Taner’in Vatan-Pazar’da (07.01.2007) ve sitemizde yayınlanan yazısını da bu arada tekrar göden geçirmekte yarar var. Bakı Dr. Taner ne demiş;

Poşet çaylar çok pratik. Bu yüzden de kullanımı hızla artıyor. Ancak dünya zımba telli poşet çayları terk etmesine rağmen (zımba yerine poşete, ip doğal yapıştırıcı ya da dikiş ile tutturuluyor) Türkiye’de hâlâ metal zımbalı poşet çayları satılıyor. Bu insan sağlığı için çok tehlikeli. Çünkü metal zımbalı poşet çay, sıcak suyun içine girdiğinde ve uzun süre bekletildiğinde, çay poşetindeki metal çözünüme uğruyor. Bu da vücutta metal birikimine yol açıyor. Vücutta biriken ağır metal iyonları karaciğer, beyin, akciğerde çeşitli sorunlara ve kansere neden oluyor.

Özellikle limonlu çay içenler kesinlikle metal zımbalı poşet çay kullanmamalı. Çünkü limon asit özelliğinden dolayı metalle tepkimeye girip metalin çözülmesine ve vücuda daha fazla metal yüklenmesine neden oluyor. Poşet çayları alırken ya da kullanırken dikkatli olmak gerekir. Dokunduğunuzda naylon hissi veren metal zımbalı poşet çayları almayın. Onun yerine lifli, doğal malzemeden yapılan, ipi dikişle ya da yapıştırılarak tutturulmuş çayları tercih edin. Önce şekeri atın. Çünkü şeker suyu soğutacak ve metalin çözülmesini engelleyecek. Su mümkün olduğunca ılık olmalı. Ve metal zımbalı poşet çay su içerisinde en fazla iki dakika bekletilmeli. Aslında salt bitkiyi suda kaynatarak hazırlamak en sağlıklı yoldur.

Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin