Bu sefer düşman kendiniz…

0
210

Şu an stres altındamısınız diye sorsam büyük çoğunluğunuz  hayır diyecektir. Stres altına olup farkında olmayabilirsiniz. Bu yazıyı okuduktan sonra isterseniz tekrar bir düşünün derim.

Stres insanoğlunun yaşamında önemli bir faktördür. Stres karşısında vücut hem fiziksel hem de ruhsal bir tepki verir. Bizi strese sokan bir etken ile karşılaştığımızda bizim için iki yol vardır: ya savaşacağız ya da kaçacağız. Her iki durum için vücudun hızlıca ayarlanması gerekir. Stres karşısında kalp hızımız ve solunum sayımız artar. Beyninize daha çok oksijen gider, bu durum strese neden olan probleme çözüm bulmanızı sağlar. Kısa süreli stresler bu anlamda faydalıdır.

Parasempatik sistem vücudumuzu onaran, dinlenmeye sevkeden bir sistemdir. Vücut bir stres durumu algıladığında sinir sistemi hemen cevap verir. ‘Savaş ya da kaç’ olarak bilinen bu tepki ile sempatik sinir sistemi uyarılır, parasempatik sistem geride kalır. Böbreküstü bezlerinden kortizol ve adrenalin gibi stres hormonları salgılanır. Bu da kalp atışlarının hızlanması, kanın daha çok pompalanması, tansiyonun yükselmesi, görüş kalitesinin artması gibi vücutta bir takım değişiklikleri tetikler. Tüm bu değişiklikler vücudun kas gücünü artırıp duyuları keskinleştirerek tehlike veya stres yaratan bir durum karşısında pozisyon almamızı sağlamaya çalıştığının göstergesidir.

fightorflight

Kronik stresin vücut üzerine etkileri

Sürekli devam eden stresin vücudumuzu pek çok noktadan etkiler (Tablo 1).

Tablo 1. Kronik strese ait belirtileri

  Duygusal Belirtiler

  • Kolayca sinirlemek ve karamsar olmak
  • Kontrolü kaybetme ve boğulma hissi
  • Zihni dinlendirmede zorluk
  • Kendini yalnız, değersiz ve depresif hissetme

  Düşünsel Belirtiler

  • Kaygı
  • Unutkanlık ve düzensizlik
  • Yarışma düşüncesi
  • Odaklanma sorunları
  • Kararsızlık
  • Karamsar olma,

  Davranışsal Belirtiler

  • İştah değişiklikleri
  • Sorumluluktan kaçma
  • Artan alkol ya da sigara kullanımı
  • Tırnak yeme
  • Ayak ya da bacak sallama

 

  Fiziksel Belirtiler

  • Düşük enerji
  • Baş ağrısı
  • Mide rahatsızlıkları (reflü, midenin üst kısmında ağrı)
  • Kas ağrısı
  • Göğüs ağrıları, hızlı kalp atışı
  • Sık soğuk algınlığı, enfeksiyon
  • Uykusuzluk, uykunun bölünmesi
  • Cinsel ilgi kaybı ya da işlev bozukluğu
  • Soğuk veya terli eller-ayaklar, kulakta çınlama, titreme
  • Ağız kuruluğu, yutma güçlüğü
  • Diş gıcırdatma

 

Beyin üzerine etkisi

Strese cevap sizin omuzlarınızın üstünde başlar. Beyinde temporal lobta yer alan amigdala isimli bir çekirdek verileri işler ve hipotalamusa tehdit karşısındayız sempatik sistemi aktiflemesini söyler. Kortizol ve adrenalin salgısı artar. Algılanan stres etkeni bittiğinde beyin tüm sistemlere normale dönme emrini verir. Eğer stresi tetikleyen faktör devam ediyorsa sistemlerin geri dönmesi konusunda beyin duyarsızlaşır. Sürekli stres ve aşırı kortizol zamanla hipokampusta değişiklik meydana getirir, iç saatinizi bozar. Kronik stresin beyinde bir çeşit iltihabi reaksiyon oluşturduğu, hücre ölümünü hızlandırdığı ve yapısal değişiklik oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bu durum uykusuzluk, asabiyet, depresyon, hafıza zayıflaması, beyin sisi (algılama güçlüğü) dediğimiz duruma neden olur.

Sağlıklı bir uyku öncesi kortizol düzeyinin azalmış olması gerekir. Uyku sırasında bile devam eden kortizol yüksekliği uykunun sık sık bölünmesine neden olacaktır.

Solunum üzerine etkisi

Stres sırasında solunum hızı ve vücut ısısı artar. Solunum yolları daralır. Astım gibi akciğer hastalığı olanlar kötüleşebilir.

Kalp-damar sistemi üzerine etkisi

Stres etkisi ile damarlar büzülür, kalp hızı artar. Böylece tansiyon yükselir. Beyine oksijen akışı artar. Hareket geçmek için güç ve enerji artmış olur. Kortizol tarafından kan dolaşımına serbest yağ asitleri katılır ve LDL düzeyi artar. Sürekli veya sık aralıklı stres kalp krizi veya inme eğilimi yaratır.

Yağlanma üzerine etkisi

Kortizol karın yağlanmasını artırır. Karın yağlanması iyi bir şey değildir. Burada üretilen sitokinler insülin direnci, hiperlipidemi, damar tıkanıklığı ve hipertansiyon etiyolojisinde önemli faktörlerden birisidir. İştah artar, şişmanlamaya eğilim artar.

Sindirim sistemi üzerine etkisi

Reflünün çoğunukla midedeki asit üretim azlığından kaynaklandığını biliyoruz. Peki önemli bir soru: asit üretimi niçin azalıyor ?. İşte kritik nokta burası. Stres etkisi ile sempatik sistemin öne çıkması sindirim sisteminin kan akımını, oksijen tüketimini, enzimlerin sentezini azaltır. Bağırsak hareketleri sürekli değişkenlik gösterir. Bağırsak geçirgenliği artar. Sindirim sisteminin içini döşeyen mukoza denilen tabaka kendini yenileme özelliğini kaybeder. Mikrobiota olumsuz etkilenir.  Mide boşalması ve asit üretimi yavaşlar. Sindirim güçleşir. Reflü ve midenin üst tarafında huzursuzluk ve ağrı oluşur. Kronik stres, ülsere neden olmaz. Ancak var olan ülseri aktive eder. Sindirilmeden bağırsağa geçen besinler fermantasyona uğrar. Bu durum şişkinliğe ve besin ve vitaminlerin yeterince emilememesine neden olur. Sindirim sistemi bulgularını tedavi etmek hiç kolay olmayacaktır.

Kas ve eklem üzerine etkisi

Stres altında hasardan korunmak için kas tonusu artar. Sürekli stres altında iseniz kasların gevşemesi mümkün olmaz. Kas gerginliği baş ağrısı, boyun ağrısı gibi farklı vücut bölgelerinde ağrılar oluşur. Zamanla hareketler azalır ve ağrı kesicilerin sürekli kullanımı başlar.

Üreme sistemi üzerine etkisi

Sürekli stres vücut ve beyin için tüketicidir. Seks arzusunun kaybolması sürpriz değildir. Bununla birlikte kısa süreli stres altında testosteron üretimi artar. Stres uzun sürer ise erkeklerde testosteron düzeyi azalır. Sperm üretimi bozulabilir, iktidarsızlık gelişebilir.

Kadınlarda stres menstruel siklüsü etkiler. Adet kanamaları düzensizleşir. Bazen olmaz veya ağrılı olur. Menapozda görülen yakınmalar stres altında bazen görülebilir.

Progesteron bir kadının çocuk doğurması için gerekli en önemli hormondur. Gebelikte bu hormon sayesinde yumuşayan ana rahmine fötüs tutunur. Kronik strese bağlı yüksek miktarda kortizol progesteron sentezini azaltır ve bu durum çocuk sahibi olmayı güçleştirir.

Vücut savunma sistemi üzerine etkisi

Stres immun sistemi uyarır. Kısa süreli olduğu zaman bu iyi bir şeydir. Bu durum infeksiyonlardan korur ve yaraların iyleşmesini hızlandırır. Süregen stres, uzun süreli yüksek kortizol ile immun sistemi zayıflatır. İnfluenza benzeri viral infeksiyonlar, fırsatçı organizmalar için eğilim artar.

Cilt ve saç üzerine etkisi

Stres sırasında kortizol ve diğer hormonların artışı ter bezlerinde daha çok yağ üretimine neden olur. Cilt protein sentezi zayıflar. Kollajen yapı hasarlanır. Böylece sivilce, ekzema, yaraların iyleşmesinde gecikmeye neden olur. Kadınlarda ve erkeklerde açıklanamayan saç kayıplarının nedeni stres olabilir. Stres saç büyüme periyodunu olumsuz etkiler. Saç teli kendini yenileme özelliğini kaybeder.

Tırnak yemek stres belirtisidir. Tırnaklar kırılgan hale gelir.

Endokrin sistem üzerine etkisi

Stres altında tiroid fonksiyonları yavaşlar, T4 ve T3 düzeyi düşer. T4 hormonunun T3 e dönüşümü azalır. Kortizol seviyesindeki artış TSH düzeyini azaltır. Kişi yorgunluk veya kilo kazanımı gibi hipotiroidizm yakınmaları gösterebilir.

Stres altında daha fazla enerji için karaciğer daha fazla şeker üretir. Kronik stres durumunda vücut bu şeker yükü ile baş edemez ve insülin direnci oluşabilir.

Kronik streste adrenal bezden kortizol üretimi artarken DHEA üretimi giderek azalır. Bu durum “pregnanolon çalma” olarak isimlendirilir.  Çünkü kortizol üretimi için pregnenolon havuzu kullanılır. Stresin monitorize edilmesinde kortizol/DHEA oranın kullanılabilir gösterge olduğunu düşünüyorum.

Yaşlanma üzerine etkisi

Kromozomların sonunda telomer adı verilen hücrenin ömrünü belirleyen bir bölge vardır. Süregen bir stres telomerleri kısaltarak yaşlanmayı hızlandırır.

Stresi yenmek için neler yapmalıyız ?

-Stresin farkında olmak sizi strese sokan nedenden uzaklaşmak için en önemli şeylerden birisidir. Eğer stresin farkında değilseniz yukarıdaki çeşitli belirtiler nedeni ile doktor doktor dolaşmanız kaçınılmazdır.

-Çalışırken parasempatik sistemi desteklemek için 90-120 dakikalık kısa mollalar verilmeli.

-Gün içinde derin nefes alıp verme egzersizleri yapmalısınız.

-Gün içinde uyku düzenini bozmamak şartı ile öğlen şekerlemesi yapmak

-Kaliteli gece uykusuna yönelik tedbirler almak

-Şekerden uzak durmak, yeterli ve dengeli beslenmek

-Egzersiz (endorfin ve serotinin salgısını artırır, sizi mutlu hisetirir.)

 

Evet tekrar soruyorum stres altında mısınız ?

Unutmayın:

Bir insanın kendine yaptığı kötülüğü bütün dünya birleşse ona yapamaz

 

Doç. Dr. Hasan Önal

 

Kaynaklar

1. Juster R-P, McEwen BS, Lupien SJ: Allostatic load biomarkers of chronic stress and impact on health and cognition. Neurosci Biobehav Rev. 2010, 35 (1): 2-16. 10.1016/j.neubiorev.2009.10.002.
2. Konturek PC, Brzozowski T, Konturek SJ. Stress and the gut: pathophysiology, clinical consequences, diagnostic approach and treatment options. Physiol Pharmacol. 2011 Dec;62(6):591-9.
3. Toufexis D, Rivarola MA, Lara H, Viau V. Stress and the reproductive axis. J Neuroendocrinol. 2014 Sep;26(9):573-86. doi: 10.1111/jne.12179.
4. Kotrschal A, Ilmonen P, Penn D: Stress impacts telomere dynamics. Biol Lett. 2007, 3: 128-130. 10.1098/rsbl.2006.0594.

 

Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin