İnsan sağlığı-İlaç firmaları-Hekimler ve Sahtekarlık

0
33

2004 yılında Türkiye’de 8,5-9 katrilyon lira aralığında (yaklaşık 6 milyar dolar) olan toplam devlet ilaç harcaması, 2005 yılında 11-11,5 katrilyon lira aralığına (yaklaşık 8.5 milyar dolar) çıkmış ve “devletin ilaca yaptığı harcama savunma harcaması ile başabaş” noktaya gelmiştir. Bazı ilaç firmaları, bu büyük pastayı hem daha da büyütmek hem de pastaki paylarını artırmak için bazı hekimlerle işbirliği yaparak devleti ve dolayısıyla da halkı soymaktadırlar.

Bültenimizin bu sayısında 8 Ekim 2006 tarihinde Vatan gazetesinden Hilal ÖZTÜRK’ün Roche ilaç şirketi ile ilgili haberini ve ünlü gazeteci Necati Doğru’nun bu haberle ilgili yorumunu okuyacaksınız.

Necati Doğru “Tamam da şeytan tek mi? Şeytan sadece Roche mi? Diğerleri ne oldu? Benzer yönetmelerele “devleti hastanesinden, SSK’sından, hasta olmuş yurttaşından” soyan ve pahalı ilaç sattan 29 yerli ve yabancı ilaç şirketinden daha söz ediliyordu. Onlar ne oldu?” diyor haklı olarak

Roche’un kirli çamaşırları

Roche ilaç şirketinin, doktorları nasıl rüşvetle satın alıp, hasta olmayanlara bile kendi ilaçlarını sattığı, personelin iç yazışmalarıyla gözler önüne serildi…

Uluslararası ilaç devi Roche’un NeoRecormon adlı kanser ilacını küçük bir depoya 88 milyon liraya, SSK’ya ise 230 milyona fatura ederek devleti 8.2 milyon YTL zarara uğrattığı skandalını ilk VATAN duyurmuştu. Bu haber üzerine Roche eski Genel Müdürü Faruk Yöneyman’ın da aralarında olduğu 17 kişi yargılanmaya başladı.

Roche’un ikinci skandalını da yine VATAN ortaya çıkardı. Firma bu kez Neupogen adlı kanser ilacıyla devleti 2.5 milyon YTL zarar ettirdi. Şimdi iki dosyanın birleştirilmesi bekleniyor.

Bu davalar kapsamında emniyet güçlerinin ilaç devinin bilgisayarlarında yaptığı incelemeler ise daha da korkunç skandalları ortaya çıkardı. Bilgisayarların şifrelerini, ilk skandalları basına sızdıran Roche yöneticilerinden Veysi Mungan sayesinde kırmayı başaran polis, Roche’un birçok rezil oyununu gözler önüne seren e-maillere ulaştı. İşte skandal yazışmalar…

1 – 150 doktora 850 YTL diskoya giriş parası

Bir e-mail’de, doktorların diskoya giriş ücretinin karşılaması isteniyor: “Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Onur Bey, 150 kişilik davetli topluluğunun Hilton Otel’deki eğlence için 850 YTL olan disko giriş ücretini finanse etmemizi istedi. Onur Bey bize çok yakın, Schering Plough’a (ilaç firması) mesafelidir. Roferon-A ve Pegasys’de (Kemoterapi ve Hepatit-C ilaçları) tam olarak destek vermektedir. Pegasys’in piyasaya çıktığı hafta, 4 hastanın Peg-İntron (Schering Plough’un ilacı) raporunu Pegasys’e çevirmiştir.”

2 – Doktor Bey bilgisayarına plazma monitör istiyor

Roche çalışanı C. C’den Ö. K’ya: “Siyami Ersek Hastanesi’nden Dr. B. Ç firmamızdan bilgisayarı için plazma monitör talep etmektedir. Hekim ürünlerimizin en büyük destekçisi olup, heyet raporu konusunda da her zaman yardımcı olmaktadır. Bu plazma monitörün fiyatı da 350 dolar+KDV olup, piyasadaki en düşük fiyattır.”

3 – Hastası olmayan ilçede yoktan hasta icat ettiler

Roche çalışanları M.E. ve S.Ç.’nin gönderdiği mail: “Kırklareli Kavaklı Belediyesi aracılığıyla 9 Ağustos 2004 tarihinden itibaren bir hafta süreyle osteoporoz, romatoid artrit, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obezite taraması yapacağız. Kavaklı yaklaşık 3500 nüfusa sahip, büyük çoğunluğu orta yaş ve üzeri. Kavaklı eczanesinde yaptığım reçete analizine göre osteoporoz ve obezite raporlu hastalar yok. Tarama sonucunda osteoporoz ve romatoid artrit tanısı koyulan hastalar Kırklareli Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. M.D.’ye, hipertansiyon, obezite tanısı koyulan hastalar da dahiliye uzmanı H.Y.’ye yönlendirilecek.”

4 – Doktor odası tadilatı için hastaların yarısına Roche

Yine bir Roche çalışanının maili: “B. Bey, devlet hastanesinde çalıştığı 4 arkadaşıyla ortak bir yer açıyor. Doktor odasının tadilatını talep ediyorlar. Devlet hastanesi hastalarının yüzde 50’sine, özel merkezde de yüzde 70’ine Neorecormon reçete edecekler. Tadilat tutarı 1.700 YTL.”

5 – 50 diyaliz makinesine süresiz NeoRecormon

Roche çalışanı K. E’den E. Ç’ye gönderilen mail: “Mıntıkam dahilinde bulunan U. Eczanesi sahibi B.U, P… Hospital yanında inşası devam etmekte olan binada açmak istediği diyaliz merkezi için 50 diyaliz makinesi istiyor. Bir yıl sonraki hedefi bu diyaliz ünitesindeki hasta sayısını 200’e ulaştırmak ve isteğinin karşılanması halinde daimi olarak hastalara NeoRecormon kullandırtmaktır.”

6 – 7500 YTL’lik alışveriş çeki karşılığında orduya ilaç

Ordudan bir hekimle anlaşan Roche çalışanı, alışveriş çeki karşılığında, askerlere Roche’un mantar ilaçlarını yazmasını sağladığını anlatıyor. Mantar ilacının yanısıra araya romatizma ilacı Tilcotil sıkıştırıldığı da dikkat çekiyor: “7500 YTL’lik GİMA çeki karşılığında, 66. Zırhlı Tugayı sorumlu hekimiyle, her bir celp döneminde birliğe katılan yeni erlere mantar taraması planlanmıştır… 2004 sonuna kadar 3 celp dönemindeki askerlere 3 bin 500 Oceral, 4 bin Oceral solüsyon ve 3 bin 500 kutu Tilcotil satışı hedeflenmektedir…”

7 – Profesör’e reçete karşılığı 10 bin YTL’lik bütçe

Roche çalışanı T.B’den T. Ü’ye gönderilen mail: “Prof. Dr. S.T ağırlığı herkesçe bilinen bir hekimdir. Bu hekimin özellikle talepleri ve reçeteleri tamamen bize dönmüş durumda. Başında bulunduğu B. Diyaliz Merkezi 2.5 ay gibi kısa bir zamanda 65 hastaya ulaştı. Hekim bizden acil olarak 10 bin YTL +KDV ’lik bir bütçe talep etmiş ve yıl içinde bizi çok zorlayacak isteklerde bulunmayacağını belirtmiştir. Ayrıca kongreler konusunda bizi rahatlatacak, 2-3 kişi birden götürün gibi talepleri olmayacak.”

8 – 110 hastaya kemik ölçümü yapıp 100’üne ilaç yazdılar

Skandal e-mailler arasında, 13 Ekim 2003’te Giresun Devlet Hastanesi’nin dolaylı olarak Roche’un sponsorluğunda ‘Hipertansiyon ve Osteoporoz Taraması’ yaptığı anlaşılıyor: “Hastane müdürü L. Bey taramayı yapabileceğimiz boş bir yer olmadığı için EKG odasını boşaltıp, bize tahsis etti. İhtiyacımızı sağlamak için başhemşireyi görevlendirdi.

Belediye meydanında bir gün önceden hazırladığım ve taramayı haber veren afişler astırdım. Belediyeden anonslar 4 gün önceden yapılmaya başlandı. Hatta yerel TV’lerden alt yazılar geçti. Tarama 09.00’da başladı ve hastalar tek tek içeri alınıp kemik ölçümü yapıldı. Sonuçlar Ortodontist Dr. B.T’ye ulaştırıldı. Doktorumuz karnesi yanında olanlara anında Rocaltrol (kemik erimesi ilacı, kutusu 100 YTL) yazarken, karnesi olmayanlara da reçete yazıp çarşamba günü hastaneye gelmelerini, bu ilacı uzun süre kullanılacağı için de rapor çıkarmaları konusunda bilgilendirdi.” Bu sırada oldukça şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkıyor.

Taramaya katılan 110 hastadan, 100’üne kemik erimesi teşhisi konuluyor. Roche çalışanı, mailinde çalışma arkadaşına bu mutluluk tablosunu anlatırken şu ifadeleri kullanıyor: “T.. Hanım, taramanın bir kaç dakikasını kameraya çektim. Sonra da kendime kızdım. ‘Keşke’ dedim, ‘Kamerayı bir yere sabitleseydim de, doktorun her reçeteye Rocaltroll (Roche’un kemik ilacı) yazdığını T… Hanım da görebilseydi. Benim gibi o da çok mutlu olurdu’ diye içimden geçirdim…”

Roche skandalı polis raporuna böyle yansıdı

Roche çalışanlarının bilgisayar kayıtlarında ortaya çıkan skandal yazışmalar İstanbul Organize Şube Müdürlüğü’nün raporunda çarpıcı bir değerlendirmeyle yer aldı. İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Mutlu Ekizoğlu ve 10 uzman polisin imzaladığı raporda varılan sonuçlar şöyle ifade edildi:

* İLAÇ YAZDIRMAK İÇİN HER YOLA BAŞVURDULAR: İlaçların tanıtımı ile ilgili kanun ve yönetmelikler gayet açık ve net olduğu halde, ne kanuna bakıldığı, ne yönetmeliklerle ilgilenildiği, hatta bununla da yetinilmeyip kendiliklerinden yönetmelikler icat edildiği gözlenmiştir. İlaçların daha fazla satılması ve insanlar hasta olsun olmasın ilaçlarının reçete edilmesi için her türlü yola başvurdukları anlaşılmıştır.
* BASİT HEDİYELERLE DOKTORLARI ETKİLEDİLER: Bazen çok basit bilgisayar, televizyon, klima gibi hediyelerle ya da kongre masraflarını karşılama ile bazen de muayenehane ya da polikliniklerinin tadilatlarında yardımcı olma gibi yöntemlerle doktorlarımızı etkiledikleri, bu sayede de ilaçlarının daha fazla reçete edilmesini sağladıkları görülmüştür.
* HASTA VE HASTALIK TÜRETTİLER: Herhangi bir kasabamızda ve ilçemizde, anlaştıkları bir doktorumuz vasıtasıyla gizli gizli sağlık taramaları düzenledikleri, sonucunda da yeni hastalar ya da hastalıklar türeterek sadece ilaçlarının reçetelenmesini sağladıkları görülmüştür.
* ECZA DEPOLARIYLA TEKEL KURDULAR: Ayrıca ecza depoları üzerinden uyguladıkları cezalandırma yöntemi ile SSK ihalelerine, sadece anlaşmalı oldukları ecza depolarını soktukları ve böylece tekel meydana getirerek toplu alım yaptığı halde sırf devlet kuruluşu olduğu için en yüksek fiyattan ilaç sattıkları görülmüştür.
* HİZMET FATURALARIYLA VERGİ KAÇIRDILAR: Ayrıca ‘hizmet faturası’ olarak adlandırılan sistem sayesinde de, ‘vergi vermekten kaçınarak’ açıkça vergi kaçırdıkları görülmüş ve bu hususlarla ilgili yeteri kadar e-mail kaydına rastlanmıştır.

 

Güneşe bakarsın.

Uzaklarda bir yıldız.
Ağaca bakarsın.

Yakmaya yarar dersin.
Suya bakarsın.

Aklına ıslanmak gelir.
Çiceğe bakarsın.

Doğanın müsrifliği sanırsın.
Kadına bakarsın.

Sadece cinsellik görürsün.

Çünkü sende aşk yoktur.
Türkiye’deki “büyük ilaç soygunu da” aşksız bakışa döndü; “ilaç satarak devleti soymak” deyince akla sadece Roche şirketi gelir oldu. Evet helal süt emmiş bir savcı (Nazmi Okumuş) çıktı, bilgi, belge, kanıt, ifade topladı, Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nin de helal süt emmiş polislerini harekete geçirdi, hep birlikte derinliğine indiler.

Neler çıkıyor neler!

Ahlaksız doktorlar, şirketlerin profesyonel yöneticileri, ahlaksız ecza depoları, gizli anlaşma yapmalar, sağlıklı binlerce insana “bunlarda kemik erimesi var” diye teşhis koydurup ömür boyu ilaç satımını sürdürmeler. Ölüm raporlarını değiştirmeler.

***

Tamam da şeytan tek mi?

Şeytan sadece Roche mi?

Diğerleri ne oldu?

Benzer yönetmelerele “devleti hastanesinden, SSK’sından, hasta olmuş yurttaşından” soyan ve pahalı ilaç sattan 29 yerli ve yabancı ilaç şirketinden daha söz ediliyordu.

Onlar ne oldu?

Biliyor musunuz? TIP Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer ile TIP Kurumu Başkanı Mehmet Altınok’tan aldığım bilgiye göre Türkiye’de “devletin ilaca yaptığı harcama savunma harcaması ile başabaş” noktaya gelmiştir.

Yılda 8.5 milyar dolar.

Çok büyük haracama!

Ve her yıl artmakta!

İki yil önce yani 2004 yılında 8,5-9 katrilyon lira aralığında (yaklaşık 6 milyar dolar) olan toplam devlet ilaç harcaması, 2005 yılında 11-11,5 katrilyon lira aralığına (yaklaşık 8.5 milyar dolar) çıkmıştır. Ve uzamanların altını çizerek yaptıkları uyarıya göre devletin ilaç harcamasındaki hızlı artış AKP iktidarının; “SSK’nın avantajlı ilaç alım modeleni” kaldırması üzerine bu boyuta gelmiştir.

***

Artış sürecektir.

Türkiye’nin 2005 yılındaki ilaç ve eczacılık ürünleri ithalatı 3 milyar dolara yaklaşmış, ilaç ihracatının ithalatı karşılama oranı yalnızca yüzde 8.5’da çakılıp kalmıştır. Küresel (çok uluslu) ilaç şirketleri, Türkiye ilaç pazarının yüzde 65’ni ele geçirmişlerdir ve 1996 yılında 12 bin 600 ton olan ilaç ham maddesi üretimi 2003 yılında yüzde 70 oranında gerileyerek sadece 3 bin 900 tona inmiştir.

Çok hızlı büyüyen.

Dışa bağımlığı artan.

İlaç hammadesi de üretemeyen ve ayrıca ilaç tüketiminin ulasal gelire oranı her yıl korkunç bir hızla artan böyle bir pazarda yerli ve yabancı ilaç şirketleri bir olarak ya da birbirlerinin “şeytanlıklarını” taklid ederek rekabetin de boynunu vuruyorlar. Devleti (Türkiye’yi ve son tahlilde halkı) soyuyorlar.

Roche’u anladık.

Öğrendik.

29 şirket daha vardı.

Onlar ne oldu?

 

Necati Doğru 8 Ekim 2006 Vatan

 

Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin