Damardan verilen C Vitamini kanseri tedavi edebilir mi?

0
108

Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, dalga dalga geliyor… Kanser ölüme en çok sebep olan hastalık unvanı için koroner kalp hastalığı ile yarışmakta. Tıptaki ilerlemeler kanserdeki artışı azaltmadığı dizginleyemiyor da

Son yıllarda bazı kanserlerin tedavisinde sağlanan ilerlemeler maalesef her kanser türü için geçerli değil. Ayrıca ilaç ve ışınla yapılan kanser tedavisi, hastanın hayat kalitesini ileri derecede bozuyor. Yıllardır kanser için alternatif ya da tamamlayıcı tedavi yöntemleri deneniyor. C vitamini bunlardan belki de en çok araştırılanı. 5 Ağustos 2008 tarihinde Amerikan Ulusal Bilimler Topluluğunun dergisinde yayınlanan bir araştırma, bilimsel ve aktüel medya tarafından flaş haber olarak lanse edildi(1). Hayvanlarda yapılan araştırmaya göre damardan verilen C vitamini birçok ağır kanser türünü tedavi etmekteydi. Aslında bu yeni bir konu değil, hele de Beslenme Bülteni okuyucuları için. Bu konuda geçen yıl oldukça kapsamlı bir yazımız çıkmıştı. Bültenimizin bu sayısında önce bahsedilen araştırmanın özetini daha sonra da editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın konu üzerindeki ayrıntılı yorumunu okuyacaksınız.

Damardan verilen C Vitamini kanseri tedavi edebilir mi?

Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, sürekli artıyor… Kanser ölüme en çok sebep olan hastalık unvanı için koroner kalp hastalığı ile yarışmakta. Tıptaki ilerlemeler kanserdeki artışı azaltmadığı dizginleyemiyor da. Son yıllarda bazı kanserlerin tedavisinde sağlanan ilerlemeler maalesef her kanser türü için geçerli değil. Ayrıca ilaç ve ışınla yapılan kanser tedavisi, hastanın hayat kalitesini bozuyor. Yıllardır kanser için alternatif ya da tamamlayıcı tedavi yöntemleri deneniyor. C vitamini bunlardan belki de en çok araştırılanı. 5 Ağustos 2008 tarihinde Amerikan Ulusal Bilimler Topluluğunun dergisinde yayınlanan bir araştırma, bilimsel ve aktüel medya tarafından flaş haber olarak lanse edildi(1).

Çalışmanın özeti

Çalışma National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) araştırmacıları tarafından yapılmış. Normalde C vitamini antioksidandır. Yani hücre ve dokuları serbest radikallerin tahribatından korur. C vitamini (askorbik asit) yüksek dozlarda verildiğinde tam tersine prooksidan olur ve hidrojen peroksit gibi hücreleri tahrip eden radikaller üretir. Bilim adamları bahsedilen çalışmayı yüksek C vitamininin kanser hücrelerini tahrip edeceği varsayıma dayanarak yapmışlar. Araştırmanın birinci aşamasında bilim adamları laboratuar şartlarında 43 kanserli ve 5 normal hücre dizisini C vitamini ile muamele etmişler ve kanser hücrelerinin %75’inin öldüğünü görmüşler. Peki normal hücrelere ne olmuş dersiniz? Bu hücreler tahrip olmamış, yani askorbik asit (C vitamini) normal hücrelerde serbest radikal üretmemişler.

Bu konu çok önemli çünkü bazı bilim adamları C vitamininin kanserde kesin zararlı olacağını söylüyorlar. Çünkü onlara göre C vitamini dozdan bağımsız olarak antioksidandır ve bu nedenle serbest radikaller azalacak ve kanser hücreleri ölmeyecektir. Bazı bilim adamları ise yüksek dozdaki C vitamininin prooksidan olduğunu ve kanser hücrelerini öldüreceğini kabul etmekte, fakat aynı zamanda normal hücrelerin de tahrip olacağını iddia etmektedirler.

Çalışmanın ikinci aşamasında bilim adamları yumurtalık, pankreas ve beyin (glioblastom) tümörü olan farelerin bir bölümüne yüksek dozda C vitamini enjeksiyonu, bir bölümüne ise plasebo enjeksiyonu yapmışlar. C vitamini enjeksiyonu yapılan farelerde tümör dokusunun büyümesi ve hacmi %41-53 oranında azalmış. C vitamini almayan grupta beyin tümörleri başka organlara sıçrarken (metastaz) C vitamini alan grupta metastaz olmamış.

Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yorumunu

Kanser doktorları hastalarındaki metastazları (kanserin başka dokulara sıçraması) saptamak için PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) taramaları yaparlar. Peki bu iş için hastaya ne verirler bilir misiniz? Radyoaktif madde ile işaretlenmiş glükoz. İşaretlenmiş glükoz eliyle koymuş gibi kanser dokusunu bulur. Neden derseniz?

Çünkü kanser hücreleri biricik enerji kaynakları olan glükozu çok severler. Bu yüzden kanser hücreleri bir vantuz gibi glükozu içlerine çekerler.

Kanser hücrelerinin şekere karşı olan aşırı ilgisi nereden gelmektedir?

Kanser hücreleri zorunlu anaerobdurlar. Yani oksijenli ortamı sevmezler ve bu ortamda enerji üretemezler. 1930’lu yıllarda Prof. Dr. Otto Warburg sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg’a Nobel (1932) ödülü kazandırmıştır (2).

Otto Warburg’a göre kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler enerji elde etmek için oksijene ihtiyaç duyarken kanser hücreleri oksijenden kaçınırlar. Vücudun normal hücreleri, enerjileri için hem oksijenli (aerobik), hem de oksijensiz (anaerobik) metabolizma yollarını kullanırlarken kanser hücreleri sadece oksijensiz (anaerobik) metabolizma yolunu kullanabilirler.

Örneğin bir mol glükozdan oksijenli ortamda 36 ATP elde edilirken oksijensiz ortamda sadece 2ATP enerji elde edilebilir. Örneğin bir mol yağ asidinden oksijenli ortamda 131 ATP elde edilirken oksijensiz ortamda hiç enerji elde edilmez.

Kanser hücresi devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için ona şeker vermezseniz.

Hatırlarsanız bültenimizin eski sayılarından birinin başlığı şöyle idi. “Kanser en çok neyi sever?” Cevap basit… Tabii ki şekeri.

C vitamini-kanser ilişkileri

Yazımızın başlığı C vitamini ile ilgiliydi. Ama şimdiye kadar hep şeker-kanser ilişkilerini irdeledik. Yoksa kanserin C vitamini ile bir ilişkisi mi var?

Bilindiği gibi her kronik hastada C vitamini düzeyleri çok düşüktür. Fakat kanser hastalarının C vitamini düzeyleri diğerlerine göre çok daha düşüktür. Çünkü kanser hücreleri C vitaminini de tıpkı glükoz gibi emerler. Vücudun zaten az olan C vitamini depolarını iyice tüketirler (3,4). Biliyorsunuz kanser doktorlarının çoğu tedavilerini bozacağı korkusuyla C vitaminini kullanmaktan kaçınırlar. Ayrıca hastanın iştahının kesilmesi nedeni ile alınan C vitamini de azalmıştır.

Kanser hücreleri C vitaminini sever mi?

Aslında hayır. Ama onu glükoz zannederler. Çünkü C vitamininin yapısı glükoza çok benzer.

Bu nedenle kanser hücreleri C vitaminini glükoz zannederek sünger gibi içlerine çekerler. Eğer kanda çok yüksek miktarda askorbik asit varsa, kanserli dokuya geçen C vitamini miktarı da artar(5). Aslında kanser dokusunun başı fena halde belaya girecektir. Ama bunu bilmemektedir. Ama bu durumu onlar gibi bilmeyen doktorlar yaşamlarını sürdürmelerine izin verecektir.

Bir antioksidan olan C vitamini kanser hücrelerinin tahribatını engeller mi?

Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi serbest radikalleri artırarak kanser hücrelerini tahrip ederler. Birçok kanser doktoruna göre C vitamini gibi antioksidanlar (serbest oksijen radikali temizleyicileri) kanser hücrelerinin tahribatını engellerler ve bu yüzden kanser tedavisi sırasında kesinlikle kullanılmamalıdırlar.

Bu durum birçok vitamin ve mineral eksikliğine yol açar. Vücut direnci düşer, hasta çabuk yorulur ve sık sık ağır enfeksiyonlar geçirmeye başlar. Birçok kanser doktoruna göre bu kaçınılmaz bir durumdur ve sineye çekilmelidir. Ama bu sineye çekilen komplikasyonlar hastanın hayatını tehdit eder ya da en azından yaşam kalitesini bozar.

C vitamini gibi antioksidanlar gerçekten de kanser tedavisini bozar mı?

C vitamini normal dokularda ve oksijenli ortamda bir antioksidandır (serbest oksijen radikallerini temizleyerek doku tahribini engeller). Fakat Kanser dokusunun farklı metabolizması nedeni ile yüksek dozdaki C vitamini hücre içindeki bakır ve demir ile reaksiyona girerek prooksidan (oksijen radikali oluşturucu) haline geçer. Bu reaksiyonlar sonucunda küçük miktarlarda hidrojen peroksit denilen serbest radikal oluşur. Kanser hücresinde katalaz denilen antioksidan miktarı çok düşüktür. Bu nedenle peroksitler kanserli hücrelerde oluşan hidrojen peroksiti nötralize edemez ve onları tahrip ederler (5). Normal dokularda yeteri kadar katalaz olduğu için hidrojen pereoksit sağlıklı hücreleri tahrip edemez.

Sonuç olarak C vitamini gibi antioksidanlar farklı metabolizmaları nedeni ile kanser dokusunda nitelik değiştirerek oksidan olurlar. Yani serbest radikal oluşturarak kanser hücrelerini öldürürler. Halbuki sağlam dokularda antioksidan olup onları tahribattan korurlar. Anlayacağınız tam bir nokta atışı

1
2
3
Paylaş

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin