Otistik çocuklarda mide-bağırsak sorunları ve çözümleri

1
819

Otizm son yıllarda önü alınamayan salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor; tıpkı veba gibi. ABD’de her 150 çocuktan biri otistik. Sıklık iyi bilinmemekle birlikte otizm Türkiye’de de bir çığ gibi artmakta.

Eğer gerekli tedbirleri almazsak, gelecek nesiller şimdikilerinden de çok tahrip olacak.

Maalesef -hepsi olmasa da- birçok çocuk psikiatristi ve nöroloji uzmanı otistik çocukların anne babalarına, otizmin bilinen bir nedeni olmadığını, hiçbir zaman düzelemeyeceğini söyleyip çocuklara çeşitli ilaçları vermekte ve onları bazı eğitim merkezlerine yönlendirmekteler.

Tabii ki esas neden ortadan kaldırılmadığı için eğitimden de istenen yarar sağlanamamakta, yıllar süren çabalar anne-babaları bir taraftan maddi zarara uğratmakta diğer taraftan da umutsuzluğa sürüklemektedir.

Bereket ki son yıllarda yapılan araştırma ve uygulamalar, otizmin gizlerini hızla çözmeye başladı. Otizmi tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak lanse eden klasik tıbbın gericileri (tıp dininin papazları !) ne kadar karşı çıksa da, ya da en hafif deyimi ile burun kıvırsa da artık otizmin bilimsel ve etkili bir tedavisi var.

Bu tedavinin başlıca unsurları şunlar;

1. Diyet
2. Vitamin, mineral, aminoasit vb takviyesi
3. Mide-bağırsak sorunlarının kontrol altına alınması
4. Ağır metaller ve toksinlerin temizlenmesi
5. Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT)
6. Eğitim

Bu altı unsur bir arada olmadan etkin bir tedavi yapmak mümkün değildir. Ama mevcut basamaklar içinde belki de en önemlileri ve öncelikli olarak yapılması gerekenler diyet, besin takviyeleri ve mide-bağırsak sorunlarının kontrol altına alınmasıdır. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın otizmin ve birçok kronik hastalığın tedavisindeki önemli unsurlardan biri olan, fakat klasik tıp uygulamasında genellikle gözardı edilen bir problemi, mide-bağırsak sorunlarını irdeleyecek. Kaçırmayın…

Otistik çocuklarda mide-bağırsak sorunları ve çözümleri

Son yapılan araştırmalar otizmin, sindirim sisteminde başlayan, sonuçlarını beyinde gösteren bir hastalık tablosu olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim otistik çocukların %76 ile %100’ünde mide-bağırsak problemi vardır. Bu problemler karın ağrısı, sık sık geceleri uyanma, karın üzerine yatma, kronik ishal, kabızlık, ağız kokusu, gaz çıkarma ve geğirme şikayetleri ile karşımıza çıkar. Dışkı çoğu kez pis kokulu olup, sindirilmemiş yiyecek parçaları ve yağ içerebilir. Otistik çocukların geçmişe yönelik dikkatli bir sorgulaması yapıldığında hastalık tablosunun gaz sancıları ve sık sık geceleri uyanma gibi mide-bağırsak şikayetleri ile başladığı ortaya konulabilir.

Başlıca mide-bağırsak sorunları

  • Otistik çocuklarda sindirim enzimlerinde tahribat ya da işlevsel bozukluk nedeni ile protein, yağ ve şekerlerin parçalanarak küçük birimlerine indirgenmesi, yani sindirilmesi büyük ölçüde aksar.
  • Başta sekretin olmak üzere sindirime yardımcı olan mide-bağırsak sıvılarının miktarı azalır.
  • Bağırsakta bulunan vitamin, mineral, protein, yağ, şeker ve diğer besinlerin emilerek kana geçmesi azalır.
  • Buna karşılık bağırsak geçirgenliği arttığından normalde kana geçmeyen bazı sindirilmemiş yiyecek parçaları ve toksik maddeler kana geçer.
  • Bağırsaktaki faydalı mikroorganizmalar denilen probiyotiklerin (Lactobacillus, Bifidobacterium vb) sayısı azalmıştır. Buna karşılık normal bir kişinin bağırsağında az bulunan ve hastalık yapma yeteneği olan mikroorganizmaların sayısı artmıştır. Bunların başında pamukçuk mantarı (Candida) ve Clostridium isimli bakteriler gelir.
  • Reflü sıktır. Yemek borusundan makata kadar bütün bağırsak iltihaplıdır (özofajit, gastrit, duodenit, enterit, kolit).

Sindirim fonksiyonları neden bozulur?

Otistik hastalarda sindirim fonksiyonlarını bozan temel nedenler ağır metaller, antibiyotikler ve diğer toksik maddelerdir. Diğer nedenler arasında enfeksiyonlar (Kızamık, HHV6, CMV, Streptococcus, Clostridia, Borrelia, Candida) ve beyin kan akımında azalma gelmektedir.

Otizm klasik bir gen hastalığı değildir. Ama genetik yatkınlık (gen polimorfizmleri) nedeni ile bazı çocuklar bu toksinler ve enfeksiyonlar ile yeterince baş edememektedirler. Gen polimorfizmleri onbinlerce yıldan beri var olmalarına karşın otizm tablosuna neden olmamışlardır. , Ancak son yüzyılda artan çevre kirliliği nedeni ile otizmde tam anlamı ile bir patlama olmuştur. Yani otizmi sadece gen polimorfizmlerinin varlığına bağlamak son derece yanıltıcıdır. Üstelik çevresel zararlılar azaltılırsa sadece gen polimorfizmlerinin varlığı otizm tablosuna neden olmamaktadır.

Şekil 1. Otizmin muhtemel oluş mekanizması
Probiyotiklerin insan sağlığındaki önemi

Otizm tablosundaki çocuğun en önemli özelliklerinden biri bağırsaklarında bulunan faydalı mikroorganizmaların (probiyotikler) azalmasıdır. Konuyu iyi anlayabilmek için önce probiyotiklerin ne olduğu ve ne işlere yaradığını görelim?

Yeterli miktarda yenildiğinde insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalara (bakteri ve daha az oranda da mantarlar) probiyotik denir. Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran ve/veya aktivitesini uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere (besinsel lifler gibi) ise prebiyotik denir.

Probiyotiklerin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kitab-ı Mukaddesin Farsça bir versiyonunda Hazret-i İbrahim’in uzun yaşaması (yüzlerce yıl!), fermente süt ürünlerini (yoğurt, kefir, peynir vb) çok tüketmesine bağlanmıştır (Genesis, yaradılış, tekvin”18:8). MÖ 76 yılında Roma tarihçisi Plinius ishal tedavisinde fermente süt ürünlerinin kullanılmasını salık vermiştir.

1912 Nobel Tıp Ödülünü kazanan Rus bilim adamı Élie Metchnikoff bilim dünyasında probiyotiklerin kaşifi sayılabilir. Metchnikoff yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan asit yapan mikroorganizmaların bağırsaktaki hastalık yapan mikroorganizmaları nötralize ettiğini saptamıştır. Metchnikoff Bulgaristan ve Kafkasya’da yaşayan insanların uzun ömürlü olmasını probiyotiklerden zengin gıdaların fazla tüketilmesiyle açıklamıştır.

Probiyotiklerin özellikleri ve görevleri

Erişkin bir insanın bağırsakta bulunan dışkı miktarı genellikle 3 kg civarında olup bunun yarısını (1.5kg), bakteriler oluşturur. Bağırsakta 100 trilyon bakteri bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunlar yaklaşık 500 çeşittir.

İnsan vücudunda doku ve organları oluşturan hücrelerin sayısı da yaklaşık 100 trilyondur. Yani erişkin bir insanın vücudunda yaklaşık 200 trilyon hücrenin yarısını probiyotkler oluşturur. Bu bakteriler ve mantarlar 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan mukozayı koruyucu bir tabaka şeklinde döşer. Probiyotiklerin çok sayıda görevleri vardır (Tablo 1).

Tablo 1. Probiyotiklerin görevleri

  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek.
  • Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.
  • Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb) sentezini yapmak.
  • Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.
  • Toksinlerin kan dolaşımına geçmesini engellemek.
  • Besin alerjilerini ve ekzemayı önlemek.
  • Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek.
  • Kanseri önlemek.
  • Yaşlanmayı yavaşlatmak.
  • Depresyonu hafifletmek.
  • Otizm bulgularını hafifletmek.
  • İshali önlemek ve tedavi etmek.
  • İdrar yolu iltihaplarını önlemek.
  • Kabızlığı tedavi etmek.
  • Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak.
  • Otoimmün hastalıklardan korumak
1
2
Paylaş

1 Yorum

Katkı ve yorumlarınızı ekleyin